2 nisan 2008 fenerbahçe chelsea maçı

9 /
talen talen
güzeller güzeli maçtır.

maç benim için öğlen saatlerinde başladı. babam ve arkadaşları geldi memleketten arabayla. gittik stad önünden biletlerini aldık. bugüne kadar "fazla bilet var" diye dolaşan karaborsacılar o gün "fazla bileti olan var mı?" diye dolaşıyordu. kaç tane insan yolumuzu çevirip "ya bu bilet sahte midir az önce aldık da" diye sordu.

akşamüstü de develi'deydik. şansa bakın ki develi'nin de en sakin köşesindeymişiz. ne kanal d geldi bizim tarafa "uğur yayını" için, ne de fb tv. içtik, coştuk, eğlendik, gittik stada.

stadta da ne bela yere oturmuşuz! maç öncesi birileri bana demişti bilet aldığımız yerde kfy grubunun olduğunu da "hadi bi kadeh daha" deyip geç kalkmıştık develi'den. biletinde gösterilen yere oturmak ne mümkün! sıkış tepiş girdik aralarda bir yere. sola baktık "the rising sun over europe", sağa baktık "hello". sonra üstten bayrağımız indi. havaya girdik yani. ama maç boyunca tuhaf kavgalar çıktı olduğumuz yerde. rahatsız olduk açıkçası.

maça gelince chelsea zaten bildiğimiz bir takım. şampiyonlar ligi'ndeki 8 maçta 2 gol yemesi anlatıyor her şeyi. taktiksel olarak da savunmasını öne çıkarmayan bir takım. öyle savunma oyuncuları da öne çıkmayınca takımın hata yapması zorlaşıyor. bu yüzden ilk yarıda çok kötü oynuyor gözüktük. kezman savunmanın arasında kayboldu. uğur boral ise berbat durumdaydı. öyle olunca aurelio - deivid - alex ile ileri çıkmak istedik ancak kendi yarı sahamızda yaptığımız paslar chelsea savunmasını öne çıkarmıyordu. roberto carlos ile gökhan gönül'ün eksikliğini de burada hissettik çünkü yarı sahamızda yapılan o paslara vederson ve özellikle de önder katılmıyordu. bu iki oyuncu ileri top da taşımıyorlardı. kezman da ileride top tutabilme özelliğine sahip bir oyuncu olmayınca ilk yarı hiç atak yapamadık. şanssız da bir gol yedik, volkan da daha fazla yememizi engelledi.

ikinci yarıya gelince chelsea tıpkı 0-0 ile döndüğü olympiakos maçında olduğu gibi skoru korumaya uğraşıyor, nasılsa ingiltere'de çakarım ben bunlara diyordu. işin açıkçası biraz gevşediler de. avram grant mı söyledi yoksa oyuncular kendi hisleriyle mi öle yaptı bilinmez savunmalarını öne çıkardılar. o ara kazım - uğur ve kezman - semih değişikliği de ileriye top götürmemiz için en doğru değişikliklerdi. skorun verdiği rahatlıkla gevşek oynayan chelsea üzerine gitmeye başlayınca ard arda iki güzel gol geldi. her golde üst sıralardaki seyirciler aşağılara kadar indi. son golden sonra babamı aşağıdan çekmek zorunda kaldım.

önceden söylediğim gibi güzeller güzeli bir maç. çünkü fenerbahçe'nin geriye düşse bile kazanmayı bildiğini görmek çok güzel. senelerdir bunu yapabilen bir takım değildik. geçen sene oynadığımız maçlarla (frankfurt, az alkmaar) bunu yapmaya başladık. güzeller güzeli bir maç çünkü fenerbahçe takımı kendi sahasında rakip tanımaksızın yenilmez olabildiğini gösterdi. bu sene elensek bile seneye karşımıza çıkacak rakipler kadıköy'de 2 senedir yenilgi yüzü görmemiş bir takımla oynadıklarını bilerek gelecekler ki korkutucudur bu.

başarıda pay sahibi olan herkese teşekkürler.
fantastik karakter fantastik karakter
ilk yarıdaki oyun itibariyle fenerbahçe' nin bu sezon avrupa kupası maçlarındaki ikinci en kötü futbolunu oynamasına rağmen, rakibe erken bir gol hediye ederek maçı tehlikeye taraftarı da umutsuzluğa sokmalarına rağmen, ilk yarıda savunma hattını neredeyse altı pasın içinde kurup beraberliğe oynayan anadolu kulübü izlenmi oluşturmalarına rağmen ve hepsinden öteye emre tilev sunumu, ilker yasin yorumuyla maç izlememize rağmen sevindik. maç esnasında o kadar kasmışım ki kendimi, eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş gibiyim 2 gündür. rövanşı düşünmüyoruz çünkü fenerbahçe zaten katettiği mesafe itibariyle taraftarı tatmin eden ve en önemlisi geleceğe umutla bakmamızı sağlayan bir görüntü içindedir artık. elbette kupa umudundan vazgeçilemez bu noktada ama bir hafta sonrasında olabilecek her şey kabulümdür, kabülümüzdür.

