19 yaşında hayatı anladığını sanan geri zekalılar

48 /
adıgibieminadam adıgibieminadam
çanakkale'de 15 yaşında , "yaşamak veya yaşatmak" arasında tercih yapabilecek kadar olgunlaşabilen çocukların soydaşları, 19 yaşında hayli hayli hayatı anlayabilir.
genzo wakabayashi genzo wakabayashi
bakın 900 e yakın giri girilmiş ve geçmişten bugüne 500 e yakınını okumuşumdur
kafadan atmamız gereken düşünceler nelerdir? önce şurada bir anlaşalım.

-hayat acı çekerek öğrenilmez.
ben çok acı çektim, x çok acı çekti annesini doğarken kaybetti, sefalet çekti, babasından dayak yedi 10 yaşında çalışmaya başladı vs. bu hayatı anlamak için bir ölçüt değil arkadaşlar.

-ben a yaşındayım anlayamadım o nasıl anlamış?
bu düşünce başlı başına tutarsız. insanların zihinsel becerileri yaşla orantılı gelişmiyor ki... senin yapamadığın bir çok şeyi 19 yaşında bir oğlan yapabilir pekala...

-hayat anlaşılmaz...
niye anlaşılmasın? sebebi ne? üzerine kafa patlatırsan, gözlem yeteneğin varsa pekala anlayabilirsin.

şunları bir kenara bırakıp başlığa bakarsak zaten daha başlıkta aksi bir duruma şans tanınmamış ki... anladığını sanan denmiş. anlayamaz deniyor yani. anlamamıştır deniyor. bakın beyler bayanlar kardeşlerim abilerim ablalarım ben 32 yaşına geleceğim bu sene içinde ölmezsem. ve size şunu söyleyebilirim ki 19 yaşımdan bu yana hayat hakkındaki düşüncelerim çokça değişti. bir tane insan yoktur ki değişmesin. illa ki değişir. ama şunu da söylemek gerekir ki 19 yaşımda kafamda kurduğum hayat, insanlar vs. kavramlar da içini doldurduğumdan çok fazla değişiklik göstermedi. teorik olarak düşündüğüm ya da pratikte birazını gördüğüm şeylerin daha da ağırını yaşayarak tecrübe ettim sadece. geriye dönüp baktığımda bunu berrak bir şekilde görebiliyorum.

ergenlik dönemleri insanın çoğu şeyi düşünmeye vaktinin olduğu bir dönemdir. hayat da bunların başında gelir elbet. düşünür durursun. ve eğer o yaşlarda bir genç aşırı uçlarda, steril ortamda adeta bir fanusta gibi yaşamıyorsa biraz normal biraz akılla çoğu şeyin farkına varabilir. eğer tek derdi tırnağının kırılması değilse, en azından öyle düşünmüyorsa, cidden oturup bu kavramların üzerinde düşündüyse neden anlamasın? biz bu kadar kafa beden yorgunluğuyla, maddi dertle boğuşurken hala bir şeyleri anlayabiliyorsak o genç hayli hayli anlayabilir.

serde ergenlik var. her ''tamam ben anladım, bitirdim'' diyen de sifu değil başımıza ama zaten hayatı anlayan da ortalıkta bunu diyerek gezmez diye düşünüyorum. oturup bir iki kelam ederseniz anlarsınız neyi ne kadar, ne olgunlukta anladığını.

bu çocuk sadece şunu bilmelidir. teorik olarak her şeyi bilebilirsin evet. ama yaşamadan gözününde önünde olup biteceklere ne tepki vereceğini bilemezsin. teoriler, salt düşünceler soğuktur. ofis gibidir. hayatsa şantiyedir. bir bakmışsın demirciler boğuşuyor orada. anamnoluyolan! diye koşarsın ayırmaya. sonra da demiri filizini kafana yeyince anlarsın. işte o tecrübedir. teoride her şey kusursuzdu. ama pratikte ne oldu? siktiler belanı. yardılar kafanı işte. hayat da onun gibidir. anlarsın, inanırım. anlaşılmayacak hiçbir şey yok. ama anlaman yetmiyor. verdiğim örneği biraz ince ince irdele. anlarsın. anlaşılmayacak bir şey yok.
-amma havalı konuştum lan-

bir örnek daha verecek olursak gençlerin anlayacağı üzere kabaca.
hayat porno gibi gençler.
yani hiç deneyim yaşamamışınızdır da her şey bilirsiniz ya. pozisyonları ezbere sayarsınız, nerelere dokunmak lazım, ne yapmak lazım, nasıl yapmak lazım hepsi hafızadadır. her şeyi anladınız. ama o an gelip çatınca öyle kalırsınız işte. bakmışınız ne ses var ne seda... suratta kızarlarmalar, sıkıntıdan hallenememeler falan... ama her şeyi biliyordunuz! ama olmadı di mi. olmuyor işte.

yani demek istediğim, asıl sorulması gereken soru ''hayatı anlamanın faydası nedir?'' olacak. hayatı anlamanın bir faydası yok. anlayana kadar yaşayın. yaşarken anlayın ki heyecanı kalsın biraz. şaşırın. önceden düşündüğünüz şeylerin olduğunu görünce sadece üzülürsünüz. hayat pek de güllik gülistanlık değil çünkü. eğer anladıysanız bunu da biliyor olmalısınız. ve düşündükleriniz gözünüzün önünde daha da ağır şekilde olurken bir şey yapamadığınızı anlayınca bu sizi üzer. ama bundan habersiz yaşarsanız daha anlamlı tecrübeler katarsınız kısa ömrünüze.

yoksa anlarsınız. anlaşılmayacak bir şey yok.
selametle...
kralfeanor kralfeanor
19 yaşında bir gence geri zekalı diyecek kadar hatta diyebilecek kadar geri zekalı, düşüncesiz, bilinçsiz biri kadar değersiz olamayacak olan kitledir.
abcd02561 abcd02561
19 yaşında bi einstein ya da kant mesela burdaki 30 luk 40 lık hödüklerden daha çok anlamıştır hayatın anlamını bence.
herkesi kendi gibi 19 yaşındayken otuzbir çekip gta oynamak dışında bir şey yapmıyor zanneden, yaşı arttıkça aklının da artığını sanan kişi hezeyanı.
hoayda hoayda
18'den direkt 20'ye atlayan kimseyi görmedim ama 19'unda hayatı anladığını sanan geri zekalıları, bilmem kaçında eleştiren ileri zekalara ne demeli peki?

(istisnaları ve küstahları tenzih ederek) ayrıca hayatı anladığını "sanıyorlarsa" ve bunun farkında değillerse gayet normal bir davranış olmalı o yaşlarda. insanoğlu hayatının her döneminde soyut ya da somut olması fark etmez kaybettikleri ile doğru orantılı bir şekilde "işte şimdi hayatı anladım" evresine geliyor ve yanılıyor elbette. ta ki ölene dek bu yanılmalar da devam edecek sanırım. önemli olan hayatın her döneminde hayatı anladığını sanıp tekrar yenilmek, bunlardan bir çıkarım yapabilmek değil mi? yanılgıların tümü yenilgilerden geçiyor zaten.

bazen hayatı 19'unda birinin anlayacağıma bile inanıyorum ama aklıma yatmayan, anlayamadığım tek şey neden bu kadar sinirli olduğumuz. crab mentality ile hayat sürmez.

şebeke sularına prozac takviyesi hakkında acil khk.
48 /