alışveriş

1 /
gertaugh gertaugh
başta kızlar olmak üzre para sahibi toplum tarafından çokca sevilip mümkünse hergün tekrarlanan ama beni fazlasıyla sıkan eylemler bütünü.
ıgetbored ıgetbored
gerçekleştirirken aklımın uçup gittiği,hayatta giymiceğim ilginç şeyler aldığım bu yüzden dolabımda gereksiz giysiler yumağının oluşmasına sebebiyet veren eylemdir.gerçekten çok zevk vermekte ve doğru kararlar sonucu alınan yeni giysilerin verdiği keyif insanı mutlu etmektedir.
pseudonym pseudonym
japonların çay töreni gibi eylemin amacından çok sürecine odaklanmış bir faaliyettir. çeşit çeşit dükkan dolaşıp ürünleri görmek, onlaar dokunmak, gözü ve gönlü onların güzellikleriyle doldurmaktır. illa ki sonunda ürünün satın alınması da gerekmez zira windowshopping diye bir kavram da vardır. yani sadece bakmak bile alışveriş eyleminin önemli bir parçasıdır.
pseudonym pseudonym
bağımlılık yaptığı görülmüş hatta tıp literatürüne bile girmiştir.
hayata kattığı tazelik ve yenilik hissi ile narkotik maddelerle yarışır duruma gelmiş.
spitzer spitzer
giysi için düşünüldüğünde bazen çileden çıkartan olay,yalnız bunun için yanınızda götürdüğünüz fikrini almak istediğiniz arkadaş olmalı*,örneğin şöyle bir diyalog geçer sıklıkla;
+nasıl abi olur mu bana
-bir giy dene abi olur gibi
(giyersin çıkarsın)
+nasıl iyi mi oldu mu?
-dön bakayım şöyle?*
-valla harika baba ne diyim çok yakıştı
+harbi mi?
-inan var ya çok iyi gitti bu renk sana,hemen al derim
+dur bi de şunu deniyim
-denemene gerek yok o da harika olur baba sana
+nerden biliyosun
-abi şu tipe baksana bu tipe her şey gider
+hadi ya öyle demek*
diye uzayıp giden diyaloglar alışverişi sıkıcı bi hale getirir hele bir de yanınızdan ayrılmayan görevli varsa işte o zaman hapı yuttunuz demek.
tembel tembel
kiramı ödemek maksadıyla iş bankası interaktif bankacılık şubesine girdim ki nal kadar bir ilan: en güzel karne hediyesi playstation 3. üstelik de maximum kart sahiplerine özel peşin fiyatına on iki taksitleymiş. her ne kadar karne almayalı seneler olmuş olsa da, ve maximum kart gibi bir unsura sahip olmasam da, içimi sanki ersin özince bir ps3'ü paketleyip bizzat hediye etmek üzere kapıma gelmişçesine sevinç kapladı.

bu online alışveriş muhabbeti bütün o renkleri, parlaklığı ve kolaylığıyla nasıl bir yapay cennet ilüzyonu yaratıyor, insanın gözünü ne biçim boyuyor be vay anasını, diye düşündüm. sonra çarklar, dişliler diye devam ederken bağlantım kopmuş, tekrar giriş yapmak zorunda kaldım. neyse, aynı mutluluk anlarını süpermarkete gittiğimde de yaşıyorum. cicili bicili ambalajlarıyla raflardan taşacakmış gibi duran son sistem ürünler, hiçbirini almasam da, sanki iyi bir dünyada yaşıyormuşum hissi veriyor bana.

tüm bu ambalajların, reklamların, müşteri odaklı pazarlama kampanyalarının falan ana fikri bu olmalı sanırım. potansiyel tüketiciye kendini güvende hissettirmek. çünkü güvende hissetmeyen insan sahip olduklarını kıskançlıkla korur, dışarıdan da yeni bir şey istemez. güvende hissetmeyen insana kolay kolay tükettiremezsiniz.
ceyus ceyus
alışveriş;

-gereklidir.
-duygusaldır.
-insanın doğasındandır.
-insanı baştan çıkarır.
-fiziksel bir olaydır.
-hem yerel hem küreseldir.
-unutulmaz bir deneyimdir.
-eğlencelidir.
-sosyal bir olaydır.
-önemlidir.
-kişiliğimizi şekillendirir.
-hayattır.
-bazılarına göre kazanmak bazılarına göre ise kaybetmektir.
kraken kraken
kilolu olanlar için sinir bozucu olabilir.
herkes small medium bedeni rahatça bulup kabine bile girmeden alıp giderken, orda large, extra large aramak sinir krizine sokar alışverişten bezdirebilir, herşeyi bırakıp triple eve dönmeye kadar vardırabilir.

zayıf ama kilo almakta olanlar için de sinir bozucu olabilir.
öyle ki önceden s beden olurken bakarsınız m ancak olmaya başlamış, tezgahtarın da gazıyla bedeni küçük bunun kalıpları dar ehe ehe diye kendini kandırırken birden taşlar yerine oturur, ühü ühü modunda eve dönülür.

zayıflar ve kilo almayanlar için de sinir bozucu olsun istiyorum.
verdikleri her kuruşta içleri acısın istiyorum, güzel olsun, aynaya baktıklarında mutlu olsunlar ama verdikleri paraya hep acısınlar istiyorum.ama olmuyor olamıyor, çünkü onlar en ucuz yerde bile çok güzel şeyler bulabiliyorlar. bir de 36-37 numara ayakkabı giyen kadınlar yok mu, kürek gibi 40 numara ayaklarıma baktıkça yeryüzünden yok olsunlar istiyorum o derece.

not: yazar burada çemkiriyor.
tembel tembel
onca yıl ve onlarca kazıklanma üzerine alışveriş hakkında bir şey olsun öğrenmeyi başardım galiba. alışverişte iki tip fiyat mevcuttur: normal piyasa fiyatı ve fahiş fiyat. (there is no ucuz.) eğer, herhangi bir mal, sahip olduğu niteliklere nazaran ucuza satılıyormuş gibi görünüyorsa, görünüş değil fiyat esas alınmalıdır. ve böylece alışveriş hakkında bildiğim yegane şeyi siz de öğrenmiş olursunuz. hem de tamamen bedavaya.
1 /