bunun yanında 2000 yılında galatasaray adım adım kupaya ilerlerken neler hissettiğimi bildiğim için galatasaray taraftarını çok iyi anlıyor ve hak veriyorum. ulusal ligdeki rakibinin avrupa maçlarında rakibini canı gönülden destekleyenleri tebrik ederim ama destekle(ye)meyenleri de hoş görüyle karşılarım kendi adıma. rakibi avrupa kupalarındaki başarısı için övmek veya tebrik etmek ile maç esnasında canı gönülden desteklemek arasında fark olduğunu düşünüyorum.

fenerbahçe' nin öncelikli hedefi bu yıl kupayı kazanmak değildir, olmamalıdır. her yıl kupaya katılıp, çeyrek finallere, yarı finallere ulaşacak bir takım ortamı oluşturmaktır. gerisi zaten bu yıl olmazsa önümüzdeki yıl, belki beş yıl sonra gelir. hem de bir kezden fazla gelir. bu da statla, bütçeyle, kurumsal yapı ile, taraftarın desteği ile zamanla olacaktır. doğru gelişme bu şekilde olur.
manticore manticore
maçtan üç gün, bir konser, sayılı saat uyku sonrasında artık içimden bir şeyler yazmak geliyor, kafamı toparlayabiliyorum sonunda.

evvela, chelsea fenerbahçe'nin lig maçlarındaki kadrosuna benzer bir biçimde maça çıkmıştı, tek forvet *, oyun kurucu *, tek dmc * tek mc * ve iki adet kanat oyuncusu. * *. fenerbahçe'den en büyük farkları, özellikle ballack ve lampard'ın oyunun her iki yanı açısından da etkili olmaları, bunlara özellikle başarılı kanat bindirmeleri eklenince, claude makalele de alex de souza'yı savunurken neredeyse hiç hata yapmayınca, fenerbahçe ilk yarıda çok etkisiz bir futbol oynadı. benim orta sahada alex'i kilitlemesini beklediğim michael essien chelsea sağ kanadını çok iyi kapattı, bu da haliyle sevilla maçındaki o inanılmaz sol kanat akınlarının bu maçta hiç görülmemesine sebep oldu. ikinci yarıda claudio maldonado'nun önemi fenerbahçe açısından anlaşıldı bence. marco aurelio'nun savunma yükünü ondan alıp tek başına neredeyse chelsea orta sahasıyla mücadele etti maldonado ve aurelio, adam adama markajda olmadığı için de sahada alex'e nazaran rahatça gezindi, cılız fenerbahçe ataklarına katılmaya çalıştı ve en sonunda mateja kezman'ın boşalttığı alana attığı harika pas ile takımının beraberliği sağlamasında önemli rol oynadı. deivid de souza'nın boşalttığı alanları kapatabilen gökhan gönül ve ona yardım eden maldonado ile fenerbahçe hücumları bu oyuncunun oynadığı zamanlarda çok daha etkili olacak gibi duruyor, ileride -halen- tek santrfor oynamaya adapte olamayan kezman'ın yanına artık deivid'in yanısıra aurelio da gidecek gibi görünüyor. alex'le beraber çok sağlam bir hücum gücü demek oluyor bu, haliyle. kezman'ın topsuz alandaki oyun zekası ile birleşen alex'in pasları birçok futbolcuyu pozisyona sokabilir, fenerbahçe'nin bu maçtaki ilk golüne benzer pozisyonlar görme imkanımız var kalan haftalarda. tabii, topsuz oyunun ne demek olduğundan haberi olmayanlar halen kezman'a küfür edecekler ama zico'nun, bu futbolcunun takıma yaptığı katkıyı fark etmediğini sanmıyorum ben.

