90 ları özlemek

bohemyan bünye bohemyan bünye
çocukluğumdur 90 lar. bilardo salonumuzda sürekli açık olmak zorunda olan kral tv'nin top 10 bilemedin top 20 listesidir. (top 10'un listesiyle 20'nin listesi genelde farklı olurdu, neye göre kimse göre, biri varken diğeri neden var hiç anlayamazdım çocuk aklımla)

babamdır 90 lar, çocukluğumda bıraktığım.

arkadaşlarımla yaptığım mahalle maçlarımdır, kırmızı kramponlarımdır.

abimle ettiğimiz kardeş kavgalarıdır.

anne hayranlığımdır.

kendimi çirkin bulduğum, kimse beni sevmeyecek diye saçma kuruntuluara kapıldığım çaresizliklerimdir. (büyük konuşmayacan)

ilkokul öğretmenimdir, ilk otorite korkumdur.

sezen aksu'dur.

van damme, jackie chan filmleridir. karete kid'tir.

'sanane saman ye' geyiklerdir.

...
valek valek
babanın eve aldığı poşet poşet eriğe aldırmayıp yine de kovalanma riskine karşın mahalle arkadaşlarınla mahallenin en azılı komşusunun bahçesinden erik toplamayı özlemektir.
rhaenyra rhaenyra
90'ların sonuna doğru doğmuş olmama karşın diğer insanlara nazaran muhteşem bir çocukluk geçirdim, o günleri doya doya yaşadım diyebiliyorum.

üzerinden seneler geçmiş olmasına rağmen biz hâlâ 90'ları yaşıyoruz diyebilirim rahatlıkla...

birden soğuyan havayla birlikte apar topar kurulan ve boruları dandik bir tel ile sabitlenmiş bir soba, o sobanın sıcaklığı ile hafifçe buğulanmış camlar, gece dahi kapanmayan perdeler, ekran büyüklüğü en fazla iki karış olan tam anlamıyla 'kutu' gibi bir televizyon, bilen bilir; tavuklu saatin o yüksek sesli tıkırtıları, sobanın üstüne asılmış çamaşırlar ve havadaki o tatlı nem. tipik bir pazar gecesi anlayacağınız.

ben 90'ları özlemiyorum, 90'ları yaşıyorum. hâlâ...
bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam bosnadasavaşırkensonbiederlezidinleyenadam
bugün neysem 94'ün 30 eylülünü 1 ekimine bağlayan gecesinde oldum. tam anını hatırlamıyorum. annem bana 8 aylık hamileymiş. sıcak diyorlardı o yıl için. öyle mi bilmiyorum.

o kadar mutlularki fotoğraflarda. .. fakirlerdi. paraları yoktu. ama çok mutlulardı. babam gece gündüz 2 işte birden çalışıyordu evine bakmak için. iki kızları vardı eve ekmek gelmeliydi. büyük dayım 89un kasımda evlenmişti. 20li yaşlarının sonunda olan küçük dayım şeker hastasıydı. tayzemin eşi postacıydı. 1 oğlu 2 kızı vardı.

90 larda bir evde toplaşıp film izlerlerdi. evde kaset olması o evi lüks gösterirdi. yollarda asvaltsızdı insanlar daha fakirdi. ama zengindiler. akşamlara birbirlerine oturmaya giderlerdi. brezilya dizileri izlerlerdi.

1991 de büyük dayımın kızı oldu. o sıralarda da bağırsak kanseri olan amcam öldü (10 sene sonra karısı da aynı hastalıktan öldü) 6 ay sonra dedem öldü.

teyzemin oğlunun motoru vardı. hala fotoğrafları var. herkes gülüyor. 1993 yılında büyük dayımın oğlu oluyor. o doğduktan 1 hafta sonra tayzemin eşi ölüyor. safra kesesi. iç kanamadan ölmüş ama kanser demiş doktorlar. 1993... teyzemin oğlu 20 yaşında askere gitmesi gerek. sevdiği bir kız varmış. aleviymiş. teyzeme söyleyince teyzem de sen askere git gel sonra hallederiz oğlum demiş. kuzenim önce bileciğe ordan tunceli ovacığa gitti. ortalık çok karışık pkk hergün karakol basıp, yol basıp bir sürü insanı öldürüyor. bir taraftan bosnadaki savaş. annanem ve teyzem göçmenlerle dolu bir semtte oturuyorlar. malesef evet. .. insanların özlediği o doksanlar epey bir karanlıkdı.

