annesi ile eşi arasında kalan erkek

1 /
tugbayim tugbayim
kesinlikle annesini seçmelidir çünkü karısına yazıktır. annesini seçmeli ve kadından ayrılmalıdır, böylece kadın kendisine yetişkin bir birey bulup daha sağlıklı bir evlilik yapabilir.
2
gayetnet gayetnet
bence azıcık akıllı ve duyarlı bir adam bu durumda kalmaz. erkeklerimiz akılsız ve duyarsız. kadınlarımız da tabi. ve çabuk gaza geliyorlar falan filan. anne ve eşin yerleri bambaşka iken kafalar nasıl karışıyor da kıyaslanabilir iki kişi haline geliyorlar? tam olarak hangi noktada? ben bunu merak ediyorum.

anne, oğluna kendi imalatı muamelesi yapıyorsa,ben doğurdum benim malımdır,bir başka kadın da kimdir,aman sütümü helal etmemdir falan diyorsa annede sıkıntı var demektir. evlat kişisinin işi zordur,allah yardımcısı olsundur ama bu durumda netlik elzemdir. sen benim annemsin o da karım. yeriniz farklı durumu hissettirilmeli,kaçamak durumlardan kaçınılmalıdır. aksi takdirde yine olan erkeğe ve kurmak istediği yuvaya olur.

hatun kişisi,ya benimsin ya kara toprağın , anne filan anlamam aramızdan hatta mümkünse hayatımızdan çıksın vs kafasındaysa da anneliğin kıymeti,saygı,edep hak hukuk çerçevesi ve anneye olan sevgi eşe güzelce anlatılmalı,senin yerin ayrı onunki ayrı netliği burda da vurgulanmalıdır.

illa kıyas lazımsa tabi ki anne her zaman önceliklidir (iki kadının da eşit hastalık durumuna sahip olduğu düşünülen durumlarda) annenin yeri,biricikliği kadın için de erkek için de herkesin malumudur. ama dediğim gibi kesinlikle kıyas gerektirmeyen iki ayrı sevgidir bu. erkekler evlenirken yeni bir aile kuracaklarının bilincinde olmalıdır kadınlar da evlendikleri erkeklerin hali hazırda bir aileleri olduğunu unutmamalıdırlar.
almost almost
annesi ve eşi arasında, çekişme, gerginlik ve fikir ayrılıkları yaşanıyorsa, bir erkeğin yapması ideal olan şey, "denge politikası" izlemesidir. bu politika 3 biçimde hayata geçirilebilir ;

1) eşi, annesi hakkında ve annesinin bulunmadığı bir ortamda kendisine, annesinin söz veya tavırlarına ilişkin serzeniş ve şikayetlerde bulunuyorsa : "haklı olduğun taraflar var hayatım, biliyorum sevgilim, o benim annem olduğuna ve senden daha iyi tanıdığıma göre, ne demek istediğini de gayet iyi anlıyorum, emin olabilirsin" tarzı, eşinin yükselmesini önleyecek ve detaylardan olabildiğince uzak yuvarlak cümlelerle eşinin deşarj olmasına izin vererek.

2) annesi, eşi hakkında ve eşinin bulunmadığı bir ortamda kendisine, eşinin söz ve tavırlarına ilişkin serzeniş ve şikayetlerde bulunuyorsa :"haklı olduğun taraflar var anneciğim, konudan haberim var, biliyorum anneciğim, eşimin huylarını bana anlatmana gerek yok, unutma ki onunla aynı evde yaşayan benim anneciğim" tarzı annesinin yükselmesini önleyecek ve detaylardan olabildiğince uzak yuvarlak cümlelerle, annesinin deşarj olmasına izin vermek.

3) beraberken bir tatsızlık veya gerginlik çıkması durumunda ise "rica ediyorum beni aranızdaki konuya dahil etmeyin, ikinizi de ne kadar sevdiğimi ve ikinize de ne kadar değer verdiğimi biliyorsunuz. ayrıca ikinizin de beni ne kadar sevdiğini biliyorum ve beni üzmek istemediğinize de adım kadar eminim. benden taraf olmamı bekleyen her kim olursa, bilmesini isterim ki onun karşısında olacağım diyerek" ikisine birden hem duygusal hem de kararlı bir duruş sergileyerek bulunulan ortamı terk etmek.

özellikle 3.durumda taraflardan biri rest çekerse, gerçekten resti çekenin tam karşısında yer almak en doğru olanıdır.