maçtaki başka bir güzel nokta, volkan demirel'in mükemmel oyunu. chelsea belki istanbul'a kontrollü oynayıp gol yememeyi amaç edinerek bir farklı galibiyeti yeterli görmeye gelmişti ama bunu önleyen en önemli faktörlerden bir tanesi kaleci volkan oldu. önder turacı'nın maç eksiğinin sorun yaratacağını bekliyorduk belki ama iki fenerbahçe stoperi ile volkan, gol olan pozisyon dışında şanslarının da yardımıyla çok başarılı bir oyun çıkarttılar. stamford bridge'deki maçta roberto carlos ve gökhan gönül gibi iki iyi hücum bekinin yardımıyla hem fenerbahçe defansı daha rahat hücuma çıkabilecek, hem de savunmada, bu sefer iki forvet oynayacak chelsea karşısında ters kademeye girilmesi gerektiğinde daha başarılı müdahaleler yapabilecekler, özellikle hızlı nicolas anelka'ya karşı bu ters kademe mevzuunda çok önemli bir husus bu. dua edelim de carlos'un sakatlığı tamamen geçmiş olsun ve maç eksiği sorun yaratmasın joe cole karşısında.

velhasılı, fenerbahçe büyük bir iş başardı, önemli eksiklere rağmen, kontrollü chelsea savunmasına rağmen, oyun kurucusunun kilitlenmesine rağmen maçı kazanabildi, hem de geriden gelerek, kendi kalesine gol atmanın verdiği moral bozukluğuyla bunu yapabildi. mental anlamda zico'nun takımı maça ne kadar iyi hazırlayabildiğinin, devre arasında, felaket bir ilk yarı performansının ardından takımı 15 dakikada nasıl diriltebildiğinin göstergesidir bu. umarım zico, fenerbahçe'nin sir alex ferguson'u, brian clough'u olur, bu maçı izledikten sonra takım adına en fazla istediğim şeylerden birisi bu.
tark tark
şu anda fb tv de tekrar gösterilen maç. kadroya bakıyorum gökhan yok, carlos yok, maldonado sahada, kezman sahada mı değil mi belli değil. tek tek isimlere baktığımızda süper bir kadromuz olmadığı açıkça ortada. ama iyi bir takımımız varmış arkadaş. çeyrek final bile oynaması zor olan isimler ama yarı finali hak eden bir takım. helal olsun tekrar...

ek: 2-1 oldu*
celebrimbor celebrimbor
bir chelsea fc taraftarı olarak, ha hemen bildireyim de bilmeden bok atılmasın roman abramovich döneminden çok önceden beri taraftarım john terry'nin altyapıda oynadığı dönemlerden beri, fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadı'nda chelsea fc tarafında izlediğim maçtır.

eşleşmenin haberini derste almıştım. beklediğim şey olmuştu. yıllardır beklediğim fırsat elime geçmişti. chelsea fc'yi canlı izleyebilecektim. eşleşme haberini aldığım anda dersten çıktım ve zaten yıllardır üye olup yazdığım chelsea fc taraftar forumuna girdim ve hemen oradakilerden bana bir bilet almalarını rica ettim. eh biraz da tanındığım için almışlardı bilet. rob adında bir adam, 51 yaşında, londra'da metro teknisyenliği yapıyor.

sonra büyük gün geldi. rob ve eşi maçtan 3 gün önce gelmişti istanbul'a, çarşamba günü erkenden buluştuk önce bi kadıköy turu attırdım onlara, sonra maç saati geldiğinde eşini otele bıraktık ve rob'la stada gittik. chelsea fc formam üzerimdeydi. englishman in new york şarkısı geliyordu aklıma. istanbul'da bir ingiliz'i oynuyordum. büfe görevlileriyle ingilizce konuşuyordum. stad girişindeki polisler bana yol anlatırken acı çekiyordu.

neyse girdik bir türlü içeriye ekranda maç kadroları belirdi, kalede carlo cudicini vardı. kahrolmuştum. içim acıya acıya kuzene mesaj attım "kalede cudicini var, yan toplarla gelirseniz ve ya uzak şut atarsanız 2-1 alırsınız"...hay elimi dilimi!!

sonra maç başladı, önümdelerdi. john terry, frank lampard, dider drogba, claude makelele...hepsi oradalardı...deivid de souza kendi kalesine attı önce bir tane. deliler gibi sevindik. sonra ikinci devre oldu, kazım kazım durumu 1-1 yaptı sonra ise o sözler geldi: "maldonado... deivid... kaleye... şut! ve golgolgolgolgollll !!! allah´ım gole baaakkk! yok böyle gol ! .avrupa sahalarında, şapka da çıkartın‚ önünde de eğilin‚ ayakta da durun‚ selam da verin... deivid deivid deivid deivid deivid... müthiş! müthiş !". ve iddia ediyorum bu golü en iyi açıdan gören insanım zaten top deivid'in ayağından çıktığı anda gol olacağı gayet belliydi mesajla kuzene de söylediğim gibi. ben kafamı daha top girmeden fenerliler'e çevirdim "acaba nasıl sevinecekler" diye.

