8 mart 2019 taksim gece eylemine polis müdahalesi

house md house md
yine taksim, yine zulüm.

bu meydanın isminde bir sakatlık var. taksim; "parçalara ayırma, bölme, bölüştürme" demek. ondan dolayı her eylem "bölücü" olarak algılanıyor herhalde.

değiştirelim ismini; tekasüf meydanı yapalım. bitti, gitti.
2
topalkırkayak topalkırkayak
devletin bir araya gelen halktan bu kadar korkması çok enteresan. kadınlar gününde, kadınlara yapılanlara dikkat çekmek için bir araya toplanan kadınlara polis biber gazıyla müdahele ediyor. yarın da meydanlarda biz kadınlarımıza değer veriyoruz. adaylarımızın şu kadarı kadın, kadınlar bizim için şöyle önemli, böyle önemli diyecekler.

ben bu samimiyetsizlikten gerçekten yoruldum ya. biz niye huzur içinde yaşayamıyoruz lan. nasıl bir zamana denk geldik böyle?
di mi ama di mi ama
galiba halen ohal var ve ohal artık 'olağan hal'e dönüştü. ilerlememiz gereken ne varsa gerilemeye ve daralmaya devam ediyoruz.

çok toplanmak isteyen tanzim satış noktalarında hevesini ve gıdasını alabilir.
badass badass
stratejik sıkıntıyı düşünmek lazım bir de. istiklal caddesinde yılbaşı kutlamalarında şehir dışından gelenlerle birlikte toplamda dört haneli sayılarda polis görevli oluyor gizlisi bilmem nesiyle birlikte. devlet, terörün bu düzeyde olduğu bir ülkede o kadar vatandaşı nasıl riske atsın? istiklal caddesinin onlarca girişi var, bilmem nesi var. ayrıca eylemi de burada yapmayıverin be kardeşim. metrodan çıkınca eve gitmeden galata kulesinin önündeki şok markete uğrayayım dedim, tünele girmek için yöneldim ve 5 dakika ayakta tek hücrelilerden oluşan bir kütlenin yol vermesini bekledim. hayır kütle* de o kadar avel ki "pardon hanımefendi geçebilir miyim?" diyorum, yüzüme aptal aptal bakıyor.

bence istiklal caddesinde herhangi bir eylem, miting, kutlama yasaklanmalı. unutuyor olabilirsiniz belki ama bu bölgede yaşayan insanlar da var. sabahın köründe allahın siktir ettiği yere gidip, akşam sakin sakin dizi izlerken dışardan gelen vik vik seslerle rahatsız edilmek zorunda değilim. adamlar miting alanı yaptı işte yenikapı'da mı kazlıçeşme'de mi neredeyse artık, gitsin herkes orada var olduğuna başkalarını ikna etmeye çalışsın.

düşünüyorum istiklal ve taksim bu konularda neden bu kadar abartılıyor diye, çözemiyorum. mesele eylemin yeriyse sitredin buraları, ne bileyim everest'e falan tırmanıp orada mor bayrak falan açın. kütledeki tüm insanlara "neden taksim?" sorusunu yöneltsek 3'ten fazla cevap alabileceğimize inanmıyorum. üstüne üstlük dönüp türkçe gibi okununca türkçe olduğunu düşündükleri ingilizce kelimelerden falan söylerler bir de, onla uğraşırız lol.

*: evet, kütle.
mhe mhe
devrimci şiddeti "10 bin yıllık eril iktidarın sol sapması" olarak ilan eden bacılarımızın, el mahkum topukladıkları eylem olmuş.

bibere, gaza çok takılmamak gerekir. gencecik kız, kaçmasın bu kafayla n'apsın.

iki tane ihraç edilen öğretmene 1'e 2 metre kağıt pankart açtırmayan polis, bu kalabalığı en zayıf bulduğu noktadan her zaman kıracaktır.

