16 mart katliamı

1 /
hose kutinyo hose kutinyo
16 mart 1978 yılında istanbul üniversitesinden çıkan devrimci öğrencilerin üzerine, eczacılık fakültesi önünde, faşistler tarafından bomba atılması sonucu gerçekleştirilen katliam. bu katliamda 7 devrimci üniversite öğrencisi hayatını kaybetmiştir.
bulletproof bulletproof
üniversiteden çıkmak istemeyen öğrencilerin polis tarafından çıkarıldığı, çıkışta polis tarafından sözlü tacize uğradığı, bombayı atıp kaçanları kovalayan polislere "durun, koşmayın" emrinin verildiği katliamdır. evet, 8-10 gün öncesinden bilinmektedir ve polis desteğiyle yapılmıştır.

belki alakalıdır:
(bkz: reşat altay)
(bkz: mehmet gül)

olaydan sonra hastanede tedavi gören yaralı öğrenciler olayı şöyle aktarmıştır:
"olay günü her zamankinden farklı olarak yeterli polis yoktu. derse giriş ve çıkışlarda okul koridorlarında sağcıların sataşmalarına ve saldırılarına uğradık. her zaman olduğu gibi ders bitimi okuldan güvenli bir şekilde ayrılmak için bahçede toplandık. 200-250 kişilik sağcı grup merkez binanın kapısı önünde toplanmış 'komünistler moskova'ya' diye bağırıyordu. çıkmadan önce başkomiser behzat'a grubu dağıtmalarını aksi halde çıkmayacağımızı söyledik. başkomiser behzat bunların lideri mehmet gül ile konuşarak grubu bir basamak geri çekerek önlerine 4-5 polis dizmekle yetindi. sonra bize çıkabileceğimizi bildirdi. bize hergün dağılma yerimiz olan eczacılık fakültesi'ne kadar eşlik eden polis olay günü merkez bina önünde bizi terketti. 100 metrelik mesafede korumasız yürüdük, önce üzerimize dinamit atıldı, sonra silahla tarandık."
baydüdük baydüdük
16 mart katliamı davasının düşmesi, ergenekoncuları yargılayarak katillerin sadece bir kısmını mahkum eden akp'den demokrasi medet uman tüm liberal çevrelerin ve pek tabii ulusalcıların suratında bir keskin tokat gibi çarpacağı açıktır. keza yine olan istanbul beyazıt'ta öldürülen devrimcilere, ilerici öğrencilere olmuştur... bu girinin yazılmasının nedeni o öğrencilerin mazlumiyetine zemin aramak değil, sadece kapitalist iktidarların faşist yüzünün çıplak gözle görülebilirliğidir.
mental retardasyon mental retardasyon
faşist piyon zülküf isotun sebep olduğu katliamdır. tek sebebi o değildir elbette, polislerle iş birliği içerisinde kanına girilmiştir 7 gencin.(7 ölü 40 yaralı) ayrıca abdullah çatlı işi yürütendir.en tepeden.
zülküf isot pişman olmuştur, teslim olmak istemiştir. ülkücü arkadaşı tarafından öldürülmüştür.
tekillaseventavşan tekillaseventavşan
16 mart 2010 tarihinde istanbul üniversitesibeyazıt merkez kampüs girişi önünde 600'e yakın ilerici, devrimci, yurtsever öğrenci tarafından anması yapılmış katliamların tarihidir. 70lerde beyazıt'ta, 80'lerde halepçe'de katledilenlerin hesabını soran gençler her yıl olduğu gibi bu yıl da alanlarda yerlerini almışlardır. anma sırasında sık sık beyazıt faşizme mezar olacak, kürdistan goristan jibo faşistan* devrim şehitleri ölümsüzdür, şehit na mırın*, katil devlet hesap verecek sloganları atılmış faşistlerden ve işbirlikçilerden hesap sorulması talebi yükseltilmiştir.
nuto nuto
defalarca yaptığını o gün beyazıt meydanında tekrar edenler kadar olup da bir kez olsun görevini tam yapamayan türkiye'nin hikayesi aslında 16 mart katliamı. silinemeyen ama hiç bir zaman olmamış gibi davranılan, böylelikle kurbanların suçlu ilan edilebildiği günlerin özeti. köşebaşını tutanların geleceğe teminat olan geçmişlerinin resmi.
anarşistkedi anarşistkedi
bugün üzerinden tam 34 yıl geçmiş olan katliamdır. istanbul üniversitesi eczacılık fakültesi önünde 7 genç öldürüldü, onlarcası yaralandı. polis yine izledi. polis yine cezalandırılmadı. devletin memurları yine kutsandı.

