akp nin sağlık politikası

1 /
gebesh gebesh
doktorların uzmanlığını alabilmeleri için türkiye'nin herhangi bir yerinde belli bir süre zorunlu hizmeti zorunlu tutmak kaydıyla o çok sevdiği halkını hiç düşünmemesi ile örneklenen politika.sayılarla örneklendirirsek.
18 yaşında tıp fakültesi giriş
24 yaşında fakülteden çıkış (en mükemmel şekilde hiç kalmadan mezun olunduğu varsayılırsa)
26 yaşında pratisyen olarak zorunlu hizmeti bitiriş ve tusa giriş
30 yaşında ihtisasını bitiriş ( tus u ilk seferinde kazandığı varsayılırsa)

daha sonra bu insandan yani hiç vakit kaybetmeden bu raddeye gelmiş kişiden türkiye'nin herhangi bir yerinde en az bir yıl (nereler olduğunu tahmin edebilirsiniz) bazı yerlerde de iki yıl olmak üzere hizmet etmesini zorunlu kılmak.aksi takdirde tüm emeklerini hiçe sayıp uzmanlığını vermeme politikası.

30 yaşında bekar kaç tane kadın vardır hele doktorsa? ailesini kurmuş yaşamını kurmuştur.çocuğu olmuş belli bir yaşa gelmiştir.eşi de çalışıyordur.
"birilerinin hizmet götürmesi lazım ama" şeklindeki şabalakça savunma yapan kişileri gördükçe ne kadar da ezik ve aciz hale geldiğimizi gördüğümüz politika.ulan çözümü bu mudur?aile yi parçalamak mıdır?
5 yıllık evli bir çift aynı zaman 4 yaşında bir çocukları var ve şimdi anne tunceli ovacık ilçesinde 1 yıl hizmet etmek zorunda.yoksa yıllarca verdiği emek boşa gidecektir.çocuk nerede kalacaktır.baba ne yapacaktır.tek başına bir kadın orada ne yapacaktır.bu soruları sormam bana bunları yapanlara ve onları oraya getirenlere müthiç bir nefret duymama sebep oluyor.

tabi mevcut yaşamlarına yakın yerlerde görevlendirilenlerin kimler olduğu konusunu hiç açmıyorum.onu tahmin etmek güç değil kimse için.

sözün özü inandığım bir allah var.gerçekten varsa ahirette bu kişileri görmek için sabırsızlanıyorum.
edit:imla
insansevmeyenhayvan insansevmeyenhayvan
cesurca söylüyorum ve herhangi hukuki bir sorumluluğu da üstüme alıyorum ki, salakçadır, iki yüzlüdür..

bir tıp fakültesi öğrencisi olarak zorunlu görev vs. burda bir şey söylemek istemiyorum, taraflı diyeceksiniz..ancak, eğer senin kademeli hizmet anlayışın varsa, yani "sağlık ocağı--> devlet hastanesi--> araştırma-üniversite hastanesi" gibi bir örgütlenmen varsa sevk sistemi en önemli kuralın olmalıdır!

e ama sen oy için "vatandaşlarım, sizi uğraştırmayacağız, kıçınız gece açık kalsa ve soğuk kapsanız bile üniversite hastanelerine gidip, oranın ağzına sıçıp istediğiniz profesörden, kıçınızdan aldığınız soğuk için tedavi talep edebileceksiniz!!" diye şov yaparsan meydanlarda, bu sistemin ağzına sıçılmasına direk yol açarsın..

ha şimdi gss geliyor, şöyle söyliyim; skmişim sevki, gss gelmeseydi de, bu sistemi sevk olmadan devam ettirmek için üniversite hastanelerinde çok basit hastalarla bile uğraşıp didinseydik..gss de o kadar berbat bir sistemdir..

