another earth

1 /
pikolata pikolata
başrollerini brit marling, william mapother ve jordan baker'ın paylaştığı, 2011 yapımı sundance film festivali'nde ödül alan mike cahill bilim kurgusu. güneş sisteminde bulunan bir gezegeni keşfetmesi ile hayatı değişen bir mit öğrencisini konu almakta.

soundtracki de filmle aynı ismi taşıyan another earth ; seslendirense natalia paruz. trailer için:

(bkz: another earth trailer - ımdb you can begin to play the video by clicking on the triangle "play" image sitting in the middle of the video player on this page. ıf you do not see ... ımdb )
ichabod crane ichabod crane
another earth, another you şeklinde ilgi çekici tanıtım ifadelerinin yer aldığı bir fragmana sahip film. 2012 furyasının dandik filmlerinden biri olup olmadığı ancak izleyince anlaşılabilecek.
bir demet ask bir demet ask
beğendiğim film olmuştur kendisi.

***** spoiler*****
gezegenimizin kopyasında yaşıyan bizim kopyalarımızla karşılaşsak ne derdik.
aslında hergün onlarla konuşuyoruz.
dediğim doğrumuydu, neden öyle söyledi, ne yapmalıyım gibi.
******spoiler******
tarantin quentino tarantin quentino
bilim kurguyla alakası olmayan filmdir kendileri.

spoiler

* filmdeki dünyanın ikizi bulundu haberleri filmin sadece görünen kısmı. görünmeyen daha doğrusu görmesi biraz daha emek isteyen kısmı ise insanoğlunun yaşamsal dramıyla, dünyada yapıp ettikleriyle ilgili.
* kız kaza yapmadan önce gezegenin keşfini radyoda duyuyor. radyodaki yayında uzaklarda küçük mavi bir nokta olarak söz ediliyor ikinci dünyadan. fakat ilerleyen sahnelerde gördüğümüz ikinci dünya hiç de öyle uzaklarda küçük mavi bir nokta gibi değil. hatta gördüğümüz zaman, keşfetmek için astronom olmaya ne gerek var diye düşünüyor insan, çünkü gezegen zaten çıplak gözle görünüyor. keşfetmek için hubble'a ihtiyacımız yok yani. burada ikinci dünya olarak lanse edilen gezegenin küçücük bir mavi noktadan koskoca bir mavi noktaya dönüşmesi, sanırım insanoğlunun yaşadığı pişmanlıklarla ilgili. filmde ikinci dünyanın varlığına inanılmasının bireyselde kalmayıp toplumsala yayılması da, yeryüzündeki herkesin kendine ait pişmanlığının, dramının, acısının olmasıyla ilgili sanırım.
* filmin (bana göre) temelde anlattığı şey, "başka bir dünya yok. pişmanlıklarınızla, yaşadığınız ve yaşattığınız acılarla bu dünyada yaşamaya alışmalısınız." zaten film kızılderili amca aracılığıyla ipucu veriyor bu konuda. "kafanı boşalt, o zaman huzura erersin" diyor (o kadar kolay sanki). başka yerde arama diyor yani huzuru, gerçekleşecekse tam da burada gerçekleşecek diyor. ayrıca diğer dünyayla kurulan ilk temasta, karşı tarafın da aynı yerde bulunması, aynı kişi olması, aynı şeyleri yaşamış olması bu düşünceyi destekliyor.
* yönetmen neden world yerine earth kullanmayı tercih etti diye de sormadan edemiyorum. zira earth sözcüğü bildiğim kadarıyla daha derin bir anlam taşıyor world'e göre. tabii atıyor da olabilirim.
* sonuç olarak fena halde karamsar bir film. tüm bunları anlatırken "başka bir dünya" algısı üstünden hareket etmesi çok etkileyici olmuş bence, çünkü herkesin hayalidir kaçsam gitsem buralardan, yeni bir hayata başlasam, keşke yıllar önceki kendimi uyarabilsem de o hataları yapmasa düşüncesi.
* gelelim filmin son sahnesine. sadece şunu hatırlatmak istiyorum. kızılderili amcanın yerine gelen eleman, rodha, amcayı sorduğunda "kulağına hipo dökmüş, kendini sağır etmiş." diyor. sonrasında gerçekleşen diyalog şu şekilde:
- kendini kör mü etti?
- evet. bilmiyor musun? her yerde kendini görmekten bıktığını söyledi.

