ali lidar

2 /
tipta vurulan muhendis tipta vurulan muhendis
"bir insan nasıl sevilir hatırlamıyorum. öğret bana. tut elimden, gözlerimin içine bak, okula başlamış çocuğa alfabeyi öğretir gibi, kırk yıllık budiste namaz kılmayı öğretir gibi, sabırla öğret bana seni sevmeyi."

pek ilgilenmediğim bir yazar, yönetmen beyefendi. lakin şu haliyle dokundu bana, şu yalvarışıyla, ortak ihtiyacımla...
ruhibey ruhibey
bugünlerde internette ah muhsin ünlü'nün diye dolaşan ve ali lidar'a ait olan şiirin bir kısmı:

"ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum..
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar,
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız,
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması...
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması."
sisice sisice
tesirsiz parçalar 137


bu kez ben haksız değilim bu kez sen beni dinle
sana hak verip durmaktan onurumu sakatladım
çizik vidaymışım meğer sen yıldız tornavida
ne sağa dönebildim ne sola
hırpalandığımla kaldım
söyleyecek laf çok sende şöyle kafanı çevirip
yanlışlıkla baktığın kuşları bile ağlatırsın
bakma bana konuşma da kal öyle kıpırtısız
cehennemin dibinde metal şezlong kiraladım
ben gidiyorum artık kalanlara anlatırsın..

sevdiğim şairdir.

karpuz kabuğuna yazılar yazmak ali lidar - karpuz kabuğuna yazılar yazmak lidarkkyy lidar-kkyy
ariel ariel
(bkz: allahuekber wuhuuuu)

yok artık eal 'den bizim ali hoca şair miymiş la diyor ve gördüklerime inanmıyorum. fenotipi şairliğe pek uygun değildi ama içinde gizli bir cevher varmış demek.

edit: bıyık mıyık da bırakmış neler oluyor oh tanrım.
meyal meyal
ben ki müptelasıyım anlatmadan anlaşılmanın,
anlatmaya yeltendiğimde sesimi çocukluğum kesiyor..

diyen şairimiz, yazarımız, bazılarınında hocası olmakla birlikte, bir kısım insanında kurtarıcısı olduğunu düşünüyorum. cevabı olmayan sorularla boğuşurken açıp okuduğunda yalnız değilim şükür dedirtir. kaybolmak istediğinizde onun dizelerinin içine saklanmak en güzelidir.
hunicibası hunicibası
an itibariyle ali lidar adlı başlığı takip ettiğini belirtmiştir facebooktan seviyoruz kendisini.
bu arada soruyorum buradan şiirleri atsam okur mu ?
sirkelimon sirkelimon
eal de felsefe ve psikoloji derslerimize teşrif etmiş müstesna insan.
yıl 2003 -2004, matrix filmleriyle yatıp kalktığımız zamanlardı; biz uçan ceketler, kurşunlar, "i know funk hu" derken bir gün derste, "ulen siz matrix'in arkasında nasıl bir ideoloji var, nasıl bir felsefe yatıyor bir bilseniz matrix'i nasıl başka seversiniz" demişti... tabi şimdi matrix o zamankinden başka algılanıyor ama her matrix dendiğinde de akla ali hoca geliyor.
zinser zinser
zamanında kıymetini bilemediğim güzel insan. sadece yazdıklarını değil, okuduklarını, izlediklerini, dinlediklerini takiplemekten bıkmıyorum. sayesinde tanıdım emrah serbes'i, ah muhsin ünlü'yü, afilli filintaları, george perec'i. edebiyattan zırnık anlamayan bana yusuf atılgan okutmuştur daha napsın adamcağız.

