ağlayan kadın

1 /
neye zar atiyosun neye zar atiyosun
beni her seferinde kahreden kadındır..

ne zaman içime bir taş otursa, canım sıkkın olsa ya ağlayan bir kadın veya ölmüş hayvan görürüm..
en çok da ölmüş yavru kedi gördüm..
algıda seçicilik değil bu.. keşke öyle olsa, ama değil.
tesadüf biliyorum.. ama çok can sıkıcı..
çok boğucu.

bu akşam yine bir hal var üzerimde.
attım kendimi sokağa, 3 kilometre yolu yürüye yürüye bitiremedim.. uyuz uyuz yürüdüm..
düşüne düşüne..
tam mahalleme girdim ki bir evin içinde hıçkıra hıçkıra ağlayan bir kadının sesini duydum..
açık olan pencereye yanaşıp yardıma ihtiyacı olup olmadığını sormak istedim; ama cesaret edemedim.

üzdü beni o kadın, daha kötü etti.
ağlamayın lan kadınlar ortalık yerde, yanınıza yanaşıp mal gibi oturmak istiyorum.
ağlamadığınızdan emin olana kadar oturmak dinlemek istiyorum.
birkahveyapbana birkahveyapbana
--- alıntı ---

bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… en az erkekler kadar yani! ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. gözleri buğulanır kadının sonra.

ağlamayacağım, der içinden. ama engel olamaz işte.

çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. ince ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli ve kadın ağlar; hem de çok!

sanmayın ki gidene ağlar kadın! gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. o yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. her damla, daha çok kadın yapar kadınları. her damla bir derstir çünkü.

bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. bilmediklerindendir böyle demeleri. çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.

içlerindeki zehirdir onları öldüren! ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.

dönüşmemesi lazımdır oysa. o yüzden de bolca ağlarlar.

zaman geçer sonra. kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı.


çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan

insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.

çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. e.. o zaman niye sarılsınlar ki!

niye sarılalım ki!

etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.

bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.

bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.

bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
o da kim, ne diye sormayın artık. çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!


--- alıntı ---
dionysos dionysos
heyy derim gördüğümde. neden ağlıyorsun bi dakka! baksana şu kara gözlerime, ben mi ağlattım seni? hayır. neden ağlıyorsun? ağlıyorum işte. ağlama. bence güzel şeylere ağlamalı insanlar; ben ve benim gibi pisliklere değil.

yok lan, aslında iyi adamım ama ağla bari. yelkenli alıcam seneye. o zaman gel. gelecek olan var mı başka göcek'e?
brando brando
babasıda ölmüş olabilir beğendiği giysi ondan önce bi başkası tarafından da alınmış olabilir.herşey olabilir yani ota boka ağlıyor bu cinsler
kiya kiya
picasso'nun yaklaşık 60'lı yaşlarında yarattığı eseri. kübizm örneği sayılan bu eserde her çizgi, her renk düşünülmüş. mesela sol kenarda bir ince çizgi gibi görünen mavi rengin kendisi bile özel bir işlevi yerine getiriyor. belki de o olmasaydı, portre tam olmazdı veya bu kadar mükemmel bir görüntü ortaya çıkmazdı. picasso'nun dehası en küçük ayrıntıya bile önem vermesindeydi. bunun yanı sıra izleyiciyi de tahayyülünü istediği gibi yönlendirmesi için ortam yaratıyordu.

ağlayan kadın, renklerin armonisi, kübizmin karmaşıklığı ve her çizdiği çizgi ile 16 yaşında o muhteşem anne portresini yapan çocuğun yaşlandıkça gelişip mürekkepleşen ve aynı zamanda mükemmelleşen yaratıcılık ürünüdür. o yıllar sonra da aynı tip portreler yapıp izleyicilerini kandıramazdı. 16 - 17 yaşlarında klasik portreler yaratan ressam zamanla, insan tefekkürünün daha da derinlemesine gitmeli, yeni tutum ve yaklaşımlar ortaya koymalıydı. picasso yaratıcılığının karmaşıklığı galiba sadece böyle açıklanabilir. eser, günümüzde londra'da 'tate modern' müzesinde sergileniyor.

bir gün müzeye getirilen birkaç çocuktan bu resimden ne anladıkları soruluyor. çocuklardan biri kadının ağlama nedenini şöyle anlatıyor: ''muhtemelen, kadının oğlu savaşta. elinde tutup gözyaşlarını üzerine akıttığı kâğıt parçası da muhtemelen oğlunun kötü haberini aldığı bir mektup. kadın bu yüzden ağlıyor''

diğer çocuklar ise kadının ağlama sebebini şöyle anlatıyor: ''belki de bu kadın ekonomik kriz yaşıyor ve ona evini terk etmesi ile ilgili bir bildirim geliyor. kadın şimdi ağlaya ağlaya o kâğıdı yiyor'' elbette bunlar küçük çocukların tefekkürünün bir ürünü ama gerçekten de resimde sonsuz bir üzüntü var ve bu üzüntü insanı düşündükçe düşündürüyor.

bir gün picasso'ya eserlerinden biri hakkında şöyle diyorlar: ''neden senin çizdiklerini senden başka kimse anlamıyor? biz senin çizdiklerini anlamıyoruz''

picasso cevap veriyor: ''sen çince biliyor musun?'' karşı taraf ''hayır'' diyor. bunun üzerine picasso şöyle diyor: ''senin bu dili bilip bilmemene bakmaksızın, dünya nüfusunun neredeyse yarısına yakını bu dili konuşuyor. anlamak istiyorsan, gidip o dili öğrenmelisin''

a?layan kad?n on img.im a?layan kad?n on img.im ımg
sistemin kölesi olmusuz sistemin kölesi olmusuz
karşısında ki insana tüm duvarlarını kaldırmıştır. her kadın kolay kolay ağlayamaz başkasının yanında şayet ağlıyorsa; ya çok yorulmuştur ya da çok canı acıtılmıştır. peki neden ağlatılır ki bir kadın? neden seni seven bir insanın ağlamasına neden olunur ki? bakın iste bunlar ince meseleler, üzerinde birazcık düşünmek lazım.
anlatıcı anlatıcı
bırakın ağlasın. kadın ağlasın, erkek ağlamasın. kadın ezilsin, erkek hep dik dursun. rahat bırakın insanları da cinsiyetlerini de.
tozzerreciği tozzerreciği
mutlaka bir sebebi vardır.belki eşini kaybetmiştir,belki sevdiğinden ayrılmıştır,belki ruju ya da parası bitmiştir.belki kendisini pazarlayan adama sabah eksik vereceği para için,belki eşinden yediği dayak için,belki binbir emekle büyüttüğü oğlunu kaybettiği için, belki kardeşinin kanser olduğunu öğrendiği için,belki de instagramda son koyduğu resim beğenilmediği için ve belki de....
emcity emcity
gerizekalı ergenler tarafından aşırı anlamlar yüklenen aslında insana özgü çok doğal bir anı yaşayan kadındır.
1 /