çünkü unutmayın ki, bir anne evladının mutluluğunu bozmayı riske atacak kadar gözünü karartmış ise o annenin sevgisi, sizi "kontrol etme/yönetme" egosundan başka bir şey değildir ve yine unutmayın ki bir eş, sizi mutsuz ve huzursuz edecek ölçüde gözünü karartmış ise, size olan sevgisi, sizi "kontrol etme/yönetme" egosundan başka bir şey değildir.

koşullara ve aile yapılarının farklılıklarına göre elbette saydıklarım herkes tarafından uygulanabilecek öneriler olmayabilir. ancak "denge politikası" adını verdiğim bu yöntem, arada kaldığını hisseden erkeğin uzun vadede mutlu olmasını sağlayacak en rasyonel yoldur.
karyatid karyatid
annesiyle eşi arasında köprü olmak yerine, eşiyle ilişkisini ve yuvasını yıkmayı göze alan adamdır.

kadın kadının düşmanıdır her zaman. gelin kaynana uyuşmazlığı da efsane değil gerçektir. tabii anne eş arasında kalacak adam. ama bu durumda az çakal olup anne ve eş arasında gerçekleşen sert durumları yumuşatmak adama düşer. çok zor olmamalı iki tarafa da ılımlı, olumlu davranmak. kendi eşine söz geçiremeyip, doğurduğunu istediği gibi yetiştirip üzerinde uzunca zaman baskı kurmuş olan annede az durumu kabullenmeli. oğlu zaten evlenerek annesine karşı eşini seçmiş bir kere. ama dedik ya kadın kadının düşmanı, benim olan bensiz olamaz tribiyle oğlunun hayatına sıçan annenin oğludur o adam. eş sonradan geldi, onu eşiyle kendisi arasında seçime zorlayan annenin evladıdır bunu unutmamalıdır.
morgion morgion
"annesi ile eşi arasında kalan erkek" kadar saçma bir cümle yoktur herhalde. kalacak tabi biri annesi biri eşi!! bu bir sıkıntı değildir ki. eşler her zaman (sadece erkek için değil) aileleri ve eşi arasındadır. önemli olan bunu sıkıntı haline getirmemekte. bir sorun olduğunda taraflar iletişim kuramadıysa erkek (yani eşlerden biri aslında ama başlık erkek olduğu için böyle diyorum) annesi ve eşi arasındaki iletişim köprüsünü kurmalıdır. ak yapmalıdır b.k yapmalıdır diye bir şey yok. bizi diğer diğer canlılardan ayıran en önemli şey iletişimdir. insanlar zaman zaman iletişim kurmakta zorlanabilir evet bu normal bir durum ve bu durumda ortada olan kişi (herhangi bir ilişkide ortak arkadaş vs de oluyor bu) iletişim köprüsünü kurmalı ve bir şiddet mevzubahis değilse olaya çok fazla müdahale etmemeli. ha taraflar hala beceremiyorsa iletişim kurmayı bunu sağlamak için daha fazla efor sarfetmeli. yani taraf seçeyim şöyle bi politika uygulayayım böyle ayak oyunları yapayım triplerine girmemeli. kişi evlendiği zaman artık o insan bir parçası olur kişinin, e diğer tarafta da annesi ve babası bunlar arasında bir tercih söz konusu bile değil (tabi ekstrem durumları yok sayıyoruz burada şimdilik). yani tek ve en kesin ve en geçerli ve de en güzel yol iletişimdir. kurunuz efendim!
beloved beloved
eğer evlilik içine annemiz dahil olsaydı aynı evin içinde annelerimiz de bizimle yaşardı.
bu kısımda "bin innimi siçirim tibi ki" diyenler anneniz evliliğinizde neden sizi bir seçim yapmak zorunda bırakıyor bir düşünün.
konu neydi demek ki evliliğinize bir müdahale var hâlâ anlamıyorsunuz karınızın sizi yeri gelip kendi doğurduğu çocuğuyla bile paylaşmak istemezken anneniz dahil aranıza kimsenin girmemesi gerektiğini.
annenizin de kendi evinde başka bir düzeni vardır, sizin kendi evinizde başka bir düzen.
arada kalma konuları annenin 3. şahıs olarak evliliğe ve oğlunun kendi evine müdahalesinden kaynaklanır. kişilere değil konuya odaklanın ve annenin aslında o konulara müdahale etmemesi gerektiğini anlayın.
annesinin evine gidince oğlunu koynunda uyutan anne biliyorum.
gelinini arkada bıraktırıp oğluyla tatillerde giden anne biliyorum.
annelerin tek sorunu kıskançlık oğullarını başka biriyle paylaşamama, haklı olarak eş olan kadında kocasını paylaşmak istemez.
kadın ve erkek bir bireydir evlendikten sonra ne kadının annesi, ne adamın annesi istenmedikçe müdahale edemez hiçbir şeye.
koynuna aldığı karısını fırsatçı, para yiyen, çıkarcı eninde sonunda beni terk edecek diye düşünen erkekler pardon erkek dedim, anasının kuzuları yol yakınken dönün elin kızının başını yakmayın.
gidenlerden gidenlerden
karar verme ve sorun çözebilme yeteneklerini sorgulaması gereken erkektir.