yıkılmıştım...maç da öyle bitti zaten...boynumuz bükük ayrıldık stattan hem de 1 saat rötarlı...çıkışta fenerbahçe taraftarları iki tarafa dizilerek bizi yolcu ediyorlardı, hepsi bir şeyler söylüyor, laf sokuyor eğleniyordu. hepsini anlıyordum ama sesimi çıkaramıyordum. hatta birkaçı "olm gel forma değiştirelim lan elemanlarla!" muhabbeti yapıyordu ama susmak zorundaydım.

mağlubiyete rağmen hayatımın en güzel günlerinden biriydi...umarım tekrar yakalarım bu imkanı..
minpietro minpietro
chelsea'nın daha net pozisyonlara girdiği, orta sahada bi ara fener'e top göstermediği, drogba'nın önder'in üzerinden sıçrayarak vurduğu ama kılpayı auta giden kafa vuruşunun hala aklımda olduğu, ama fenerbahçe'nin nihayetinde kazandığı maç. fener'in o dönemki drogba'lı, ballack'lı, anelka'lı, terry'li, lampard'lı, essien'li ,malouda'lı, joe cole'lı chelsea kadrosundan tabiki daha aşağı bir kadro kalitesine sahip olduğu ama buna rağmen elinden geleni yaparak en azından bu maçı kazandığını unutmamalıyız.
ropte ropte
büyük takımlar aldıkları kupalarla, küçük takımlar yendikleri büyük takımlarla övünür diyen platini'nin haklılığını bir kez daha gün yüzüne çıkaran maç.

sen adama 17 mayıs diyorsun, o sana 2 nisan diyor. sen adama 25 ağustos diyorsun o sana hala 2 nisan diyor.

gerçi takımlar arası vizyon düzeylerine bakıldığında her iki takımın da en uç noktalarını yansıtması itibariyle haklılar da lan. bir şey diyemiyorsuasdahgfdgsadkfad

la bi yürüyün gidin şu eziklikten bir kurtulun allasen!
okunandeğilsadeceyazanbiryazar okunandeğilsadeceyazanbiryazar
fenerbahçe o dönem kadro açısından chelsea'den aşağı kalır bir durumda değildi. he, kariyer olarak bakarsanız olaya bir şey diyemem. ayrıca anelka da fenerbahçe'den gitmiştir chelsea'ye, hatırlatayım dedim.

o zaman alex daha gençti, kezman avrupa'nın önemli golcülerindendi, edu ve lugano gibi avrupa'nın klas defans oyuncuları vardı. fenerbahçe onun öncesinde sevilla'yı elemişti. onun için hiç saçma sapan konuşmaya gerek yok. o kadro ve hocası, fenerbahçe'nin en iyi kadrosuydu. sağ olsun birileri mahvetti o kadroyu.
gelu gelu
fenerbahçe'nin chelsea'yi yenmesiyle galatasaraylıların kahrolduğu maç. o yüzden her küskü yediklerinde olduğu gibi yine hemşerilerinin sözünü önümüze koyuyorlar. o sözün tamamı öyle değil hem, doğrusunu ben yazayım:

"büyük takımlar aldıkları kupalarla, küçük takımlar kazandıkları maçlarla, galatasaray ise adı fenerbahçe olan briç takımlarını yenmekle övünür."

ee kolay değil tabi, chelsea yensin diye havaalanında çiçeklerle karşılamalar, avradınızı bacınızı chelsea'li futbolculara siktirmeler falan. boşa gitti hepsi. tamamen boşa gitti sayılmaz ama. chelsea bizi eledi. galatasarayın zaferidir bu da. doya doya kutlayın tabi.
fesmekan fesmekan
fenerbahçe'nin inanan insanların neyi başaracağını gösterdiği maç. ayrıca fenerbahçe'nin kadrosu nasıl chelsea'den aşağı kalır değildi anlamak güç.

vederson, maldonado, colin kazım, semih şentürk, deivid mi chelsea oyuncuları kadar güçlü? yapmayın arkadaş. bu tamamen zico'nun ve ona güvenen, inanan, pes etmeyen futbolcuların başarısıdır. muhteşem oynatıyordu fenerbahçe'yi. her şeyden önemlisi takım inanarak ve güvenle oynuyordu. pes etmiyordu. zico'nun verdiği gazı veren bi fatih terim'i bilirim.

ayrıca bu maçı hatırlatanlara laflar hazırladım. zico'yu hatırlatıp yara deşmek ayıp lan!
hadoop hadoop
orta sahasında maldonado'nun sol bekte wederson'un sağ kanadında kazım'ın oynadığı maç. deivid'in gölünde asist yapan da maldonado'dur dikkatinizi çekerim.
9 /