"sicko" belgeselini izlemenizi öneririm bu konuda...
kırılgan düşler kırılgan düşler
sosyal devletin ne olduğunu bilmeyenlerin, hakkın, kazanılmış hakkın ne olduğunu bilmeyenlerin, eşek gibi çalıştığı halde insanlar refaha ulaşamazken acaba başka ülkelerde bu işler nasıl oluyor diye düşünmeyenlerin savunduğu politikalardır.

tabi bu konu hakkında bir şeyler söyleyebilmek için bazı kavramların altlarının doldurulması gereklidir.

konuya ilişkin bakınızlar:

(bkz: sosyal devlet)
(bkz: gats)
(bkz: küreselleşme)
(bkz: muayene katılım payı/#4714331)

bonus:
(bkz: türkiye ye hakim olan düşünce yapısı)
zikandal zikandal
mevcut hastaneleri iyileştirmek yerine; hastane açacak kadar parası olan parababalarını ve özellikle belirli grupları daha da zenginleştirmektir..
dükkanın önünü kapatan adam dükkanın önünü kapatan adam
pratisyen hekimleri sözleşmeli aile hekimi yapmak sonra 2 ay paralarını vermemektir.

(bkz: beğenmiyorsan işte kapı)

şaka maka 2010 yıl sonu bütçesi için iyi kaynak olmuştur.

bir de birisi ücret tarifesi çıkartılmış bununla mutlu olmamız isteniyor. muayeneler 2 tl'den başlayan fiyatlar ama muayene olup ilacını alamadıktan sonra ben bizim bir arkadaşa da muayene oluyorum para da vermiyorum üstelik...

ilaçlar birer birer geri ödemeden çıkartılıyor. kalp ilaçlarının en ucuzu ödeniyor yani siz sağlığınız gereği kombine bir ilaç kullanıyorsanız o da kalp ilacı statüsünde olduğu için en ucuzu yani kombine olmayanı ödeniyor. doktorunuzun yazmış olduğu ilacı alabilmek için ekstra para ödemeniz gerekiyor.

2 tl'lik muayene ücretine ek olarak fi tarihinde hastaneye gitmişseniz eğer onu da ilaç alırken ödüyorsunuz. ssk primlerinizi ödemiş olmanıza rağmen eczanede geriye yönelik borçlu çıkıyorsunuz.

eskiden muayene ücretleri hastanede tahsil ediliyordu. bu da sıradaydı kuyruk yoğunluğa neden oluyordu. şimdi eczaneleri veznedar yaptılar, vatandaş devletle değil eczaneyle papaz oluyor. güzel bi göz boyama.

her duyduğunuza inanmasanız böyle ak-koyun kara koyun belli olacak ama işte bazen aziz nesile katılmamak mümkün olmuyor.

ödediğim sağlık priminin üzerine niye bir daha para ödüyorum bunu hiç sorgulamıyorum bile hatta niye sağlık primi ödediğimi bile sorgulamıyorum ama sayın millet vekilinin 7 sülalesini benim ödediğim vergilerle ücretsiz tedavi ettirmesi dokunuyor arkadaş.
kalabaliklar icindeki yalniz adam kalabaliklar icindeki yalniz adam
2002 öncesi batırıldığı söylenen ssk doktor raporu ile her türlü ilacı karşılarken bugün pek çok maddi ağırlığı olan ilacı karşılamamaktadır. örnek olarak paratiroit hastalıklarında kullanılan parathormon periferdeki araştırma hastanelerine bile temin edilmemektedir, bu ilacın değeri 870 türk lirasıdır. hastanelerde en sık yatış sebeplerinden olan kalsiyum düşüklüğüne yönelik tedavi de hasta yakınlarının cebinden çıkmaktadır. akp ile türkiye'deki devlet hastaneleri kalsiyum'u bile hastaya aldırmakta ve buna rağmen sağlık konusunda kendilerini çok değerli görmekte. sağlık bakanlığı koltuğunda para almadan çocuk hematoloji servisine hasta yatırmayan biri olduğunu düşünürsek normal bir durum.
deli degilim deli degilim
a.ku.p marifetiyle sağlık sistemi bir sektöre, sağlık ise alınır satılır bir metaya dönüşmektedir.