spoiler
huguker huguker
platon'un idealar dünyasını tekrar gözden geçirmeme sebebiyet veren hadisedir. stabil bir film.

film sıkıcı gibi başlıyor sonra bir ara sıkıyor ancak kısa sürüyor akabinde bastıran şiddetli velvele ve düş kırıklıkları sizi derinden yaralıyor. muhakkak seyredilmesi gereken bir film değil ancak izledikten sonra arkadaş sohbetlerinde entellikten dem vurulup havası yapılabilecek bir film olmuş. yalnız salt filmden alıntılarla dem vurmayın çünkü bir yerde felsefe yapmanız gerekecektir bu yüzen önce platon'a şöyle bir göz atın derim.
ichabod crane ichabod crane
mesajını sessiz, sakin, minimal temalarla veren, platonun idealar felsefesine görsel bir yaklaşım getiren, hem felsefi hem de bilim kurgusal göndermelerle fikrini destekleyen bir konuya sahip hoş film. her gün fikirler ve seçimler deryasında yüzen insanlar sonuçta bir fikri seçer ve bir karar verir. dünyamızı şekillendiren bu düşünceler ve fikirlerdir. fikrinizi hayata geçirdiğinizde dünyanızı da yaratmış olursunuz. filmin sonunda zaten bu mesaj açıkça kendini gösteriyordu. iki dünyadan birinde bir fark yaratılmıştır. şimdi filmi izlemeyenler bundan sonraki paragrafı okumasınlar.

--spoiler--

bilindiği gibi filmin sonu mutlu bitmekte. diğer dünyadaki rhoda, bizim dünyamıza gelmiştir. bizim dünyamızdaki esas kız rhoda, biletini profesöre vererek bir fark yaratır. hatalı seçimini geriye dönük bir şekilde olmasa bile ileriye dönük bir şekilde telafi eder. bu sefer bencil olmaz ve dünyasını değiştir (bu dünya değiştirme düşüncesi hem mecazi hem de gerçek anlamda olmakta, filmin güzelliği bu iki mesajı bütünleştirebilmesinde zaten) diğer dünyadaki ikizinin bizim dünyamıza gelmesi de ikinci rhoda'nın bizim dünyamızdaki rhoda gibi bir pişmanlığı olmadığını ortaya koymaktadır. yani ikinci dünyada profesörün karısı ve oğlu hayattadır.

kısacası dünyamızı yaratan seçimlerimizdir.

--spoiler--
dairuin dairuin
akşamımı güzel etmiş ,küçük aksaklıklar olsa da oyunculuklar ve yönetim üst mertebede seyretmiş filmdir.


bilim kurguyu sadece aksiyonda arayacak fikri algılayamayacak insanlar için bu film bir drama filmidir.ancak bu levelı aşmış insanlar için film bana göre yarı drama yarı bilim kurgudur ki tam kararında olmuş açıkcası.

----spoilerlı-----

ilk olarak o kadar metafora derinliğe girmemiş bir filmdir.metofarları ve derinlik orta seviye hatta yüzeyel seyretmiştir. çok fazla şey size karşıdan geliyormuş gibi hafif hissettiriyor ama o kadar da değil fazla gömülmüyorsunuz.

genel itibari kızın earth 2 'ye gidiş biletini kazandığı hikaye fena değildi.

kozmonot hikayesinde ki aşk durumunu alıp adamla yatması da olmamış bence.fikir kötü geldi.

adama bileti vermesi durumu mantıklıydı orası güzel de düşünülmüş.bana kalırsa geriye doğru yaptığımız hataları değiştiremesekte geleceğe yönelik hatalarımızı kontol edebilirizi güzel vermiş.

düşünmesi sinir bozan durumlar var elbet.onlar da şunlar ;eğer ki orada da bir dünya daha varsa en küçük bir farklılıkla über şeyler değişebilir.(kaos teoremi) yani en son sahnedeki rhodanın gelmesi ihtimali bile çok çok düşük .

en son sahne iyi giyinimli hali olan rhoda 2'nin kaza geçirmemiş olması mit'yi bitirip hak kazanıp gelmesi durumunu hayal etmemizi çok güzel bir şekilde seyirciye bırakıyor .