keşke selebriti olmasa ama şiirlerini-sözlerini ergen statuslerinde görmek istemeyiz. o kendi kendine yazsa, biz bi avuç insan okusak onu. her okuduğumuzda kendimizi bulsak.
dünyarüyaiçinderüyadır dünyarüyaiçinderüyadır
'gerçek aşk, hiçbir şey yapmamaktır. bir şeyler yapmak kolay; aramak, ağlamak, yalvarmak, kızmak, yalan söylemek, dünyayı yerinden oynatmak.. zor olan bunların hepsini yapmaya gücün yetecekken hiçbir şey yapmamaktır. beklemektir zor olan, herhangi bir beklentiye sığınıp yaslanmadan beklemek. hiçbir şey ummadan, hiçbir şeyi değiştirmeye kalkmadan, gücünü sadece masumiyetten alan ve sabırla beslenen. '
morosophe morosophe
ali lidar bilinmesi gereken; ama pek bilinmeyen insanlardan.eskişehir'de bir lisede felsefe öğretmeni olması lazım.öğrencisi değilim; ama olmayı çok isterdim.dolu bir adam. eminim, muhabbeti çok iyidir.yazıları çok güzel çok okunası."başıbozuk" ve "alengirli" şiirler yazar."ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil..." diye başlar alengirli olanı.bir gün kitap çıkarsa çok satacağına eminim. olmazsa da ben alırım hepsini şunun hatırına :
"adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim.."
sisice sisice
" hiç değilse, içer misin? diye sormadan çay suyu koysaydın ocağa. sen suyun kaynamasını beklerdin, ben seni beklerdim ve aradaki boşluğa bir aşk ihtimali sıkıştırırdık... "

(bkz: yirim)
damdan atlayan serçe damdan atlayan serçe
"italyanca konuşsaydım sever miydin beni?
ingilizce almanca falan olmuştur tabi de
eminim hiç italyanca bilen sevgilin olmamıştır.
ben şimdi kursa gitsem,sen beklesen.
beklemesen bile çok ileri gitmesen.
ufak tefek yakınlaşmaların olabilir ama ileri gitme olmaz mı?
neyse işte ben kursa gitsem.
iki seneye sökerim sanıyorum, malum kafam kalın biraz.
sonra gelsem yanına.
calvino'yu dante'yi v.s kendi dilinden okusam.
gözüne girermiyim o zaman?
italyanca konuşmayı öğrenirsem sever misin beni?

doğru düzgün bir adam olsaydım sever miydin beni?
kavga etmesem, küfür etmesem, tesbih çekmesem.
bak şimdi sen beni seversen
sen şimdi beni bir sev var ya.
sevinçten ortalığın .mına korum..
pardon pardon, küfür yok,
valla son olur bu etmem bir daha.
işe gider eve döner efendi efendi takılırım.
doğru düzgün bir adam olursam sever misin beni?

toplumsal duyarlılıklarım olsaydı sever miydin beni?
mendil satan çocuklara dertlenip
nesli tükenen hayvanlara içlenseydim.
ne bileyim işte bu petrol sızdıran tankerlerin anasına avradına..
yok ama küfür yok doğru.
bu petrol sızdıran tankerlere protesto mesajları falan çekseydim
yoksullukla mücadele eden sivil toplum örgütü gibi şeyler var ya hani?
gerekirse onlara bile üye olabilirim.
toplumsal duyarlılıklarım olursa sever misin beni?"

cümlelerinin sahibi.
alt tarafı bir nick alt tarafı bir nick
hayatın provası olmaz!
kaçırdığımız sabahlara ciddi bir özür borçluyuz
beraber uyanmadığımız bütün sabahlar
bir şey eksikti vardı yeryüzünün haberi
yanımızda başka bedenler
aklımızda başka hayaller
ama aynı güneş aynı gökyüzü
ve sen büyürken kimselerin fark edemediği yerlerde
gözlerini anlamsızca dikerken en yükseklere
durmaksızın seni düşündüğümü söylemem doğru olmaz..

ama günün başka kimselere anlamlı gelmeyen anlarında
bazen onu elli geçe mesela
bazen ikiye altı kala
çorabımın tekini ararken ya da
kaç yumurta kıracağımı düşünürken tavaya
mütemadiyen seni düşündüğümü söyleyebilirim.
sevgilim denmez artık uzaktaki sevgiliye
sevgilim denmez çok ayıp ama sevdiğim diyebilirim
sevdiğim belli olmaz saçma sapan bir zamanda
bir çocuk gülüşünde ya da eski bir türk filminde
farkında bile olmadan aklına gelebilirim..
evrensel döngü evrensel döngü
gerçek bizi körleştirir ve köleleştirir, irademizi ortadan kaldırır. bu yüzden gerçek, diğer insanların, eşyanın ve tabiatın saplantılarından ibarettir. mutlak gerçeğe sadece deliler, çocuklar ve sarhoşlar ulaşabilir. çünkü sadece onlar kendi gerçeklerini yaratma cesaretine sahiptirler..