ama bu durum, tayyibin ve sağlıksız sağlık bakanının bir gecede rüyalarında görüp de karar aldığı bir durum değildir. 1980 darbesi türk solunun üzerinden bir silindir gibi geçmiş, toplumsal direnç kırılmış, özal ile başlayan ve diğer hükümetlerle süren özelleştirmelerin önü açılmıştır.

ama amerika'nın politikalarını yürütmekte en kararlı ve hırslı siyasi özne akp olmuştur.

80 öncesinde uygulanan her yurttaşa "eşit, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti" politikasının yerini, sağlığın satılan bir meta olması durumu almıştır.

tabii halka bunu kabul ettirmek için, kamu kurumlarının hantal, işlevsiz olduğu propogandası yapılmış, "negzel, özel hastanelerde hemen randevu veriliyo, mini etekli kızlar karşılıyo" düşüncesi aşılanmıştır.

işin vitrini iyi görünmekte, ancak koruyucu sağlık hizmetleri aksamakta, hastaların cepten ödemesi ve devletin gereksiz yükleri artmakta ve her alanda sağlık hizmetinin kalitesi düşmektedir.

sahip olduğumuz her zenginlik "babalar gibi" satılıyor. insanlar artık "tayyip güneşi de mi sattın, yaz gelemedi bu sene" deme noktasına getirildi.

tayyip en son neyi satacak merak ediyorum.
düşeşattımyekgeldi düşeşattımyekgeldi
kolay sağlık hizmeti alınabildiği kandırmacalarından ibarettir. oysa insanların tedavi olmak için doktora çok daha kolay ulaşabildikleri yalanı, aile hekimi ya da pratisyen hekimlere ulaşabilmekle tedavi olamadıkları gerçeğiyle yüzleştiklerinde ellerinde patlar. zira durumunuz ciddi ise,her hangi bir alanda tedavi görebilmek için o alanda uzman olmuş doktorların arasından bile en iyilerini seçmek zorundasınızdır. sistem bu haliyle ciddi hastalıkların teşhisinide geçiktiriyor, çünkü kolay ulaşabildiğimiz hekim her türlü hastalık belirtisini soğuk algınlığına yoruyor ve bir süre ağrı kesiciyi dayıyor. oysa ağrı kesici dediğin şey vücudun alarm sistemini susturmak gibidir alarmı susturursun ama sorun devam edip ilerler.
demiş ve gitmiştin demiş ve gitmiştin
öncelikle hakkını verelim. 6 sene öncesine kadar ssk lılar hastanelerde çile çekiyorlardı. akp bunu ortadan kaldırdı. özel hastanelere gitmek lüks işi idi akp bunuda kaldırdı. şimdi herkes istedigi hastaneye gidip istedigi şekilde muayene oluyor. bunlar iyi yanları.