ülkücü gruplar içerisindeki bir istihbaratçı bu saldırıyı haber vermiş idi. istihbarat notu kanıtlandı, mahkemeye sunuldu. solcu gençlerin üzerine bomba atıldığı ve silahlarla taranacakları biliniyordu, oldu. polis ve istihbaratçılar izin verdi. bu cinayetle ilgili tek bir memura ihtar verildi. bunun dışında hiç kimse ceza almadı.


abdullah şimşek türkiye işçi partisi
baki ekiz ilerici gençlik derneği
cemil sönmez türkiye işçi partisi
hamit akıl türkiye işçi partisi
hatice özen dev-genç
murat kurt ilerici gençlik derneği
turan ören ilerici gençlik derneği


maszn maszn
bu gün 16 mart,
sanki dün gibi '78.
infilak
beyazıt paramparça.
7 genç
yediveren gülleri
kan ve gül.
karanlık ve sıcak
yerde bir kitap
artık okunmayacak.
maszn
ayıplı mal ayıplı mal
çitler kesilir birer birer
cop ve bomba alt edilirler
biz ki gürleyen birer volkanız
beyazıt patlayan krater

mart'ın onaltısında yedi can
düştük gün ortasında yedi can
bin dallı yasemen olup yeşerdik
faşizmin karşısında yedi can

çaldığım özgürlük ateşini
ülkemin koynunda büyütmek
değil lale bahçelerinden değil
barut yakan avazdan geçer
barut yakan soluktan geçer
kim labu kim labu
''bir elinde kitapları türküleriyle geldiler
dalga dalga aydınlık dalga dalga aydınlık oldular
yürüdüler karanlığın karanlığın üstüne
meydanları zapt ettiler meydanları zapt ettiler yine

beyazıt`ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı şahmeranın mağarasını

daha gün o gün değil derlenip dürülmesin bayraklar
uzaktan duyduğunuz çakalların ulumasıdır
safları sıklaştırın safları sıklaştırın çocuklar
bu kavga faşizme karşı bu kavga hürriyet kavgası.''

nazım hikmet




bugün de haykırdığımız gibi; beyazıt faşizme mezar olacak!
umut taciri umut taciri
hatice özen
ahmet turan
ören cemil sönmez
abdullah şimşek
hamit akıl
murat kurt
baki ekiz

