anı

1 /
vietna vietna
anılar insanların yaşadıklarını zannettikleri, beyinlere yüklenmiş, insanları kendilerine esir etmiş isimlerdir.
insanların geçmişlerine bağımlı olmalarından başka işe yaramazlar anılar.
göynük çoban göynük çoban
melih cevdet anday'ın rosenbergler için yazdığı şiiri;

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma

nerdeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma

sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
butun sevdiklerimin adları gibi
adiniz geliyor aklıma

rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken o dalgınlık bundan
tel orgunun deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma

nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
cağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma

bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil, unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma
charlie charlie
geçirdiğiniz her andan geriye kalandır.. zamanın peşinizden sürükleyip eteklerinize döktüğüdür.. bazen unuttuğunuzu sanıp sonra birden rüyanızda görüp anımsadığınızdır.. çocukluğunuzdur. gençliğinizdir. toyluğunuzdur. bu ana kadar biriktirdiklerinizdir..
sycrone one sycrone one
fatih erkoç'un zamanında ellerim bomboş adlı albümünde yer verdiği ve şu sıralar çıkardığı yeni albümünde de remix'iyle yer alan şarkısı. güzel bir şarkıdır. sanıyorum gene bir yunan şarkısının müzikleri üzerine yazılmıştır. aslında hüzünlü bir şarkı olmasına rağmen gerek orjinalinde gerekse de remix'inde şıkır şıkır müziği gözlemlenebilir.

senden kalan tek anı bu
solgun sayfadaki güller
alır beni götürürler
sevgi dolu yıllara

ne kadar güzeldi o günler
acının kucağındaki düşler
o sıcak heyecanlı geceler
şimdi arkadaş oldu bana

senden kalan tek anı bu
liselle liselle
belleğin duvarına atılan çentik.
bazen güzel, güzel olduğunda daha çok acı verici ama. insan güzel olan birşeyin geçmişte kaldığı bilincini daha zor kabul ediyor nedense. o yüzden kötü şeyleri akılda tutmak daha kolaydır belki de.
bazen kötü, yoklarsanız hafızanızı çoğunlukla en net olanlar kötü olanlar. derin çentikler, ve nedense bunların anıya dönüşmesi çoğu insan için daha güzel. çünkü acı veren şeyleri aşmış, belli bir mesafeden sağduyuyla izleyebilir hale gelmiş, bi nevi kabullenmişsinizdir. anı. üzüntümsü bişeyin dilbilgisi.
lastrose lastrose
bir yerlerde unuttuğumuz yada unuttuğumuzu sandığımız anlılarımız vardır. bunlar, bize sevdiğimizi, ağladığımızı, hüzünlendiğimizi, veya neşe saçtığımızı anımsatır. hem de hiç ummadığımız bir anda veya yerde.. belki radyoda çalan bir şarkıda ya da ilk baharda çiçek açan bir ağacın altında yakalanırız anıların etkisine. bu yakalanmalar bizi ne kadar hüzünlendirse de yüzümüzde masum bir tebessüm beliriverir. her şeye rağmen güzeldir anılara yakalanmak ve her anı, onda ne kadar da kaçmaya çalışsak bir gün yakalar bizi.
küflü prenses küflü prenses
siyah beyaz olmalarına şaşmalı. ya çok güzel, hatırlamak istediğimiz gibi buluyoruz onları zihinimizin en dip odalarında, ya da kapkara örtülere bürünmüş kömür rengi geliyorlar yanımıza. nolursa olsun, yaşanmış işte, silinmiyor. çok istense bile..
zaman beklemez zaman beklemez
ya bir burukluk ya bir neşe tohumu ancak bilinen bir şey varsa o da hatırladıkça değer kazandığı.. akrebin yelkovana yetişme merakının zihnimize bıraktığı bazen sevimli bazense hüzünlü hikayeler.. bazen kalpten düşer zihne, bazense eski bir fotoğraftan. sevimli de olsa hüzünlü de olsa bıraktığı gözyaşı hep aynıdır ve döktüğü sözler dilden. ve varoluşu her zaman anlamlıdır..
1 /