flaşhback

yıl 2004 her şey bir ekim günü başlamıştı. saglıkda dönüşüm adı altında. isteyen istedigi eczaneden, istedigi hastaneden ilacını ala bilecekti. yeşil kartlılar bile. hatta yeşil kartlılar diger (ssk, bagkur, emeklisandıgı v.b) kurumların ödedigi %20 katılım payını ödemeden ilaçlarini almaya başlamişlardi. bakin buraya dikkat! yeşil kartlılar ilk etapda saglık giderleri için her hangi bir ödemede bulunmuyorlardı. istedigi kadar doktora gide biliyor bir yeşil kartlının gün içinde dört doktora gitigi bile oluyordu. çünkü cebinden her hangi bir ücret ödemiyordu. sonra bu %20 olayı yeşil kartlı hastalarada uygulanmaya başlandı. sonra ne oldu; yeşil kartlı hasta sayısı %70 düşüşlere ugradı. şöyle anlatayım %20 olayından önce 100 yeşil kartlı geliyor ise bir eczaneye, %20 olayından sonra 25,30 yeşil kartlı gelmeye başladı.
aradan geçen 6 sene zarfında sürekli sistem degişti. sistemler çalışmadı. tabiki bu esnada muayene ücreti 0.85krş idi. sonra gün geçtikçe sistem degişmeye başladı. bazı ilaçlar ödenmemeye başladı. örnegin hasta kolestirolü yüksek ldl sonucu 160 olanlarda ödenir dendi. ama bilmediler ki tansiyon hastasının kolestirolü 100 geçtigi an tehlikeliydi. tabiki bu hatalarından iki ay sonra vaz geçtiler. yani iki ay boyunca kolestirol kullanması gereken bir tansiyon hastası akp nin bürokrasisisnden ötürü kullanmadı. bu sadece bir örnek. bunun gibi bir çok örnek söyleye bilirim sizlere.
85 krş olan muayene ücretleri bir anda zamlanmaya başladı. önce 2 lira oldu, sonra 3 lira oldu şimdi bu oranlar şu şekilde;
özel hastaneler 12 tl
ünüversiteler 8 tl
devlet hastaneleri 5 tl
tabi bunlara ilaveten reçete bedeli 3 tl.
bu ücretler o kadar sistemli bir şekilde bölünmüştür ki hasta nereye ne ücreti ödedigini tam olarak bilmemektedir. eczanede şuan hemen hemen bütün ilaçlarda fark çıkmaktadır. hasta bu farkıda ödemektedir. doktorlar, eczacılar ve diger saglık çalışanları sistemin kölesi olmuşlardır. elleri kolları baglıdır. sgk başkanının geçen günlerde yapmış oldugu "sistem tıkır rıkır çalışıyor" açıklamasında emin olun sistem en az beş gün daha çalışmadı. neyse konuyu fazla uzatmayacagım sadece 2012 yılında neler ile karşılaşacaksınız onunda tüyosunu verip köşeme çekilecegim.

2012 ve sonrası ne kadar ilaç o kadar para

--spoiler--

muayene için hastaneye giden vatandaşlar, doktorun ilaç yazması halinde ceplerinden artı para ödeyecek...

üç kutuya kadar 3 lira ödeyen hastalar, üç kutudan sonraki her kutu için 1 lira verecek. altı kutu ilaç yazdıran bir hasta 6 lira ödeyecek.

sağlık bakanı recep akdagın açıkladığı sağlıkta tasarruf için yapılan düzenlemelerin ayrıntıları ortaya çıktı. aile hekimlerine 3 lira reçete parası getiren sağlık uygulama tebliği (sut) katılım paylarına da 1 lira zam getirdi. ekonomi koordinasyon kurulu’nda kararlaştırılan tedbirler çerçevesinde hastalar devlet hastanelerinde muayene olmaları halinde, ilaç yazdırmadan ödedikleri 5 lirayı bundan böyle 6 lira, özel hastanelerde ise 14 lira olarak verecekler.

ilaç yazılması halinde bu fatura daha da kabaracak. aile hekimi, devlet ve üniversite hastanelerindeki doktorlara muayene olup ilaç yazdıranlar aile hekiminde 3 lira, devlet hastanelerinde 9 lira, özel hastanelerde 17 lira ödeyecek.

ancak hastanın cebinden çıkan para bununla da sınırlı kalmayacak. doktorun yazdığı reçetede ne kadar çok ilaç varsa o kadar çok para ödenecek. bir kutu yazılsa dahi 3 lira ödeyecek olan hastalarda sınır 3 kutu olarak belirlendi. üç kutuya kadar 3 lira verecek olan vatandaşlar, 3 kutudan sonraki her bir kutu için 1 lira ödemek zorunda kalacak. vatandaşlar aynı zamanda ilacın yüzde lik kısmını da ödemeye devam edecek
--spoiler--
1 /