10 ekim 2017 dream theater istanbul konseri

harley davutoğlu harley davutoğlu
instela yazarlarından kimsenin hakkında yazmadığı konser. haftaiçi diye kimse gelmedi galiba buradan. ekşiciler var sadece sanırım. ben mi? ben sahne önündeyim. bekliyoruz
james hetfield ın dayıoğlu james hetfield ın dayıoğlu
sahne önünden takip ettiğim konser. petrucci başgan'ın kanadından, sahneye sadece 3 metre uzaklıktan seyretim. aslında niyetim önlere gitmek değildi, sahne önü ile arka bölümü birbirinden ayıran demirlerin oradan seyretmekti niyetim, kardeşim "abi önlere gidelim" diye tutturunca onu kırmamak için gittim önlere.

john petrucci gitar çalmak eyleminin anasını avradını sikti bıraktı, öldük zevkten. myung'un pastorius jesti, mangini'nin hayvani bateri solosu da güzeldi., enter sandman'de seyirci resmen kudurdu. setlist açısından bakarsak, iyi ki images and words'ün 25. yılı olayını yapmışlar, komple çalmaları muhteşem oldu. onun yerine dinlemekten pek zevk almadığım son albümlerden şarkılar çalsalardı, bu kadar keyifli olmazdı. finali a change of seasons ile yapmaları resmen fatality oldu. konseri alıp götüren petrucci'nin tek ayıbı, acos'un sonundaki muhteşem soloyu birebir çalmak yerine alakasız bir solo çalması oldu. lan o solo şarkının en güzel yeri, senin de bugüne kadar yazdığın en harika sololardan biri. bir tek bu hayal kırıklığı oldu benim için.
badass badass
"artık ölebilirim." dedirten konser.

öncelikle en hoşuma gitmeyen olaylardan birisi bu konserde yaşanmadı. 20.30 sahneye çıkış yazdılar ve tam 20.30'da çıktılar. şov 180 dakika dediler, tam 23.30'da bitirdiler. 20 dakika ara veriyoruz dediler, tam 20 dakikada geldiler. önemli şeyler bunlar. bir albümün 25. yıl turnesine çıkmış bir grubun assolist tribine girmeden, "yaa beklesinler işte" tribi atmadan bu kadar dakik davranması çok önemli.

10 üzerinden 11 alacak bir setlist oluşturmuşlar. birileriyle anlaşıp manowar'ın yaptığı gibi konserin tarzına özel bir görsel şov (video-slayt vs.) hazırlasalardı 15 alırdı. ama ilginç bir sadeliği de vardı, kicklerdeki logolar hariç gruba dair hiçbir şey yoktu.

gelelim performanslara.

james labrie ile başlamak istiyorum. kendisinin vokal performansını albüm-canlı olarak ayırırım. albüm kayıtlarına bayılırken canlılardan tiksinirim. özellikle bu turnedeki bazı konserlerin* kayıtlarını dinlediğimde az kalsın konsere gitmekten vazgeçiyordum, ki vazgeçen arkadaşlarım da oldu. konser başlamadan umutsuz olsam da daha önceki konserlerine gitmiş bir arkadaşım "bunlara istanbul'da bir haller oluyor, hayvanlaşıyorlar" dedi, ki öyle de oldu. günün şartları altında (yaşı, kilosu, değişen vücut yapısı, diğer konserlerdeki performansları) değerlendirirsek labrie 10 üzerinden 9'luk bir performans sergiledi. çıkabildiği notaya çıktı, çıkamayacağı notaya çıkmaya çalışıp şarkıyı batırmak yerine farklı bir şeyler yaptı, ama yine de dinletti.

mike mangini kişisinin hakkında pek bilgim yok. zaten portnoy sonrası dream theater hiç ilgi alanıma girmedi bile. arkadaşlarımdan gelen yorumlar ise genel olarak "çalıyor ama yazamıyor" şeklindeydi, ve onu gördüm. portnoy yokluğu grup için cidden bir eksiklik çünkü o davul sololarında falan hiç ekstrem şeyler yapmadı. iyi bir davul soloya örnek olarak megadeth'in rude awakening setlistinde jimmy degrasso'nun she wolf'ta attığı soloyu verebilirim. ama bunu değil. as i am'in de içine sıçtı zaten. neyse.

jordan rudess sahnede devleşti. öyle hayvani partisyonları o kadar rahat şekilde çalması, enstrüman hakimiyeti, armonik zekası ve sahne enerjisi göz önünde birleşince izleyiciler için resmen şölen vardı.

john myung kişisini hiç anlayamadım. hayır petrucci denen adam zaten deli, saçma sapan riffler yazıyor. sen neden ona ayak uydurmaya çalışıyorsun? hayvanlık genetik heralde adamın ailede. konserde beni en çok güldüren olaylardan birisi myung'ın as i am'den önce bass solo atmadan labrie'nin takdimi esnasında sakin sakin yere bakıp sol eliyle klavyede yürümeleriydi. adam cidden çalıyor arkadaşlar. o kadar zor partisyonları o temizlikte çalacak adam yok.

gelelim john petrucci the magnificent'a.

sonunda yıllar süren hayranlığımı adamın 3-5 metre ötesinde salyalarımı akıtarak törpüledim. adam cidden hem çalım alanında, hem de ton alanında albüm kaydını aratmayacak bir performans koydu ortaya. ki her babayiğidin harcı değildir bunu yapmak. bu kadar iyi çalan bir adam bir de temiz çalınca, hele tonlar da güzelse tadından yenmiyor. fakat benim hayatımı değiştiren şarkılardan birisi olan take the time'ın sonunda attığı soloyu takdir edemedim, ki albümde şarkı albümde solo atarken sönerek bitiyor diye hep merak etmiştim nasıl devam ettiğini. fakat petrucci beni üzdü, take the time'dan alabildiğine uzak bir solo atıp sadece gitardan anlamayanları, yeni gitaristleri veya otuzbircileri tatmin edecek hareketler yaptı. harici çok iyiydi.

gitmeyenler çok şey kaçırdı. bir daha hiçbir turnede images and words (belki 1-2 şarkısı) veya a change of seasons çalacaklarını düşünmüyorum. müthiş bir konserdi.
harley davutoğlu harley davutoğlu
setlist'i şu şekildeydi:

act i
the dark eternal night
the bigger picture
hell's kitchen
the gift of music
our new world
portrait of tracy
(jaco pastorius cover)
as i am
(bridged with an excerpt of metallica's 'enter sandman')
breaking all illusions

act ii
pull me under
another day
take the time
(extended outro with a john petrucci guitar solo)
surrounded
metropolis pt. 1: the miracle and the sleeper
(with a drum solo by mike mangini)
under a glass moon
wait for sleep
(with extended keyboard intro by jordan rudess)
learning to live

encore:
a change of seasons: i the crimson sunrise
a change of seasons: ii innocence
a change of seasons: iii carpe diem
a change of seasons: iv the darkest of winters
a change of seasons: v another world
a change of seasons: vi the inevitable summer
a change of seasons: vii the crimson sunset