diyebilen tarif edemediğim insan evladı.

aklımızdan neler geçer neler kim bilir?
yeri gelir bir sen bir ben bir dünya.
bu dünya bir bakmışsın oluvermiş iki kişilik..


uzanıp kırlara sere serpe
-uzanamayanlara inat-
aklımızdı ruhumuzdu alayı bir kenarda.
bir sen
bir ben
bir evren
şaşırıp kendimizden başka herkesin bizsizliğine,
gülümseyerek bir yandan
bir düzine ateş böceği kiralayarak tabiattan
ay ışığında deniz suyuyla karıştırarak
rakı içebileceğimizi düşündükçe
çıldıracak gibi oluyorum sevinçten..

diyor bir de. muazzam.


hastalıklı şiir..
eğilip sen herhangi bir şeyin üzerine
soluk bir papatya olur yahut kirli bir mendilci çocuk
ışık hızıyla hepsini birden kıskanabilirim
uyu sen sadece başka hiçbir şey yapma
çünkü yapacağın en iyi niyetli şeylerde bile
kendimle ilgili kötü sonuçlar çıkarabilirim..

aşk tanımsız bir obsesyon nedeni yaşanamayanlar
hastalık bu biliyorum o kadar salak değilim
hastalık bu yavaş yavaş ortaya çıkmasında
şarkıların, çiçeklerin ve saçlarının eşit payı var
hadi sen uyu sevgilim uyumadığın zamanlar
başkalarını düşündüğün gibi tuhaf düşüncelerim var..


bir de bu.

ama bu böyle olmayacak anlatmalıyım artık birilerine bir yerlere bir şeylere senden bahsetmeliyim şiştim içimde tutmaktan korkunç bir yanlışlıkla sürmekte olan bu saçma sapanlıktan birilerinin haberi olmalı yalnızlığın bu kadarına alışık değilim ben anlamasalar da dinlemeliler beni birileri ya da bir şeyler yahut bir yerler durumdan haberdar olmalı durumumdan durumumuzdan durum mu ne durum işte iyi değilim ben kafam seninle dolu içtiğim biranın köpüğünde seni görüyorum miyavlayan süslü bar kedisi -ki hiç sevmem ben kedi- adınla miyavlıyor gibi durup dururken ağzımdan adın kaçıp duruyor sonra ben bundan kaçar gibi oluyorum başka şeyler düşünür gibi oluyorum sonra başka şeylerle oyalanır gibi oluyorum tanımadığım çirkin insanların düğünlerine uzaktan bakıp tenis maçlarını izleyip yaşlılara yer verip sempati yaratabileyim diye günün en kalabalık saatlerinde belediye otobüslerine binip kütahya'ya falan gidip mesela günübirlik durumun vehametinden zavallı aklımı korumaya çalışıyorum ama rüyalarımı nasıl yapalım onları koruyamıyorum senden benden durumdan olmayacak şeyler oluyor rüyalarımda ben hepsini gerçek sanıyorum ben sen ne söylesen hepsini gerçek sandım zaten yıllardır kötü olan hiçbir şeyi yakıştıramadım sana bütün kötülükleri kendimden bildim bütün yalanları ben söyledim bütün pis bendim hep sen yıldız gibiydin orada ışığı var kendisi yok soyut bir şey oldun git gide gittin sonra unuttum sandım ben de meğer gözlerimi kapatmışım açtım sonra fark etmeden baktım orada duruyormuş aslında ışığın bilemedim ne yapacağımı nasıl yaşarım şimdi bu ışıkla bilmiyorum ki anlatmalıyım durmaksızın anlatmazsam çıldıracağım sanki ama biliyorum yok kimselerin zamanı durup ince şeyleri anlamaya..
2 /