anatole france

cemaatçi imamın ateist oglu cemaatçi imamın ateist oglu
fransız yazar. klasik geleneğin önde gelen temsilcileri arasında kabul edilir. edebiyatın her türünde eserler veren yazar, 1921 yılında edebiyat dalında nobel ödülüne layık görülmüştür. 1924 yılında ölmüştür.
demesterizasyon demesterizasyon
nazım hikmet der ki;

anatole france'ta ben seninle hemfikir değilim. anatole france'ın kusurları vardır :
bunlar zaman zaman alaycı bir bedbinliğe ve ümitsizliğe kaçışı, yer yer süse püse, boyaya rastığa önem vermesi. fakat genel olarak anatole france dünya edebiyatının yüksek tepelerinden biridir. her şeye rağmen insanın eninde sonunda muzaffer olacağına inanmıştır - bu inanış bazan acayip sapıklıklara düşmekten onu alıkoyamazsa da - sonra sınıflı cemiyetlerin yalancılığına, düzenbazlığına, yobazlığına karşı kavga etmiş bir adamdır.
de te fabula narratur de te fabula narratur
"eğer güzellik ile gerçek arasından birini seçmem gerekseydi, hiç tereddür etmeden güzelliği seçerdim, çünkü onun içinde asıl gerçekten daha yüksek ve daha derin bir gerçek olduğuna inanırım."

-anatole france.
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
''...ahlak yasaları temelde bir hayvan olan insanı hayvandan farklı yaşamaya zorlar. bu durum belki onları kısıtlıyor, ama öte yandan gururlarını da okşuyor; ve doğallıkla kibirli, korkak ve zevk düşkünü olduklarından, sahip oldukları güvence ve gelecekte umdukları rahatlık için bu kısıtlamaya katlanıyorlar. her türlü ahlakın kökeni budur... fakat konuyu dağıtmayalım. arkadaşlarımla birlikte, gemideki kürk ve dokumaları bu adaya indireceğiz. fakat, henüz vakit varken bir kez daha düşünün, pederim! penguenleri giydirmek ciddi sonuçlar doğuracaktır. halen erkek bir penguen dişi bir pengueni arzuladığında ne istediğini biliyor; tutkuları, peşinde koştuğu dişinin sahip olduklarıyla sınırlı. şu anda kumsalda iki üç çift penguen gün ortasında sevişmekteler. ne kadar yalın olduğunu görün! kimse onlara aldırmıyor, onlar da öbürlerinin bakışlarına aldırmıyorlar. fakat dişi penguenler giydirildiğinde, erkek penguen kendisini neyin çektiğini tam olarak bilemeyecek. düş gücü onun isteklerini sınırsız kılacak; ve en önemlisi, pederim, aşkı ve onun getirdiği acıları öğrenecek. öte yandan, dişi penguenler de gözlerini süzüp dudaklarını yayacak ve giysileri altında değerli bir hazine taşıdıkları izlenimini verecekler.

bunun yol açacağı kötülük, penguenler yoksul ve bilgisiz kalacak olsalardı, pek önemli olmazdı. fakat, bin yıl kadar geçmesini bekleseydiniz alcalı kızlara ne korkunç bir silah verdiğinizi görürdünüz.''

penguenler adası adlı romanından...
kelebekhucresi kelebekhucresi
kışla yeni çağların iğrenç bir icadıdır.geçmişi topu topu xvıı. yüzyıla kadar çıkıyor.ondan önce ,ancak o mübarek muhafız birlikleri vardı,asker ağalar iskambil oynarlar,masallar uydururlardı.convention meclisinin de , napoleon’un da öncüsü xıv. louis’dir. yalnız hastalık en azılı dönemine herkesi askere alma usulü gibi korkunç bir yasanın ortaya çıkmasıyla varmıştır. adam öldürmeyi insanlık için zorunluluk haline getirmek , imparatorların ,cumhuriyetlerin yüz karası cinayetlerin cinayetidir.

uygarlıktan uzak denilen çağlarda , şehirler beyler savunmalarını parayla çalışan savaşçılara verirlerdi,onlarda ,ihtiyatlı ,usta kişiler olarak savaşırlardı ;kimi vakit büyük bir savaşta beş,altı kişi ancak ölürdü.şövalyeler savaşa gittikleri zaman da hiç olmazsa zorla gitmezlerdi,ölürlerse de zevkleri için ölürlerdi.kaldı ki , onlar ancak bu işe yararlardı. saint louis zamanında ,bilgili,anlayışlı bir kişiyi savaşa göndermek kimsenin aklından bile geçmezdi .çiftçiyi de toprağından çekip alıp orduya yollamazlardı.

bugün asker olmayı zavallı bir köylü için ödev haline getiriyorlar.akşamın yaldızlı sessizliği içinde damından duman tüten evinden , sığırların otladığı gür otlaklardan ,babadan kalma tarlalardan ,korulardan uzaklara sürüyorlar onu;pis bir kışlanın avlusunda ,boyuna adam öldürmesini öğretiyorlar;gözünü korkutuyorlar ,sövüp sayıyorlar,hapse atıyorlar;ona diyorlar ki ,bu bir şereftir,bu biçim şereflenmek istemeyince de kurşuna diziyorlar.boyun eğiyor,çünkü korkuyor,çünkü bütün evcil hayvanların en yumuşağı ,en güleryüzlüsü,en uysalıdır o.

biz ,fransa’da ,hem askeriz ,hem basbayağı yurttaş. bu da bir başka koltuk kabartacak şey ya , yurttaş olmak! yoksullar için yurttaşlık varsa –yoksa varlıklı kişilerin güçlerini,göbeklerini kaybetmesinler diye desteklemek demektir. yasaların sağladığı yüce eşitlik karşısında ,çalışmak zorundadırlar;evet yasaklar eşitlik sağlar,çünkü köprü altında yatmak , sokaklarda dilenmek,ekmek çalmak yoksullar içinde yasaktır,varlıklı kimseler için de.

devrim’in iyiliklerinden biri de işte budur . bu devrimi milli geliri ellerinde tutanların yararına bir takım deliler,ahmaklar yaptığına göre ,işin sonunda ancak kurnaz köylülerle tefeci şehirlilerin zenginleşmesini sağladığına göre ,eşitlik adı altında ,zenginlik imparatorluğunu kurmuş oldu.fransa’yı para babalarının eline bıraktı,bunlarda yüz yıldır kemiriyorlar onu .fransa’nın efendisi ,beyi onlar.görünürdeki
o,başı bitli ,türlü dertli,felaketli acınacak zavallıcıklardan meydana gelme hükümet para babalarının elinde oyuncaktır.


yüz yıldan beri, şu zehirlenmiş memlekette kim yoksulları severse topluma hayınlık etmiş sayılıyor, kim <<yoksullar var>> derse tehlikeli bir kişi oluyor. eşitsizlik karşısında öfkeye kapılmayı , yoksullara acımayı yasak eden kanunlar bile çıkarılmıştır.benim benim şimdi şurada söylediklerim de yazılıp basılamaz.


17. yüzyıl fransa'sına çok benzediğimiz şu günlerde , bu çirkin işleyişi eleştirecek bir yazar da bizden çıkacak mı çok merak ediyorum,çünkü şöyle bir eleştiriyi yapabilecek bir aydınımızın olmaması ... iyi bir iktidar ya da muhalefetten çok daha büyük bir eksik şüphesiz!

(bkz:kırmızı zambak )