ya eşinden emin değilsindir, onu böyle bir topa sokuyorsundur ya da annenin ne kadar problem çözülmesi zor bir kadın olduğunun farkındasındır.

ha velhasıl durumu da toparlayamıyorsan bu da extra güçsüz ya da beceriksiz olduğunu gösterir.

yani aslında kadın tarafından doğru erkek olup olmadığı sorgulanması gereken erkektir.
protestan ahlakı protestan ahlakı
risk analizi yapmayan birinin, iyi niyetinden doğan maraz.

hayatta iyi niyetle ve umutla devam edilemez. her zaman en kötü durumları düşünerek plan yapılmalı. uzun vadeli düşünmeli. herkesin nerden nasıl arza çıkaracağını bilip ona göre devam davranmak gerekiyor.

kendi annem örneğin. kendisi her şeye karışmaz. bir iki nokta dışında doğama salar. ama o bir iki noktada kendi istediği gibi olmazsa, lanet bir biçimde piç eder. ve insan gibi de söylemez. bağırarak söyler, yıkarak söyler. moralinizin umudunuzun amına koya koya söyler. saçma sapan olayları oraya bağlar. hayatınızın amına kor geçer.

afrika'ya çalışmaya gitmeye niyetliydim. staj sonrası gidecektim. annem suratıma ''inşallah olmaz'' dedi. alevi diye istemediği bir kız arkadaşım vardı. çok boktan bir şekilde bitti. canım yanıyor. anneme anlatıyorum, ''oh canıma değsin. iyi ki engel olmuşum'' diyor. bir şeye karar vermişse seni dinlemiyor bile. fikrini değiştiremezsin. ablama da babama da aynı şeyi yapıyor.

teyzem de benzerini yapmıştı. kuzenim gastronomi okuyordu. biz tatil yöresinde yaşıyoruz. kız annemi arayıp bana çalışacak bir yer bulur musunuz demişti. yazın boş boş oturmayayım tecrübe olsun diye. teyzem, annemi arayıp ''bulamadık deyin'' demişti. kızının çalışmasına böyle engel oldu. akrabayla her işin döndüğü yerde çok büyük bir dezavantaj.
işin en en kötüsü bunlar gibi durumları ben diğer arkadaşlarımdan ve yaşça büyük abilerimden de duyuyorum. toksik anne diye nitelendiriliyor sanırım. yaygın baya. yani muhtemelen sizin de kaynananızın böyle biri olma ihtimali çok yüksek.

ben önlem olarak anneme hiçbir şey söylememeye anlatmamaya başladım. bilmeyince karışmıyor. muhtemelen evlilik esnasında da annemden uzak olacağım. annemin kendisi tek başına bir sorun. yok ay canım anama bir şey dedirtmem dersem anam benim hayatımın amına kor üstüne de ben senin iyiliğini istedim der. zerre de vicdan azabı duymaz. afrika işinde duymadı, eski kız arkadaşımda da duymadı. çünkü doğru olanı yaptığına inanıyor. ama en nihayetinde anne işte.

bayramda yılda 2 3 gün sabretmek var, haftada bir burun buruna olmak var.

