apartman yöneticisi

1 /
anfinindistortiondugmesi anfinindistortiondugmesi
akşamın bir saati kapıyı çalıp, kapıyı açan öğrenci evi misafirinin yüzünü okşamak suretiyle sapıklık yaparken bir yandan da "aman ha eve kız getirmeyin dersinizi çalışın" diye öğüt vermeyi ihmal etmeyen mal. "sanane lan giren kızdan çıkan kızdan" denmez, ayıptır.

işte sözlükçü arkadaşlarım bir örnektir bu apartman yöneticisine.

(bkz: yuh)

edit: okşamak derken, alabildiğine.
chrystal chrystal
ilk başlarda iktidarın verdiği hırs ve heyecanla çok mutlu olurlar. kaloriferi istediği gibi ayarlar, bahçeye ekilecek çiçekleri seçer, apartmanı nasıl daha güzel yapabilirim diye düşünürler. ondan sonra ödenmeyen aidatlar, delinen su boruları, baca temizliği, apartman boyası gibi can sıkıcı konular yüzünden bunalırlar. bir de kimseyi memnun edememe sorunsalı vardır. herkes yöneticinin yaptığı işe bir kulp bulur, ben olsam böyle yapardım, şöyle yapardım der. yönetici eh buyrun siz yapın dediğinde ise kem küm ederler. bir de sene sonu bilançosu vardır ki.... işte yöneticiliğin en can sıkıcı noktası budur, her dairenin alacağı- vereceği hesaplanır, birileri mutlaka borçlu, birileri alacaklı çıkar. bir de nedense apartman sakinleri tarafından yönetici ve ailesi güzin abla gibi algılanır, kapıcı ile derdi olan gelir, üst komşusundan halı silkelediği için şikayetçi olan gelir, kapıcı yanlış marka süt almışsa şikayet etmeye gelir, derdini yönetici ile paylaşır, dakika başı yöneticiyi telefonla aramaktan çekinmezler. işte bu yüzden emekli amcalar apartman yöneticisi olmak için biçilmiş kaftandırlar, işleri güçleri yoktur, bütün gün dert dinleyebilirler. ama apartmandaki herkes hemen hemen aynı yaş grubundaysa işte o zaman seçilen talihsiz kurbana kolay gelsindir, zira yöneticilik çekilecek dert değildir.
applepie applepie
cahil, kendini yetiştirmemiş, görgüsüzün önde gideni olduğu takdirde kendini dünyanın tek hakimi zanneden bir zavallıya dönüşür. kurallara en çok uymayan kendisi olduğu halde herkese ahkam kesmeye devam eder. ilkokul birinci sınıfta, sınıf başkanı olmuş öğrenci tribiyle ortalıkta salınır. apartmanda aklı başında birilerinin olmayışı ve herkesin koyun gibi güdülmeye alıştığı bir ortamda kendini iyice bir bok zanneder.
ronn ronn
albay-emekli albay(üst rütbeli herhangi bir asker emeklisi olabilir aslında) olanlarından korkulması gereken yönetici formasyonu. her daim apartmanda kışla havası yaşatırlar netekim. apartmanın her köşesinde kullanım talimatları, uyarılar bulunur. gördüğünüzde üstünüz başınız sallaşsa zılgıt yemeniz de olasıdır netekim.
kuklaların yaşamından kuklaların yaşamından
iktidar kaygısını bu yolla tatmin etmek isteyen insandır. kapı girişine astığı(ki genelde aidat ödeme günü bilgisi) ilanları es geçmemenizi, ayakkabılarınızı içeri almanızı (sanane lan tohumuna para mı saydın?) eve geç gelip komşuları rahatsız etmemenizi (öyle mi canım vah vah!) salık verirler. bir sonraki hedefi muhtar adaylığıdır.
van den budenmayer van den budenmayer
asker emeklisi olanlarının dediği dediktir...

yıl 2000... ankara'da ismi lazım değil bir site...

yapılan kontrollerle sitede ki asansörlerin eskidiği anlaşılır, yenilerinin montajı yapılacaktır... daire başına (yamulmuyorsam) 70 küsür milyon lira düşmektedir... asker emeklisi yönetici duyurusunu yapar... kimse sallamaz... yönetici bir duyuru daha yapar...

