aksak ritim

1 /
tinklend tinklend
türk müziğinde de sıklıkla kullanılan bi ritimdir,hatta türk müziğinin temeli aksak ritimler üzerine kuruludur.b una eksik ritim de denmektedir çünkü yapılan şey müzikteki vuruşları(4lükleri 8liklere bölmek suretiyle)ikiye bölmek,en son vuruşun sekizliğini yok etmek veya tam aksine vuruş eklemektir.bunlar 5/8lik,7/8lik 9/8lik ve daha pek çok varyasyon şeklinde cereyan eder.ama düzenli kalıpların farklı zamanlarına vurgu yapmak suretiyle de aksak ritim oluşturulabilir,rock ve metal müziğinde de klasik müziklerin aksine yapılmaması gereken zamana vurgu yapılır,bu yüzden bi başkaldırıdır.bunu pek çok müzisyen,bilhassa jazz davulcuları kullanır,ki bu hayran olunacak bi tekniktir.
usuyitik usuyitik
gaye boralıoğlu 'nun tazecik romanıdır. iletişim ekim ayında neşretti. bana hediye edilmesi halinde hemen okumaya başlayabilirim.

tanıtım yazısı:

“güldane banyoda tek bir mum yakmış, cama arkasını dönmüştü. dışarıda kaç kişi var, kim onlar, yaşları kaç hiç bilmiyordu. umurunda da değildi. o kendi halindeydi. sadece seyredildiğini biliyordu ve bu gizli oyun onun kalbinin zarını titretiyordu. hiçbir dokunuş, en derin öpüşme, en tatlı sevişme bu oyunun yerini tutamazdı. güldane o an âşık oluyordu; seyredenlerin gözündeki kendine âşık oluyordu.”

on beş yaşında, cinselliğini keşfetmeye çalışan bir “çingene” kızı ile otuz beşine merdiven dayamış “maço” bir taksi şoförünün yolları istanbul’un ortasındaki bir kavşakta kesişir. üzerinden dumanlar tüten bir aşk hikâyesi böyle başlar. sonrası: yoksulluğun ortasında, hayallerin aynasında bir samanlık seyranı… gaye boralıoğlu aksak ritim’de, halil ile güldane’nin tuhaf hikâyesini anlatıyor. şiddet ve arzunun, iki insanın hayatını nasıl değiştirdiğini, bu iki güçlü duygunun birbirini besleyerek, birbirinin içinden geçerek hayatları nasıl altüst edebildiğini; büyüleyici ve sürükleyici bir anlatımla, güldane’nin kardeşi yunus’un darbukasının ritmiyle okuyoruz.
laplaceınşeytanıpavlovunköpeği laplaceınşeytanıpavlovunköpeği
5/4lük, 7/4lük ve 9/16lık gibi varyasyonları da olan ve şahsi fikrimce hem çalan hem de dinleyen için beynin müzikle daha da çok meşgul olmasını sağlayarak esere farklı vurgular ve nüanslar katan ritim çeşididir. davulcuları en çok zorlayan genelde bu tür fazladan vuruş eklenmiş veya çıkartılmış ritimler olmuştur. beyni ikiye bölerek ciddi bir konsantrasyon ve koordinasyon gerektirir, ki eğitimlerde de hep bu koordinasyon aşılanmaya çalışılır. belli bir seviyeye gelince ise özellikle jazz ve progressive metal parçalarını çalarken büyük keyif verir, kendimden biliyorum*.

ufak bir not; telefonlarımızın meşgul tonu 9/8liktir.*
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
yedi sekizlik ve dokuz sekizlik versiyonlarını bir orta avrupalıdan uygulamasını, çalmasını, söylemesini beklemeyin. hadi beklediniz...iyi yapmasını beklemeyin. neticede adamlar ram tararam'dan gelmişler. marş anca buna basıyor. bir balkan kıvraklığı, bir alaturka aksaklığı..ı ıh.
geçen gün yedi sekizlik ritimde söyleyebilen kadını gördüm. dilim tutuldu. bulgar kökenli olduğunu öğrenince işler değişti tabiğ.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
sırasıyla tüm klişeleri sıralayalım mı?

bir solukta biten roman.
cok etkileyici.
yürek burkan.
...
neyse ne!

afedersiniz ama ben yıllardır bir romanı okurken bu kadar ters köşeye yatmamış idim. bu kadar içim de acımamıştı. bildik, hüzün vardı. bildik, bir terslik vardı. bildik, bir şeyler başına bela açacaktı herkesin...ama böylesini bilemedik.


son sayfaya kadar onca karmaşaya rağmen bir umut ettirip, bizi yüz üstü bırakan bu roman için gaye hanım'a bir aşkolsun diyorum. uykudan evvel bu kadar sarsmaya ne gerek vardı?
1 /