allah beni yakar mı

aslan sakirt aslan sakirt
" ben peygamberi allah tan daha çok seviyorum, çünkü allah ın cehennemi varmış, ama peygamberin yokmuş"

küçük çocuğun verdiği bu beklenmedik tepki, beni çocukluğuma götürdü. yaramazlık yaptığımızda, annem, "allah seni yakar" şeklinde korkutuyordu. ben de onun beni yakacağını düşündüğümden o na karşı sadece korku besliyordum. benzer durumlar, eminim hepimiz için geçerli. anne babaların cehennemle korkutması, bizlerde, allah sevgisini gölgede bıraktı, hatta çoğumuzun allah tan uzaklaşmasına sebep oldu. yaramazlık yaptığımda "allah sana çok kızdı" dediklerinde ben de korkuyla karışık öfke duyardım. hatta hiç unutmam, bu korku beni depresyona bile sokmuştu. oysa allah bizleri anne babamızdan bile çok seven yaratıcımız. cennet bahçelerinin sahibi. beni koruyan, yediren içiren, hastalandığımda bana şifa veren allah. dua ettiğimde duamı kabul eden allah.

ne dersiniz, şimdiki öfkemizin altında, çocukluğumuzun korkuları yatıyor olabilir mi?
tekil kişilik tekil kişilik
yani biz şimdi insanlar korktukları için dinden uzaklaşıyorlar yalanına inanalım öyle mi?
yani insanlar dinden kaygıları nedeniyle korkuyorlarmış öyle mi?
allah korkusundan ne yapacaklarını şaşırıyorlar diye öyle mi?
dalga mı geçiyorsunuz siz bizim aklımızla?
aksine, korkusu olmayandır inkarcılar.
allah diye bir korku unsuru tanımazlar.
sadece korktukları dünyada var olan mevcutlarıdır.
kendileri, sahip oldukları, eşleri, sevgilileri, çocukları, malları, işleri...
hepsi bu!
sadece bunlara önem verirler.
kimse onlara dokunmasındır bu dünyada.
kimse onlara emretmesin.
kimsenin hatta kendini yaratanın bile kulu, kölesi olmayı kabul etmeyen biri nasıl olup da korkudan ya da kaygıdan bahseder!
atalarına inanan, onlardan gelenin yanlış olabileceğine ihtimal vermeyen inkarcılardır onlar.
bir küçük su parçasından doğduğuna ve ölüm aklına geldiğinde öleceğine inanan fakat buna rağmen yeniden dirilemeyeceğini iddia edenlerdir.
onlar kıyamet hemen gelsin isterler çünkü inanmazlar.
onlar kıyamet gününü ve hesaba çekileceklerini yalanlarlar.
dünyada yaptıkları iyilik ve kötülükler burada kalsın isterler.
çünkü kendilerine bir hücre iken verilen özgür iradeyi alabildiğine sınırsız kullanmak isterler.
onlar o derece korkusuzdurlar ki, nar ile, ceza ile, türlü ateşler dolu cehennemle uyarıldıkları halde hiçbir korku duymazlar, ne korkusu!
korkuymuş, korkudan ne anlar, münafık, müşrik ve de kafir!
dumrul dumrul
mustafa öztürk videoda çok güzel bir konuya değinmiş. zaten konuşmanın bizle bir alakası olmadığı da ortada. bütün düşünce dünyası korkuyla koşullandırılmış omurgasız, ezik büzük tiplerden bahsediyor. "korku belasına ahlak olmaz" diyor ki orada da haklı. hem mustafa öztürk hem de sinan canan bir çok konuda kendilerine katılmasam da sevdiğim adamlar. lafın gerisi onlara gitmeyecek...

üç müslüman bir tv programında tartışmışlar, dördüncü müslüman da bunu izledikten sonra gelmiş burada bize atarlanmış. ondan sonra da deniyor ki "bilader niye agresifsin"

tane tane bakalım:

"atalarına inanan, onlardan gelenin yanlış olabileceğine ihtimal vermeyen inkarcılardır onlar."

atalarımızdan gelene inansak müslüman olurduk. 1400 sene önce söylenen lafı kopyalayıp bugün de geçerli olduğunu zannedince böyle saçmalıyorsunuz. şu geyiklerinizi biraz güncelleyin artık.

* "kimse onlara dokunmasındır bu dünyada."

evet. kimsenin bize dokunmasını istemiyoruz. pekii bu size niye batıyor?

* "kimse onlara emretmesin."

aynen. aynıyla bunu söylüyoruz. emir almak ya da emir vermek istemiyoruz. kendi boynunun üstünde kendi kafasını taşıyan insanlarız.

* "kimsenin hatta kendini yaratanın bile kulu, kölesi olmayı kabul etmeyen biri nasıl olup da korkudan ya da kaygıdan bahseder!"

kul - köle olmayı reddettiğimiz kesinlikle doğrudur. ayrıca ağanızdan da paşanızdan da cemaatlerinizden de örgütlerinizden de ışid'inizden de fetönüzden de akp'nizden de allahınızdan da korkmuyoruz. dinsel zırvalıklarla, cinlerle, perilerle, cehennemle, masallarla bağımızı koparınca hayatımızdaki kaygı katsayısı muazzam bir şekilde düşüyor. ona buna sopa sallayanların hayal edemeyeceği bir huzurla doluyuz.

* "onlar o derece korkusuzdurlar ki, nar ile, ceza ile, türlü ateşler dolu cehennemle uyarıldıkları halde hiçbir korku duymazlar, ne korkusu!"

adam aklınca hakaret etmeye çalışırken resmen göğsümüzü kabartıyor. o kadar abartmayın, mesela yılandan korkarım ben. hayali arkadaşınızdan ve ağa babalarınızdan korkmuyoruz diye korkudan tamamen azade olduğumuz da söylenemez.

* "çünkü kendilerine bir hücre iken verilen özgür iradeyi..."

ay ben şok, ay ben erör... hücreyken verilen özgür irade... tamam öptüm, kapatıyorum.
1