-------spoiler-------

sonuç bazı şeyleri kafanıza takmazsanız ve bazı reelleri, baya alıyor başından sonuna kadar güzelce götürüyor film.
heidi gel içelim heidi gel içelim
sundance ödüllü yapım. iki hikaye paralel ilerliyor. hikayelerden biri çok orijinal. dünya2 olarak adlandırılan ve kontakt kurulan bir gezegenin varlığı ve oraya yolculuk. paralel hikaye ise benzer temaların işlendiği bilindik bir olay. sadece dünya2'nin hissettirdikleri ve düşündürdükleri için bile izlenmeye değer. bir de sundance ödüllü olması.

iyi seyirler.
digerkisi digerkisi
filmin sonu hakkında birçok düşünceye elverişli film

-------spoiler-------

ve benim kendi şahsi düşüncem bu birinci dünyadaki kız adamın ailesinin ölümüne neden olmuştur ama ya ikinci dünyada ki ? eğer ikinci dünyadaki kişide seçilen kişiyse oraya yazacak birşeyler yaşamıştır ki seçilmiştir. buradan yine adamın ailesini öldürdüğü sonucuna varabiliriz yada başka birşey ama burada öğrenilebilecek tek şey aslında ikinci dünyadan gelen kadın birinci dünyadakine böyle birşey olup olmadığını söyleyebilecek ve sonuçta içinde bir merak kalmayacaktır ve adam içinde aynı şey geçerlidir diger dünyaya gitmeseydi varlar mı yoklar mı düşüncesiyle kalacaktı sadece ama gittikten sonra oda bunu merak etmeyecek. ama eger adamın ailesi orada hala hayattaysa bu sefer iki tane adam olacak bu merak konusu tabiki de

-------spoiler-------
myself myself
bilim kurgudan çok uzak psikolojik film.

gelelim filmin neden bilim kurgu olmayıp psikolojik açılımlar içerdiğine; bu aşama bol spoiler vereceğim.

filmin başında minicik bir mavi nokta olan 2.dünya, karakterlerin 2.dünyanın varlığına inanmaları ile beraber yavaş yavaş büyümeye başlıyor ve son aşamada gökyüzünde bir dünya silüet oluşuyor. burdan anlayacağımız üzere mutsuz insanın ikinci bir şansa inancı sergileniyor. 2.dünya algıda yaratılan, inanmak istenen, inandıkça da görseli ile tanışılan bir zihin oyunu.

bir diğer unsur; 1.dünya ve 2.dünyanın birbirlerinin yansıması olduğu, ilk kontak aşamasında uzay çilekleri ile belirtiliyor. bu durumda paralel evren algısı zaman, mekan, olay, durum kurgularının aynılığı ile çürütülmüş.

gelelim esas karakterlerin çözümlemesine; profesör katiline aşık olur, katil diye bahsi geçen esas kız, hayatını dolaylı olarak elinden alan profesöre bir diğer anlamda ise; kız da katiline aşık olur ve bu durumu ilk rus kozmonotun 25 günlük uzay yolculuğunda duymak zorunda olduğu metronom niteliğinde "tık tık tık" sesi yüzünden delireceğini bilip; sesi ancak aşık olursa yeneceğini anlayıp; algısını nefretten aşka dönüştürmek ile kendi senfonisini dinlediğini anlatarak açıklar. ki bu sahne filmin en önemli ve en güzel sahnesi. katiline aşık olmak; çünkü bu şekilde tahammül etmek ve affetmek daha kolaydır. burdan filmin bağlandığı nokta ise; yaşadığımız hayatın içindeki memnuniyetsizliklerimiz, mutsuzluklarımız, hatalarımız ve başarısızlıklarımıza rağmen aşık olduğumuz bir dünya realitesi. umudun asla son bulmadığı vurgusu; belki de daha iyi bir hayatı hak etmişimdir, belki de yansımam kusursuz ve hatasızdır inancı ile karşılaşma hatta yüzleşme arzusu... oysa ki bu sadece bir akisse ben yoldayken gölgem de yolda olmayacak mı? bu durumda hep arkamda kalmayacak mı?

senaryo der ki; bu hayat senin katilin ama sen böyle olduğu için ona aşıksın. ben sana diyorum ki; aynı hikayeyi yaşayan bi sen daha var, sen diyosun ki belki benden daha iyidir durumu bir göreyim. aynadaki kendini göremezken, olmayan bir evreni keşfetmek ne demek.

kendinle yüzleş ve affet diyen psikolojik film.

muhteşem değil ama izlenesi.
1 /