30 yaşından sonra anlaşılan gerçekler

16 /
seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
30'dan sonra anladığım tek şey var o da eskisi gibi kolay insan sevemiyorum. bundan öncesinde insanları, sonu gelmez bir salaklıkla iyi olarak bilir ve gözüme soktukları kötü huylarını görmezden gelirdim. ama artık o an ne geçiyorsa içimden söyleyip köprüleri atıyorum. birine inanıp yeniden sevmem ve sevilmem neredeyse imkansız artık. 30'umdan önce toz pembe olan hayallerim şimdi artık sıçtın mavisi. tebrikler hayat.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
william shakespeare sanki sonelerini yazmak için 30. yaşını doldurmayı beklemiş gibi bir his uyandırıyor 30. sonede;

"bazen geçmiş günlerden kalanları anarım
bir araya gelince hoş sessiz düşünceler;
aradığım şeylerin yokluğuna yanarım,
gönlümü yitenlerle çektiğim yaslar deler:
yaş bilmeyen gözlerim boğulur da yaşlara
ölüm gecesindeki sevgili dostlar için.
depreşir yüreğimde nice kapanmış yara,
yitip gitmiş yüzlere inlerim için için.
geçmiş yaslar yeniden beni yürekten vurur,
acıları saydıkça bir bir, içim kan ağlar;
gönlüm eski dertleri anıp çile doldurur.
borcum bitmemiş gibi yine keder borcum var.
ama, sevgili dostum, seni andım mı yeter
bütün yitenler döner, bütün acılar biter."
thomas shelby thomas shelby
otuz yaşıma kadar anlamadıysam, otuz yaşımdan sonra da anlayacağımı düşünmüyorum ben. aynı hatayı sekiz kez yapmış bir insanım. o yola girme kızım denildiği halde, koşa koşa bir solukta yolu bitirmiş insanım. insanları artık gözüne bakınca tanıyorum dedikten sonra, en yakın arkadaşına maaşının yarısını kaptırıp üstüne soğuk su içmiş insanım. sevginin, emeğin ne demek olduğunu biliyorum dedikten sonra, bildikleri burnundan gelmiş insanım. insanın anlamayacağı varsa anlamıyor. ister otuz olsun, ister kırk. hoş, anlasan kaderin önüne geçebiliyor musun sanki? cık.
breakthrough breakthrough
anlaşılanlar genellikle insan ilişkileri üzerine olan çıkarımlardır. genellikle hayıflanmaları barındırır. bol bol keşke içerir. bu hayıflanmalar zamanla anlamını yitirir olgunluğun verdiği farkındalıkla ve farklı bakış açısıyla.
kağıttan kule kağıttan kule
yalnizligin guzelligi. etrafimdaki kalabaligi 30 dan sonra dagitmaya basladim. oncesinde haftada birkac kez dışarı cikardim ve buna ragmen ihmal ettigim birileri kalirdi mutlaka, gonul yapmaya calisirdim. 30 sinirinda ne oluyor birden nasil oluyor da yoruluyor insan bilmiyorum ama bunca insana yetismenin yorgunlugunu üstümden atmak istedim. biraz kendi hayatima donunce sapir sapir dokulmeye basladilar zaten. geriye 4-5 kisi kaldi. simdi 41 im. o 4-5 kisi hep yanimda ve bunun verdigi guveni seviyorum . sessizligi ve sadece kendimle vakit gecirebilme keyfinin kiymetini de biliyorum artik
son görev cenaze hizmetleri son görev cenaze hizmetleri
kişiye göre davranmak benim devrimim oldu.

eskiden herkese iyi davranırdım. en kötü insanların içinde bile bir iyilik olduğunu falan sanırdım. kişisel gelişim kitabı gibi hayat sürmüşüm amk ajsjsj.

neyse 30'dan sonra şunu anladım: kötü insanlara bile iyi davranmak aslında iyilere haksızlık. sana iyi davranan insanları diğer sikiklere bir tutuyorsun. adalet duyguma aykırı.

işte bu noktada adalet ağır bastı. artık ne kadar ekmek o kadar köfte. insan istediğinde ne kadar kötü olabiliyor aklınız almıyor lan. ama bazıları da sadece bundan anlıyor yani.

işte benim devrimim.
dsaewq dsaewq
30'a girmeden yazılanların bir çoğunu yapmışım. demek ki kafa olarak ilerideyim. gerçi 30'a da az kaldı.

sanırım beni en çok ferahlatan olay; kinci bir yapıya bürünerek insanların bana karşı yaptığı hareketleri bir çok defa kontrol etmelerini sağlamaktı. eskiden iyi bir arkadaşım vardı. bu hayatındaki kötü olaylardan sonra etrafına nefret saçanlardan. katlanmak zorunda olmadığımı farkettiğim an 30'uma girdim herhalde. yarasına tuz basarak, hayatının boktanlığını acımasızca yüzüne vurarak kendisine çeki düzen vermesini sağladım.
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
"deli düşündüğüne tavuk eşindiğine" diyen ataların her sözünde ne kadar haklı olduğu. yine de imamoğlu gibi her şeye ve herkese rağmen derdimi anlatma azmimi seviyorum vesselam. imamoğlu'nu da bu hususta kendime benzettiğim için seviyorum zaten.


ha, göte göt diyemeyenleri hiç kaale alamıyorum.
bu gerçeklik şaşmaz, bunun 30'la alakası yok.
30'da sıkıntı yok.

"kırkından sonra azanı teneşir paklar" olayı daha sıkıntılı. atalar yanılıyor olamaz, sdhkfjkkkdhk
isveç norveç danimarka isveç norveç danimarka
- elalem diye bir topluluğun olmadığı.

- biraz bencil olmak gerektiği, karşıdaki fedakarlığı hakediyorsa sunmanın uzun vadede mental sağlık için çok önemli olduğu.

- hiç kimsenin başka birinin derdine çare olamayacağı, olmasının da gerekmediği. hatta olmamasının daha hayırlı olduğu.

- kendi kendini mutlu etmenin daha sağlıklı olduğu, mutluluğun başkasına bağlandığında mutsuzluğa dönüştüğü.

- başına gelen olumsuzlukların büyük oranda kişinin kendisinden kaynaklandığı. yani sen izin vermezsen kimsenin sana bir şey yapamayacağı gerçeği.

- zayıflıklarını kabul etmenin önemi, kabul edince kimse onları kullanamıyor.

- ailenin kıymeti.

henüz 30'u geçmedim ama yaklaştım. bunları anlamam için birkaç musibet yaşadım sadece o kadar. yaşın ilerleyince yaşadığın musibetlerden ders almayı öğreniyorsun sonra hayatı çözdüm sanıyorsun o kadar.
16 /