90 lı yıllar

1 /
scofield scofield
sokaklarda taştan kaleler kurup maçların yapıldığı, evlerde ısınmak için kömür sobalarının yandığı, nerdeyse 2 yılda bir yolların kazıldığı, iğrenç saç şekillerinin ve giyimlerinin moda olduğu, o zamanlar küfür edilerek bitmesi istenilip şimdilerde özlemle anılan senelerdir.
kaizoku kaizoku
ülkemiz için siyaseten altın! yıllarıdır. önüne gelen birbiriyle koalisyon yapar. ekonomi bir adım öteye gitmez.
ilk kadın başbakanımız kürsüsüne çıkar.
faili meçhullarda ülke olarak rekordan rekora koşarız.
susurluk gibi kocaman bir skandal ortaya çıkar. (çıktı mı acaba?)
derin devlet halkın ağzına iyice yerleşir. devlet örgütleri temizlemek adına kendisi bir örgüt kurar. sonra da bu örgütü yargılamaya çalışır.
siyaset-mafya-emniyet üçgeni terimi literatürdeki haklı yerini alır.
asker darbeye yeni bir anlam kazandırır. siyasetçi de bu anlama göre durması gerken yerde durur. oturması gereken koltuğa oturur.
doğudaki terör olayları doruğa ulaşır.
farklı farklı örgütler-yapılar sürekli gündemde olur. (aczimendilerdir, hizbullahtır vs.)
bunların son meyvesi de 2001'deki krizdir.
07 ucu olup vermiyen adama söven insan 07 ucu olup vermiyen adama söven insan
özlenen yıllar demek yeter sanırım. teknolojinin bu kadar baskın olmadığı, insanların daha sosyal olduğu yıllardı. 90'larda genç olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum ve eminim ki ozaman genç olan insanların hepsi aynı görüştedir.
kettenraucherin kettenraucherin
parlament sinema klubünün döndüğü ve hiç gecelememe izin verilmeyen pazarlardır, ericsson a1018 dır ,antenli telefonlardır, hoşlandığın çocuğu çılgınlar gibi "çaldırmaktır", prince of persia oynamış olmaktır, ilk defa kumanda görmektir, hala kaset dinliyor olmaktır, göğse kadar varan kot pantalonlarıdır, malesef televoledir, siyaset meydanıdır, siyasetçilerin özgürce karikatürleştirilebildiği dönemlerdir, irtica paniğidir,lanet 28 şubattır, kaybedilen unutulmaz aydınlar,gazetecilerdir, sadettin teksoy'un sarı montudur, hande ataizi'nin tuvalet camında sıkışmasıdır, ve nerdeyse her anlamda sona gidişimizin başlangıcı olsa da çocukluğumdur o yıllar safça dönmek istediğim.
pembefiyonk pembefiyonk
hep aklıma burak kut geliyor, çok severdim ben onu birde karpuz kollu gömleğim ile pembe fırfırlı eteğim vardı, bir tanede sarı gömleğimle, böyle asimetrik kesimli fırfırları olan sentetik kumaştan hallice eteğim vardı, depremler vardı, çadırda da kalmıştım, babannem saçlarımı erkek kafası kestirmişti, kızarıyordu hep yüzümüz sıcakta annem krem sürüyordu, sıcak mı daha çok yakıyordu yoksa annemin hıncını alırcasına sürdüğü krem mi hiç bilememiştim, çadırda doğum günü kutlamıştım birde, bundan başka, paten ve bisiklet yarışlarımız, patende hep sonuncu, bisiklette hep birinci olmam, bir keresinde de bisikletle yaptığım kazam, sobalı ev, sobanın üstündeki iğrenç patates yemeği, tarlalar, çağkangilden çaldığımız yavru köpekler.
no one can hear her no one can hear her
'97 son baharı. uğruna her şeyimi hiç düşünmeden feda edeceğim adamla tanışmama yalnızca 1 ay var.. o zamanlar insanların yaşadığı gerçek aşktı.

öyle 50 tane sevgilisi olmazdı kimsenin 1 yada 2 olur zaten onunla da evlenirdi...

o yıllarda en it kopuk adamın bile bir milli hassasiyeti vardı...

yerli malı haftaları düzenlenir insanlar yerli malına özendirilirdi... yerli otomobil yerli uçak palavraları söylenmese de yerli olan şeylere özendirilirdi insanlar.... şimdi ise herşey gdo lu herşey çin malı...

o yıllarda mesela uyuşturucu, hap, esrar kullanan çok çok azdı, annelerimiz babalarımız konuşurken kulak misafiri olup duyardık..

o yıllarda mesela orta okul talebesinin bir ağırlığı vardı artık büyüdün kocaman adam oldun denirdi "abisin, ablasın örnek olacaksın dikkat et!!"denirdi o insanlara...şimdi ise lisedekiler bile bebek gibi çocuk...hepsinin iphonu, tableti var....

o yıllarda büyüğe saygı gösterilirdi toplumda...şimdi kimse kimsenin umurunda değil varsa yoksa her şey para...

hele bir de kadınsan, yaşadığın her kötü şey mübah ...

ben 90'lı yılları özledim... herkes kot giymezdi kumaş pantolon giyenler çoğunluktaydı ve;

adamlar adam gibi kadınlar kadın gibiydi.

bir erkek aynı anda 3-4 kadını idare etmeye çalışmaz yapsa bile mahallede adı çıkar herkes tarafından dışlanırdı.

memleket daha yeşil sular daha temizdi....
çikilops vol 2 canım benim çikilops vol 2 canım benim
türkçe pop'un buram buram kalite koktuğu dönemdi. ne efsane albümler vardı piyasada, yaşar'ın, mustafa sandal'ın, harun kolçak'ın, yıldız tilbe'nin ve daha onlarca ismin etkileyici albümleri, şarkıları her bir hücremize işledi o dönemler.

atari meşhurdu o dönemler, annemin elinden tutar ankara maltepe pazarına ateri kaseti almaya giderdik. 999999 in 1 yazan kasedi alıp, mutlu bir şekilde eve dönerdim,ateriye kasedi taktığımda topu topu 10 tane oyun olduğunu görmemle hüzünlenir, ama yine de 10 tane oyunla günlerimi geçirirdim.

90'lı yıllar tom ve jerry demekti, sevimli hayalet casper demekti. hijyenikliğini iplemeden meybuz yalamaktı. güzel dönemlerdi gerçekten, o yıllarda çocuk olduğum için gururluyum. ha bir de akp yoktu, aile bireylerim ne olacak bu ülkenin hali demiyordu. ülkecek çok daha iyi durumdaydık, en güzel yanı da bu aslında.
mantı makarna mantı makarna
güzel dizilerin ve güzel müziklerin olduğu yıllar.

bugün " baba evi" dizisini yeniden izleyeyim dedim. youtube da sadece bir kaç bölüm var, diğer yerlerde de bulamadım. bu dizinin tamamının olduğu bir site bilen varsa bana bir yazıversin bi zahmet.
1 /