ahmet kekeç

1 /
çaylakadam çaylakadam
dün gece 9 suları ('suları' ne ki lan? kim nasıl uydurmuş bi bakmak lazım), gazetedeki köşesinde yanlış bir yazının yayınlanacağını öğrendiğinde etekleri tutuşan ve gazetesini arayarak düzeltmelerini isteyen yazar. bilgisayarının şifresini bağıra bağıra söylediği için biz de öğrendik tabi, ama sonra unuttuk. aralarında bir de mebusun olduğu grupla okey oynuyorlardı.

ayrıca nargileci, hem de kapalı alanda!
sonbahar vurgunu sonbahar vurgunu
köşe yazarıymış, ben de bugün öğrendim. memlekette adım başı köşe yazarı türediği için doğaldır...

neyse bu giriyi yazma nedenim, kendisinin bugünkü yazısı:

yazar turgut özakman, 1 aydan daha kısa bir süre önce ciddi bir ameliyat geçirmiş ve akciğerinin yarısı alınmış. o nedenle evinde bile çok dikkatli olmak zorundaymış. bu nedenle tüyap kitap fuarına elinde sterilize eldiven ve maskeyle dolaşmış.

ahmet kekeç bey de üstün yorum kabiliyetiyle "turgut özakman 'hepiniz mikropsunuz' demeye getirdi" demiş.

bravo! ah bir de önce gerçekleri öğrenmeye çalışsalar...

köşe yazısı: stargazete
gerçek haber: 'çılgıntürk' fanus içinde imzaladı - hürriyet yazar turgut özakman domuz gribi endişesiyle yüzünde maske ile cam bir fanustan kitaplarını imzaladı. hurriyet
melankolik demokrat melankolik demokrat
bugünkü ertuğrul özkök temalı yazısı hayli ilginç. üsluba takılıp konuyu kaçırmış bazı arkadaşlar. ya da işlerine gelmedi heralde. özkök savunması yapıcak halim yok. savunulacak bi tarafı da yok zaten. ama;

"hangi epistemolojik gayretten süzdün de, memleketin “sivil faşizme doğru gittiğini” saptayıverdin?" demiş. ortada akp'nin sistematik bir biçimde ilerlediğine dair bilgi arayan bi adamın tarafsızlığından ben şüphe ederim.

ikincisi;

"...
menderes'i “diktatörlükle” suçlayan 60 konvansiyonu, darbeden sonra hazırladığı anayasada, “istikbaldeki faşizmi” önlemek için “egemenlik” meselesini (batı parlamentolarından kopya çekerek) yeniden düzenledi ve şu şekle soktu: “egemenlik kayıtsız şartsız türk milletinindir. türk milleti egemenliğini yetkili organlar eliyle kullanır...”

dikkatini çekerim:

meclis değil, “yetkili organlar...”

bu organlar, danıştay'dır, yargıtay'dır, anayasa mahkemesi'dir, üniversitelerdir, basındır, ordudur, sivil toplum örgütleridir... çoğalt çoğaltabildiğin kadar...

hulasası şu:

parlamento eliyle faşizm olmaz. meclis'te çoğunluğu ele geçiren hiçbir parti, hiçbir lider, hiçbir erdoğan, hiçbir baykal, hiçbir bahçeli, (inşaallah hiçbir sarıgül) istese de “dikta” kuramaz... bu konuda yeterli “yasal ve anayasal güvenceye” sahibiz." demiş.

şimdi ben ahmet'e soruyorum. yetkili organ örnekleri ile başlayalım. bu organlar bizim güvencemiz ise;

1)danıştay-yargıtay: akp neden hakim ve savcı atamalarını gerçekleştirmiyor?

2)anayasa mahkemesi: akp'nin bu mahkemeyle olan çatışmasını bilmeyen var mı? üyelerin görev süreleri bitsinde yerine kendi hakimlerimizi koyalım diyen akp değil mi? siyasi kararlar veriyor suçlamasını akp yapmadı mı?

3)üniversiteler: doğasında muhalefet olan bu kurumların başındaki yök'e, bütün ülke tarafından duyulan "yap dedik, sıkıyosa yapmasın"* sözünü kendine yedirebilen sümsük bir adamı, kendi adamını neden getirdiler?

4)basın: hangi basın? haklarında yüzlerce dava açılmış gazeteci-yazarlardan oluşan, milyar dolarlık vergi cezasına çarptırılan basın mı? yoksa damat hazretlerinin emrindeki, senin de içinde olduğun yandaş medya mı?

5)ordu: bu maddeyi pas geçmek en iyisi..

6)sivil toplum örgütleri: hergün yeni bir tanesi kapatılan, vatandaşı devletin kucağına atma amacıyla yenisini açtığınız ya da bilerek açmadığınız sivil toplum örgütleri mi? yoksa milyonlarca doları kendi reklam ve amaçlarınıza alet etmek için kullandığınız deniz feneri falan mı?

gerçekten de çoğalt çoğaltabildiğin kadar. bir de üstüne yüzsüzlük edip hangi epistemolojik gayretle diye soruyorsun ya, daha da lafım yok sana.

hadi git, bi daha da gelme mümkünse..
paraklitos paraklitos
yıllar önce yazılarından derleme hiciv dolu kitabını ilk okuduğumda zekasını ve dili kullanma konusundaki ustalığını gözlemlemişdim.karşı görüşdeki muhttabını zekası ve dili kullanma konusundaki ustalığıyla ters köşe yapma kabiliyetine sahip.gerçekten kuvvetli bir kalem.
lady candy lady candy
yazma eylemini saldırma fiiliyle karıştırma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen yazar kişilik.
bugün ki yazış tekniğiyle birkez daha göstermiştir ki en az üslubunu eleştirdiği yazarlar kadar üslupsuzdur..

(bkz: yandaş medya )
carlito brigante carlito brigante
iyi adamdır hoş adamdır ama ertuğrul özkök olmasa ne yazacağını merak ediyorum. her mevzuyu dönüp dolaştırıp nasıl özkökgillere bağlıyor anlamıyorum.
bu sefer kesin bu sefer kesin
recep tayyip erdoğan'ın yakın markaj koruması.

yandaş medya diyenlere abartıyorsunuz diyemiyorum sayesinde. kahpe bizans filmindeki süt anne* gibi kendini parçalıyor ve komik duruma düşüyor.
"karşımızdaki bir cumhuriyet gazetesi yazarı olsaydı, "cahil" der geçerdik..." diye yazmış bugün ama kendisine ne demeliyiz ben onu bilemedim.
1 /