annelerin efsane lafları

17 /
yürüyen adam yürüyen adam
''yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik oğlum sabret biraz daha''

anneciğim balina olsa içinden geçmiştik kuyruk falan kalmadı yaşlanmaya başladım artık ben de.. diyerek cevap veririm her seferinde. ama iyi ki hayata karşı güçlü durmamı sağlayan bir annem var.
psamathe psamathe
yakın zaman içinde kendisi ile yaşadığım diyaloğu aynen aktarıyorum ;

rutin bir tlf konuşmasında, hal, hatır sorma faslını geçtikten hemen sonra ;

ben : anneciğim ben, diğer organlarımı değil ama beynimi bağışlamaya karar verdim. beyin bağışı alanında türkiye'de bu konuda çok ciddi sıkıntı bulunuyormuş. dokuz eylül üniversitesinde bununla ilgili yapılmış bir röportaja denk geldim. haber vereyim istedim.

annem : senin beynini kim ne yapsın oğlum ? (bende sinirsel bir gülme,kahkaha atmama ramak kalmış derecede ama, annem de gülüyor keza)

ben : yok anneciğim beyin nakli zaten yapılamıyor. benim bahsettiğim beynin incelenmesi açısından bağışta bulunmak.

annem : sen beynini verirsen nasıl yaşayacaksın ki ?

ben : güzel annem, hayattayken olmuyor zaten, öldükten sonra tıp öğrencilerinin inceleyebilmesi açısından diyorum, kadavra amaçlı yani. neyse boş ver söylemedim varsay. eee akşam yemeğiniz hazır mı ? umarım bugün yorulmamışsındır fazla...

not : bağış konusunda kesin kararlıyım. ancak lokasyon olarak şimdilik uzakta olduğum -ki sanırım her organ bağışı için bir form doldurmak ve imzalamak gerekiyor- ve konu hakkında henüz yeterli bilgi sahibi olmadığım için herhangi bir girişimde bulunamadım. konu hakkında bilgi sahibi olan veya dokuz eylül üniversitesinde (başka üniversiteler de olabilir tabii) bulunup bu konuda bana bilgi anlamında destek verebileceklere mesaj kutum açık ve müteşekkir kalırım tabii.
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
annem: akranların çocuk büyütüyor, biz daha seni büyütemedik. şu oyuncaklarını odandan kaldır.

ben: iyi de seviyorum ben, hayat bir oyun değil mi ayrıca milletin büyütemediği veledleri büyütüyorum, hakkımı yedirmem.

annem: evin içinde babilli gibi gezme diyorum, kalk bir işin ucundan tut.

ben: akşama kadar imanım gevriyor ya ne işi, bu işleri yapmayalım diye okuduk o kadar.

annem: ağzını küfür hiç yakışmıyor birde edebiyat fakültesi mezunusun.

ben: her yerde edepli mi olcaz ya bu nedir?
okulda hiç öyle bir şey demediler bize. en azından ağzım bozuk, fikrim değil ki.

hevesle bir şeye başlayacağımı anlatırsam falan hemen:
" amman amman , bugün geç kaldın, yarın erken kalk da yollara düş.

ben: şu hayatta birgün bile takdir etmedin beni, ha, uzaya çıksam zaten yıllardır üzerinde çalışılıyor dersin, üzdün.

annem: abine, kardeşine, babana, bir pantolon, bir gömlek, bir ceket ütüle işte. çok değil 5 dakikada bitirirsin sen.

ben: anne senin matematiğin zayıf mı ya o birleri topla bakalım kaç parça ediyor?


annem: yarın insanlar gelecek kendimize bir çekidüzen verelim.

ben: bu çağda, bu yaşta neye geliyorlar ya tarladaki mahsul, manavdaki armut muyum, gelmesinler.

annem: gelsinler bırak, sonra istemiyorum dersin geçersin, hiç gelmeseler daha mı iyi? o çocuk çok iyiydi bir tanışacaktın , millet arar bulamaz sen ...

ben: iyi misin ya arayan buluyor kesin bilgi veriyorum bak. sanki sana geldiler, nasıl da üzülmüş, bu kadar içselleştirme.

babama sesleniş:
" bu evlenince n'apacak acaba çok merak ediyorum, üç gün sonra gelmese bari."

babam: evlenip n'apcak bundan güzel saltanat mı var kızıma?

annem: bunu böyle sen yaptın zaten iyi ki kız evladı sıda götürmez.

ben: beni mi kıskanıyorsun ya öhöm öhöm, paşa babama laf ettirmem. senle 30 küsur sene geçinen benle hayli hayli geçinir kız, neyimi gördün?

annem: biz hiç böyle konuşamazdık büyüklerimizin yanında. babaannen, deden, baban şımarttı seni böyle.

ben: biz her şeyden önce dost, arkadaş, sonra aileyiz. olması gereken de bu canlarım. iki dakika gel diyorsunuz bir ton laf sayıyorsunuz, ben yokken de sıkıntıdan ölüyorsunuz o zaman odamdan çıkarmayın beni.

kapanış:
babam: kalk, bir çay koy da içelim, yavrum.
olafkafasıı olafkafasıı
anneme ilk defa sevgilim olduğunu söylediğim zaman nasıl söyleyeceğim gerginliğinden olsa gerek ağlamıştım.
annemde "noldu neden ağlıyorsun? hamile değilsen ağlamana gerek yok" demişti.
ben şok ve ötesi.
17 /