1994'ün ilk aylarında annem bana hamile kaldı. herkes çok şasirdi. halbuki ne vardı ki. annem daha 35 yaşındaydı. büyük ablamla 15, küçük ablamla aramda 12 yaş olucaktı. ama olsun yeni bebek bereket demekti. öyle de oldu. babam belediyede aşçı olarak işe başladı. herşey normaldi.

94'ün 30 eylülünü 1 ekimine bağlayan gecesinde kuzenimin askerlik yaptığı karakolu bastılar. 8 askeri öldürdüler. biri kuzenimdi. herşey o an yerle bir oldu işte. ben 34 gün sonra 4 kasım 1994 de gece saat 4 de doğdum. annemin sütü kesildiği için beni emziremedi. teyzem beni görmeye 1 hafta sonra geldi. annem dalgınlıktan popomda pişik kreminin kapağını unuttu. küçük ablam orta 2 de sınıfta kaldı ve çalışmaya başladı. (daha sonra açıktan okudu şuan okulöncesi öğretmeni) şeker hastası olan dayım üzüntüden ağırlaştı ve 1997 de öldü. büyük ablam meslek lisesi çıkışlı olduğu için 28 şubat yüzünden üniversiteyi kazanamadı ve bir sürü yerde çalıştı. (üniversiteyi 24 yaşında kazandı şuan öğretmen). kısacası herşey darmadağın oldu. . 90lardan kalan güzel pop şarkıları ve benim sonunu biraz hatırlamam. ama ben durgunum. 20 yaşında bir insana göre çok daha sakin ve neşesizim bu da beni ben yapan o günle alakalıdır.

evet 90lar özlenir doğru hem o yıllarda yaşayan insanların herşey bok olmadan önceki 90ları özlemesi, hem de 90ları pek hatırlamayan bizlerin teknolojisiz o mutlu fakir doksanları ozlememizdir.
sophones sophones
şimdi 90'larda ne vardı diyenler çıkacaktır.

bugün olan bir çok şey yoktu ama ülkece yönümüz medeniyetti. yüzümüz batıya dönüktü. muasır medeniyet dediğimiz şeyle aramızdaki farkı kapatmaya çalışıyorduk.

ülkenin kurumlarında siyaset vardı yok değildi. hangi siyasi hareket iktidardaysa onun adamı kurumların başına gelirdi evet ama mutlaka o kurumdan yetişmiş, liyakat sahibi biri olurdu. devamlılık esastı. şimdiki gibi tepeden inme atama imkansız gibi bir şeydi.

cahil vardı ama cahilliğini bilirdi. şimdikiler gibi yönetimlerden cesaret bulamazlardı ve karışmaması gereken şeylere karışmazdı. bilmedikleri konularda ahkam kesemezlerdi.

televizyonda belli bir saatten sonra meme görebilirdiniz ama sapıklıklar, tecavüzler bu boyutta değildi.

sadece batıda değil denize kıyısı olan ya da gölü olan tüm şehirlerde ve ilçelerde ailece denize ya da göle girilirdi.

sayamayacağım sıkıldım çünkü ama daha bir sürü şey var.

sonra 2000'ler geldi. yankiler başımıza bir bela sardılar ve bunlar ve bunlar gibi şeyleri artık yurt dışında gördüğümüzde bize uzak şeyler gibi görünmeye başladılar.

90'lar özlenmez mi? 90'ları özlemekte daha normal bir şey olamaz.