adem in havva ya söylediği ilk cümle

16 /
harici gazelhan harici gazelhan
fıkralara konu olmuş cümledir.

genç rahip o pazar kilise de ilk kez vaaz verecekmiş.
çok heyecanlıymış. ihtiyar baş rahibe sorununu anlatmış.
demiş ki;
-efendim. bu pazar ilk kez kilise de halka vaaz vereceğim.çok heyecanlıyım. oraya çıktığımda aklımdaki her şeyin uçup gideceğinden , gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalakalacağımdan korkuyorum.
baş rahip genç rahibe teselli vermiş.
-ben de bir zamanlar gencecik bir rahipken aynı sorunla karşılaşmıştım. bak şimdi baş rahibim. merak etme sen de başaracaksın.
genç rahip başaramayacağını düşünmekte ısrarlıymış.
-ama efendim.ben kendimi biliyorum. önemli olan ilk seferi atlatmak. oraya çıkıp da bir konuşabilsem gerisi gelir. ancak ilk seferde başarmam imkansız gibi çünkü ben heyecandan kesin herşeyi ya unutur, ya birbirine karıştırırım.
ihtiyar rahip gencin haline acımış. hemen pratik bir çözüm üretmiş. demiş ki;
tamam evlat senin sorununu çözdüm. ben kürsünün içine saklanacağım. sen oraya geldiğinde,cübbenin altına girip seni omuzlarım üzerinde kaldıracağım. sonra ben sana sufle vereceğim. sen de sana dediklerimi ahaliye tekrarlayacaksın. yalnız en uzun ve geniş cübbeni giymeyi unutma""
genç rahip çok sevinmiş buna.pazar günü en uzun ve geniş cübbesini kuşanıp erkenden kiliseye gitmiş. az sonra ihtiyar rahip de gelmiş. gidip kürsüye saklanmış, vaziyetini almış.
kilise sakinleri birer ikişer gelip kiliseyi doldurmuşlar.
rehip kürsüdeki yerini almış. ihtiyar baş rahip kimseye çaktırmadan genç rahibin cübbesinin altına girip onu omuzuna almış.
kilise ahalisi birden bire kürsüde anlaşılmaz bir şekilde boyu uzayan genç rahibe bakarken, alttaki başrahip başlamış konuşmaya. genç rahip bir kaç yerde anlamasa bacakları arasında başı bulunan baş rahibin dediklerini yine de iyi idare edip sular seller gibi vaaz vermeye devam etmiş. ancak hala heyecanını yenemediğinden olsa gerek ,bacakları ile rahibi sıkıştırıp neredeyse onun nefesini kesmekte olduğunun farkında da değilmiş.
başrahip aşağıdan konuşmuş.
adem babamız havva anamıza dedi ki;
genç rahip tekrarlamış;
adem babamız havva anamıza dedi ki;
ihtiyar rahip genç olanın bu aşırı heyecanla kendini sıkıştırmasından şikayele gayri ihtiyari konuşmuş.
-bacaklarını biraz aralamayacaksan olmaz bu iş.
genç rahip tekrarlamış;
-bacaklarını biraz aralamayacaksan olmaz bu iş.
pagema pagema
adem ile havva dünya ya geldiklerinde ayri ayri yerlerdeydiler. net hatırlamıyorum ama hindistan ademin yolunun üstünde olduğu için hisdistanin bu denli baharat yönünden zengin olduğunu belirten bişeyler okumuştum. haliyle adem havvasina ulaştığında pek yorgun idi. muhtemelen önce yorulmayi sonra da durup dinlenmeyi bulmuşlardır
...
ekşi lahana ekşi lahana
o değil de size bir fıkra anlatayım.

bir gün adem ile havva sevişmiş. ama öyle böyle değil.
havva çok memnun, nefes nefese uzanmış.
adem gitmiş bir ağacın dibine çökmüş.
bir sigara yakmış. derin mı derin bir nefes çekmiş.
havva yerinden kalkmış, adem'in yanına gitmiş.
önce bir öpmüş. kulağına yaklaşmış ve demiş:
"harikaydı"
adem sigarasından efkarlı efkarlı bir nefes daha çekip yanıtlamış:
"kimseye anlatamadıktan sonra..."

bu fıkradan adem'in türk olduğu sonucuna varıyoruz.
ve bu sonuçtan da bu konuya iki ihtimalli bir cevap verebiliriz.

%50 olasılıkla "ehonomi çoh eyi" demiştir.
%50 olasılıkla "imam hatipler kapatılsın" demiştir.

gerisi bilinçaltı.
16 /