bu benim için böyle. peki ya kadın için farklı mı? ben bir erkek olarak kimseden onay almadan hareket edebilirim. türk kadının çok önemli bir kısmı için böyle bir şey söz konusu dahi değil. arkadaşlarından ayrı onay, aileden ayrı onay. yani düşünün siz yatırım yapacaksınız, para biriktiriyorsunuz. odaklanmışsınız kendinizi ona göre ayarlamışsınız, eşinizin erkek kardeşi ya da kayınçonuz sizden borç istiyor. vermezseniz, sülalede arkanızdan atıp tutacaklar. yüz yüze gelindiğinde laf sokacaklar. başarılı olursanız biraz eliniz rahatlayacak çünkü bunlar güce ve paraya tapan yaratıklar. zafer her alanda meşruiyet kazandırır. ama oldu eskaza kaybettiniz, verimli geçmedi. ki bu gayet olağan bir şeydir. hayatta her zaman her şey yolunda gitmez. arkanızdan ''parasının hayrını göremedi.'', ''allah razı gelmedi'' tarzında yarak kürek konuşacak. şahsi algılamamak lazım, insanların çoğu yarak kürek konuşur.
oldu sen bir geri zekalılık ettin, borç verdin. alabilecek misin? parayı geri istediğinde afra, tavır yapma ihtimali çok yüksek. dışarıdaki insana bunu yaparsa sıkıntı çıkar. en hafifi bir daha borç alamaz. zaten borç bulamadığı için çok büyük ihtimalle size gelmiştir. size bu şekilde davranmasının sebebi sonuçlarının nispeten daha hafif olmasıdır. yani napabileceksin ki? dövecek misin? senet imzalattıysan(ki o dakka zaten sülalede adını tefeciye çıkartır) eşinin kardeşinin evine haciz göndertebileceğini mi düşünüyorsun?

tüm bunlar olurken eşiniz nasıl tepki verecek? sizin yanınızda mı duracak? eğer çirkef, her şeyi ben bilirim tavrında biriyse zaten sen benim aileme nasıl laf diyemezsinle başlayacak tam gaz devam edecek.

bunlar nispeten ağır örnekler ama buralara adım adım geliniyor. ya zamanında clash of clans'da kuzenlerinin klanına gelmedim diye beni ayrılıkla tehdit eden kız arkadaşım olmuştu. siktiri boktan bir oyunda, akrabalarına katılmadım diye ağzıma sıçmıştı. bak nişan, ailelerin tanışması falan yok ortalıkta. adım adım, fırsat verildikçe olan şeyler bunlar.

sonuç olarak yapılması gereken;
-uzun vadeli düşünmek
-herkesin eksilerini hatalarını görmek ve kabullenmek
-iyi niyetle ve iyimserlikle hareket etmemek. bu şekildeki hareketleri gerçekçilikle engellemek.
-krizin çıkmasını engellemek.

sonuç olarak, eğer ortada çocuk yoksa maddi açıdan toparlanabilme ihtimali varsa anne seçilmeli. yeni eş de aynı hatalar yapılmamalı.
sadecegunlukseyleryazicam sadecegunlukseyleryazicam
anneyi kaybetme ihtimali %100'dür.

eşi kaybetme ihtimali (boşanma ihtimali) + ( 1- boşanma ihtimali) * (eşin ölüm ihtimali) kadardır.

bu durumda eşten yana olmak daha mantıklı bir seçim gibi duruyor.

yine de annenizi üzmeyin.
kanaat onderi kanaat onderi
bir defa annenin çocuğun kurduğu eve müdahale etmesi kafadan falsodur. sen hayatını kurmuş yaşamışsın, ikinci bir hayatı oğlunun kurduğu ev üzerinde hegamonya kurarak yaşayamazsın, sana o şekilde yapılmış olması da bunu mazur göstermez.
yanı sıra; para alan emir alır, yuvanı kendin kurmalı eşyanı kendin almalısın. geleneksel türk ailesi saçma mantığına dahil olur, yatak odası kız tarafı - oturma odası erkek tarafı alır gerzekliğine girersen, anneler o evin ağzına sıçarlar. senin yatak odası takımını alan, sinirlendiğinde yatak odana, mutfağına rahatça girer 'ben aldım bunu!' diye düşünerek.
tüm bunlara rağmen kimse kırılmasın iyilik-güzellik-barış-kardeşlik ayağı yapıp arada kalan tip, karakter zaafiyetli, sadece çükü olan sıradan bir tiptir. adam olan ağırlığını koyar "kendinize gelin saçmalamayın, canımı sıkmayın" der. herkes götünün üstüne oturur kalır. tabii bunun için karakter lazım..
renklipanda renklipanda
böyle erkekler niye evlenip kadınların başını yakar anlamış değilim. o kadar ailene düşkünsen evlenme arkadaşım otur ananın, kardeşinin dizinin dibinde. silah mı dayıyorlar evlen diye.
işin komik ve tuhaf yanı da annelerinin istekleriyle evlenir bu tipler. sen de ayrılamayacaksan evlendirme değerli oğluşunu. hem yana yakıla gözüm arkada kalmasın diye alelacele evlendirmek için yanıp tutuşurlar, evlenince de huzur vermezler. sonra aldığınız ahlarla bir ömür boyu iki yakanız bir araya gelmez işte.
1 /