a la carte

dreamkeeper dreamkeeper
karta göre, karta bağlı manasına gelen fransızca bir terim. karttan kastım bir mönü. şefin tavsiyesi, şefin salatası gibi kararsızlar için seçenekler de barındırabilmektedir genellikle.
deliyaylaa deliyaylaa
özellikle yurdum insanının en çok sevdiği restoran tarzıdır. müşterilerinin; "hep hizmet edilsin, ayağıma gelsin, boyun eğsin, kendimi sultan sanıyorum" şeklinde davrandıkları yerdir.
anarşistkedi anarşistkedi
fix menünün tersidir. başlangıcından ara sıcağına, ara soğuklardan ana yemeğine, tatlısından içeceğine her şeyin müşteri tarafından belirlenmesi durumudur. akdeniz ülkelerinde genel olarak kullanılır.
ofansif sol bek ofansif sol bek
(bkz: #17615247)

ya cin olmadan adam çarpmaya çalışan, ya da aşırı cahil olan yazar. bir defa, suçun bireyselliği kavramını es geçip, selahattin demirtaş'a, pkk saflarındaki ağabeyi üzerinden laf çakması çok ucuz bir demagoji. ha, illa ki birilerine abileri veya kardeşleri üzerinden laf çakacaksa, şu an iktidar saflarındaki birçok milletvekilinin abisi-ablası veya kardeşinin fetö'den tutuklandığını, hatta bunlardan birinin kardeşinin darbeye teşebbüs eden ekipten olduğu iddiasını (henüz mahkeme sonuçlanmadığı için iddia diyorum) hatırlatayım. onlarla ilgili bir şey yazmaya cesaret mi edemiyor, yoksa bunlardan bihaber mi bilmiyorum. bihaberse ayıp değil. lakin, bunları bilip de, bunlarla ilgili iki kelime etmeyip, demirtaş'a ağabeyi üzerinden laf çakıyor, bir de demirtaş'a oy vermeyi düşünen insanlara "sizde hiç mi zeka yok, insanlık yok" diyorsa, başkalarına laf edene kadar aynaya bakmasını tavsiye ediyorum.
birfincancay birfincancay
yazdığı yazıları destekliyorum. neticede benim daha önceden öğrenmediğim, araştırıp da vakıf olmaya üşendiğim bilgiler. belli ki birtakım kaynaklardan toparlanmış, bir bir buraya ekleniyor. e direkt copy-paste değilse eğer emek de var demektir. iyi güzel. hoş.

ancak;

buradan yola çıkıp da iki gün sonra "buranın en faydalı yazarlarından biri benim. instelamızı çöplüğe çeviriyorsunuz. iki artı aldım diye beni kıskandınız, laf ediyonuz. yürüyün gidin seviyesizler!!" havalarına girerse işin rengi değişir. eksi dahi vermem. tavsiyem, hiç o kapılardan girmemesi. örneğini çok gördük buralarda çünkü.

her zaman söylüyorum, elde ettiği bilgileri herhangi bir üsluba, kurguya, özgünlüğe sokmadan olduğu gibi aktaran kişi "yazar" değildir. interaktif ortam kullanıcısıdır. artılansın favlansın takdir edilsin, orada sıkıntım yok. ama amacı burada ezber ettiği dersleri yansıtmak olmayan insanlar da yerin dibine sokulmasın. bence.

ha gerçi sözlük mü kaldı, yazar arıyoruz... o da ayrı bir tartışma konusu.
a la carte a la carte
kendi mahlasımın altına -kısa bir süre sonra silmek kaydıyla- giri girerek bir avamlık yapıp foruma dönüştüreceğim güzelim sözlüğümüzü ama elzem oldu gibi.

şimdi arkadaşlar, kimini tenzih ederek söyleyeceğim lakin özelden, garip gureba sorular soran arkadaşlara binaen demek isterim ki, sözlük ya da forum denen bu tür platformlarda yazılan yazıların çoğu zaten sağdan soldan derleme yazı ya da paylaşımlardır. ha siz burayı anı defteri olarak kullanırsınız ya da pankreas, ciğer, orta kulak vb. paylaşımlar yaparsınız o sizin ruhunuzun durumu ile alakalı... bana birisi soruyor, sen taiping ayaklanması ile ilgili yazıyı bir yerlerden alıp koydun! pes doğrusu! esasında benim dedelerimin dedesi söz konusu ayaklanmada subay olarak görev almışlardı. ben de onların anlattığı anılardan biliyorum taiping ayaklanmasını. ekseriyetle dominik cumhuriyeti'nde kimse bulunmamıştır lakin dominik cumhuriyeti başlığı altında bazı bilgiler bulabiliriz ve bunların çoğu hepimizin bildiği üzere sağda solda okuduklarımızın aktarımlarıdır aynı benim yaptığım gibi. konulara getirilen bireysel yorumlar ise öznel olduğu için onlarda değişken doğrulardır ve sözlükte 1. şahıs ağzından anlatılması kesin doğru bir bilgi değil sadece bir fikir aktarımıdır. hepsi bu. zira burada kimse ne atomu parçalıyor ne de granger nedensellik sınaması yapıyor. o yüzden şahıslara çok kafa yormadan, ironik ya da komik olduğunu düşünenler kez ve kez düşünsün zira insanların hayatta daha önemli dertleri olmalı, benim şu an içine düştüğüm paradoks durum gibi.
the red queen the red queen
herkes son derece aydınlatıcı ve özgün giriler paylaştığı için alıntıları göze battı herhalde. eleştirmeden önce o herkes bir dönüp kendine bakmalı.