beyazit'tan
şemdinli'ye
katleden ayni

pankartlarımızla, sloganlarımızla alanı doldurduğumuzda, "aradan o kadar yıl geçmiş, ne gereği var kaşıyorsunuz bu olayları" demişti bir polis şefi. oysa biz hafızamızla güçlüydük. unutmamızı istedikleri, dün değil bugündü.
beyazıt'ı unutsaydık, nasıl anlardık şemdinli'deki katillerin kimliğini. maraş'ı unutsaydık, gazi'de nasıl bilirdik saldıranın kontrgerilla olduğunu. unutsaydık nasıl derdik susurluk devlettir diye.
neden unutalım 16 mart'ı, maraş'ı, sivas'ı, gazi'yi... nasıl unutalım. unutmak kaybetmektir; yalnız geçmişini değil, geleceğini de kaybetmektir. kaybetmemek için unutmamak zorundayız.
16 mart katliamı'nın üzerinden 28 yıl geçti.
bizim ölülerimiz yatıyor beyazıt meydanı'nda.
o gün beyazıt meydanı'nda kanlar içinde yatan hatice özen, ahmet turan ören, cemil sönmez, murat kurt, abdullah şimşek, hamit akıl, baki ekiz, o günden bu yana gençliğimizin faşizme, kontrgerillaya karşı öfkesinin simgesi oldular.
o gün atılan bombalar, devletin halkına ve gençliğine düşman olduğunun kanıtı oldu. fakat sindiremediler gençliğimizi.
her 16 mart'ta beyazıt meydanı'nda, yumruklarını havaya kaldırıp saygı duruşu yapanların kimi, o zamanlar daha doğmamıştı bile. hiç görmedikleri, tanımadıkları, aynı dönemde yaşamadıkları ağabeylerinin, ablalarının bayrağını taşıyorlar şimdi. bu bile tek başına, beyazıt'ta ve sonra onlarca yerde onlarca kez üzerimizde patlatılan bombaların gençliğimizi teslim alamadığını göstermiyor mu?
16 mart, faşist kitle katliamlarının "ilk"lerinden biriydi. unutturmamak, onun için özellikle önemli ve gerekliydi.
katliamcıların hala bu ülkeyi yönettiğini, o günden beri de hala kan dökmeye devam ettiklerini ve buldukları her fırsatta, meydanları yeniden barut kokusu, ceset parçaları kaplayacağını bilelim diye unutmuyor ve unutturmuyoruz. işte bunun için daha on yıllar da geçse, unutmamak için nedenlerimiz geçerliliğini koruyacak.
1978 yılının 16 mart'ında istanbul üniversitesi'nden toplu olarak çıkan devrimci öğrencilerin üzerine, bombalar yağdırıldı. 7 devrimci, ilerici öğrenci can verdi bu katliamda. 40'ı aşkın öğrenci yaralandı, sakat kaldı.
ordu, polis ve mhp'li sivil faşistlerin tam bir işbirliğiyle gerçekleştirilmişti katliam.
7 öğrenciyi katleden bombaları kontrgerilla elemanı emekli yüzbaşı ali çeviker hazırlamıştı.
toplum polis müdür vekili murat nabioğlu, o gün beyazıt bölgesinde görevli polislere "ortalıkta dolaşmayın" emri vermiş, katiller için meydanı boşaltmıştı. polis şefi reşat altay ise, saldırının ardından katliamcıların güvenliğini alıp kaçmalarını sağlamıştı.
katliamı bizzat gerçekleştirenler ise, ülkü ocakları'ndan zülfikar isot, latif aktı, polisler mustafa doğan ve sıddık sıtkı polat'tı. katliamı planlayıp uygulattıran faşist şef abdullah çatlı'ydı.
faşist terörün kitle katliamları boyutuna tırmandırılması kararı ise "devletin zirvesi"nin kararıydı.
adı geçenlerin hepsi, o günden sonra benzer saldırılarını sürdürdüler. sorgulanmadılar, yargılanmadılar, terfi ettirildiler.
deşifre olan elemanların yerini yenileri aldı, ama mekanizma hep aynı kaldı.
bu mekanizmanın çarklarını beyazıt'ta, maraş'ta, 1 mayıs 1977 katliamı'nda gördüğünüz gibi, sivas'ta, gazi'de de görebilirsiniz, susurluk'ta, şemdinli'de de gördüğümüz aynı mekanizmadır.
van'da bir savcı orgeneral büyükanıt'ı şemdinli'den dolayı suçladı diye ortalık ayağa kalkıyor. bu suçlama azdır, hafiftir. sadece büyükanıt değil, tüm ordu polis zirvesi ve sadece şemdinli'den değil, ta 16 mart katliamı'na kadar uzanan bir tarihten, "bin operasyon"dan sorumludurlar.
hatırlamak ve hatırlatmak güçlendirir bizi. gerçeğin silahıyla donatır. öfkemizin erimesini, hesap sorma isteğimizin körelmesini engeller. bu düzenin gerçek niteliğini unutmamak ve adaletin yolunu şaşırmamak için, 16 martlar'ı unutmamak, unutturmamak şarttır.

yuruyus yuruyus
toprakta adı kalan adam toprakta adı kalan adam
35 yıl önce bugün, "düzenli katliamlar ülkesi" türkiye'de polis eliyle organize edilen katliamdır. bombayı atan ülkücü zülküf isot, alana polis otosuyla getirildiğini ve bombayı attıktan sonra tekrar polis otosuyla alandan uzaklaştırıldığını vicdan azabı ve göz yaşları içinde öz ablasına anlatmıştır.

ablası ise bütün bunları, bombacı kardeşi, pişman olduğu için yine başka bir ülkücü latif aktı tarafından öldürülünce can dündar'a anlatmış ve can dündar belgeselini çekmiştir.

bombacıyı kovalayan polisleri durduran genç komiser muavini reşat altay ise yıllar sonra hrant dink cinayetinde trabzon emniyet müdürü olarak karşımıza çıkmış ve yine "kusursuz" bunumuştur.

yüzlerce binlerce kez yazılsın ki bunlar, "mart'ın 16'sında düşen 7 can" unutulmadıklarını görsünler.

umarım gün gelir, "katillerimiz nerede" sorularına da yanıt verilir.
1 /