şiddet araçlarının bu yeni biçimlenişine karşı son 4 yıldır sadece açlık grevleri görüyorum ben. al sana açlık grevi. lan adamlar o kadar rahat ki, protesto metni okurken, ekip arabasının kıçı ile ihraç edilen öğretmene yanaşıp içine sokuyorlar.
iki eylemcinin etrafında üç halka şeklinde çember yapıyorlar. güneş gözlüklerini takıp eylemcileri izliyorlar. koluna güneş kremi süren kadın polis görmüşlüğüm var. sonra yavaş yavaş kapanıyor halka, bakıyorsun alttan çekip götürüyorlar eylemcileri.
daha neler neler!
bu hayatta daha sert müdahaleler gördük, ama karşılıklı düello şeklindeydi. delikanlı gibi ya sen ya da o bayılıyordu, düşüyordu.
kardeş, şimdi nasıl bir rahatlık bu. neyini kınayacağız artık şu saldırıların, kime o kötü polis abileri gösteriyoruz ki?
myrica myrica
kadınların eylemi değil, feminazilerin eylemidir.
zaten ciddi olmadıkları da belli. fotoğraflar arasında selfie çeken hatun var, kafalara gel.
hükümete hak veriyorum, feminazi denilen illetin büyümeden ezilmesi gerek. ezilmezse batı gibi yalan dolan tecavüz iftiralarına kurban gidiyor erkekler.
4
ofansif sol bek ofansif sol bek
taciz-tecavüz davalarında "kızın/kadının rızası vardı" diyerek sanıkların ceza indirimi aldıkları bir ülkede tabii ki 8 mart yürüyüşüne polis saldırır. ya ne olacaktı? tersi olsa şaşırmak gerekir. şu saldırılara çok haklıymış gibi "polis müdahalesi" demenin bir anlamı yok bu arada. demokratik hakkını kullanarak yürüyüş yapan bir kitleye polisin gerçekleştirdiği haksız bir saldırı var ortada. önce bunu bir netleştirelim.

gelelim "yürümeyin kardeşim, terör tehdidi olan yerde niye yürüyorsunuz" diyen arkadaşa: taksim meydanı'nda 15 temmuz'dan sonra akp'liler haftalarca gövde gösterisi yaptılar. o zamanlar yok muydu "terör tehdidi"? bu terör tehdidi ne menem bir şeyse sadece muhalif eylemlerde ortaya çıkıyor. gezi'den önce de "inşaat var, taksim eylemlere kapalı" muhabbeti vardı. iyi hatırlıyorum, 2013'teki ibrahim kaypakkaya anması taksim'de olunca polis saldırmış, eylemden bir-iki saat sonra galatasaray taraftarları istiklal'de şampiyonluk kutlamaya çıkınca polis hiçbir müdahalede bulunmamıştı. o zaman bahane inşaattı, şimdi başka bir şey. hayır, delikanlı gibi "bizim muhalif düşüncelere ve eylemlere tahammülümüz yok, herkes sussun, biat etsin istiyoruz, o yüzden de sizi yürütmüyoruz" demek zor mu geliyor? siz ne kadar inkar etseniz de yasak ve saldırılarınızın amacını göremiyoruz sanki.

"taksim ve istiklal neden bu kadar abartılıyor" sorusunun cevabını görmek isteyen varsa biraz yakın tarihe baksın. 1 mayıs 1977'ye baksın mesela. ha, derdin muhalif bir eyleme bok atmaksa -ki bence öyle- o zaman bunu da delikanlı gibi söyle kardeşim. neden lafı kıvırıyorsun? yiyor muyuz bunları?
lora blood lora blood
adamların ülkede en küçük farklı bir sese bile tahammülleri yok.
onlara göre sadece kendileri konuşmalı, kendilerinin boruları ötmeli.
öyle bir algı yarattılar ki, ses çıkartan; herkes terörist, herkes bölücü.
işte bu yüzden hepimiz kabuğumuza çekildik, sindirildik, sessiz kaldık.
çok merak ediyorum bu eylemi acaba hangi terör örgütüne bağlayacaklar !?
anlamlaragelesice anlamlaragelesice
burnuma kesif beka sorunu kokusu geliyor. hayır yürüyüş hakkı diye bir şey mi var ki kalkıp yollara düşüyorsunuz? oturun oturduğunuz yerde. temel hak ve özgürlük diye de bir şey çıkarmışlar. neymiş bu özgürlükler? bakınız tam uzaya çıkma arefesinde toplumda huzursuzluk çıkarmaya çalışıyor bazı kendini bilmezler. kaç kere dedik çıt çıkmayacak.
isetö ev rom isetö ev rom
eh be kardeşim dünya kadınlar gününde kadınlara niye müdahale ediyorsun.

ne yaptılar yani, bağırıp çağırıp evlerine gitmeyecekler miydi.?

bu gözler neler gördü. her hafta hepsi de eşkıya olan taraftarlar onca olay çıkarıyor, hızlı trenler durduruluyor, trafikler kesiliyor ama taraftarlar şımartıldıkça şımartılıyor.

yok ezanı ıslıkladılar, yok şöyle yaptılar. kardeşim hukuk devletinde yaşıyorsun ya. 2019 türkiye'sinde hala bunlar tartışılıyor.