- şu tarihe kadar ödediniz ödediniz, ödemediniz mevcut asansörlerin kullanımını iptal ediyorum...

ödemeler yapılır...
john benjamin toşşak john benjamin toşşak
sürekli türkçeye kattıkları imla hataları ve devrik cümlelerle aklıllara gelen çoğu zaman apartmanın bir veya iki sakiniyle mahkemelik olan kış aylarında apartmandaki öğrencileri sürekli ziyaret etme gereğini hisseden* genelde gözlüklü veya şişman olması muhtemel kişilerdir.
theuthras theuthras
bir de apartman sahibinin apartman yöneticisi olma gibi bir durumu vardır ki, kendi malı modunda herşeye karışır.

rahat bir öğrenci olarak herkes gibi komşuluk ilişkilerini sevmem. her ne kadar komşular tarafından akşam yemeğine çağırılmış olsam da, "kim girdi kim çıktı" şeklinde kapımın takibi başlayacağından ve dedikodulara ister istemez gireceğinden hiç bulaşmak istemem. bu yüzden de kimseyi tanımam kimse de beni tanımaz.

değil mi ki ev sahibinizle yöneticiniz aynı kişi o zaman çekeceğiniz var. öncelikle her kapıda denk geldiğiniz de şöyle bir bakar suratınıza;

-evlat sen hangi dairede kalıyorsun bakayım
- 7 nolu dairede hacı amca (saygıdan ödün verilmez)
-siz yazın mı tanışmıştınız?
-evet hacı amca
-bak eve çok giren çıkan oluyomuş. beni bilirsin ben seni bilirim severim (hangi arada tanıdıysa sevdiyse..) bence mahsuru yok ama burası muhafazakâr bir apartman bıdı bıdı bıdı..


başlar saymaya. ev sahibi diye "eh bi sus" da diyemezsin. öyle sallarsın başını.

o yüzden dikkat etmek gerekir bir apartmana taşınırken. buranın yöneticisi kim? ne iş yapar? neden yönetici olmuştur? şeklindeki sorular emlakçıya yöneltilmelidir. yoksa tat tuz kalmaz valla.
oley be yehuu oley be yehuu
tanımlanamayan kişilik. apartman yöneticisinin kararının, düşüncesinin bilememnesinin hiçbir hukuki geçerliliği olmamasına rağmen illa bu iş peşinde koşanların ne yapmak istedikleri bilinmemektedir.

yönetici- apartmanımız yönetim kurulu olarak bekarı apartmana kabul etmeme kararı almıştık ama sen yaramazlık yapacak bir çocuğa benzemiyorsun, umarım gürültü yapmazsın, bıdı bıdı.
ben- evet ne güzel kararmış o öyle, beni de apartmana layık gördüğünüz için sağolun büyük adamsınız.
yönetici- aidatları aksatmazsan, alt komşunu rahatsız etmezsen sorun çıkmaz, apartmanıız şöyledir apartmanımız böyledir.
ben- tamam oldu, hadi görüşürüz, kapıyı kapatıyorum artık.
yönetici- bu arada taşınırken sokak kapısını bozmuşsun, onu tamir ettir herkes rahatsız.
ben- bak bu olmadı, öğrenci adamız burda, sen kalkmış apartmanın eksiğini döküğünü bana mı yaptırcan, utanın yahu yaşınızdan başınızdan
yönetici- ne ilgisi var ben gördüm sen akşam taşındın, sabah kapı bozuktu.
ben- yok kardeşim tamir ettirmeyeceğim, yalan söylüyorsun, hem bu kadar aidat toplanıyor bu apartmanda, ne ayak 15-20 liralık tamiri yaptıramıyor musun, ne oluyor bu paralara?
yönetici- neyse gençsin sen daha böyle sinirli konuşma bak komşuyuz nihayetinde, bu seferlik ben yaptırayım ama dikkatli olalım.
ben- hadi güle güle
1 /