aptalım ben

eni eni
kendi kendine söylenince ısrarla, daha da iyi gelen cümle, itiraf, kendini bilirlik vs.
yanıyorum. işte zaten son yandığım, tek yandığım şey bu. aşkın daha az yakar beni, sırf bu yüzden. -tabi olm aşk yakar, dizisi bilem var, entrika-

bu kadar kör olabilmek zor olsa gerek. burnumun ucundaydın, ellerimin yoklama çekmeden bulduğu sen -hayır meğer çok uzakmışsın- ben onu bile görememişim. aptallığım bundan.

bir ben ruhsuzluğu diye bir tanım var artık biliyor musun? hayır bilmiyorsun, yoktun sen.
hiç oldun mu? nursuzlaştıkça çekilmiyorum. bir bilet çektim geçen gün, biliyor musun? hayır bilmiyorsun. çekil -çek, hamiline-.

gene aynı şey oldu. bir zaman aldatmacası gibi sanki. biri perdenin ardından nanik yapıyor. gerçekten kimin naniğidir bu, böylesine girip de çıkmayan? böylesine iyi geçiren kimdir? aptallığım bundan.

sövüyorum arsız arsız, alenen. ona buna sataşıyorum tutmuyor.
yazık lan. en kaldırımından yazık; ayağımın takıldığı bir sen. düşmüşlük bundandır.

acıyorum ona buna, kendime bakmak zor. aynayla işi olmamayı yeni öğreniyorum.
nasıl göründüğümü ona bakmadan da görebiliyorum. - görmek istemiyorum, senin baktığın yüzü -.


sokaklar da evler de dar. ev.. iyi mi?
ruhum giysisiz. neyse yaza bakar günler. çıplak da olur. sıcakta yapışacaktık, pişirecektik birbirimizi.. kokun iyice sinecekti, ne gerek var? aptallığım bundan.

unuttum gitti geberik, unuttum gitti.
aptalım ben, bunu unutma sen.
birler ikiye ne zaman döner birler ikiye ne zaman döner
insanın ne olduğunu itiraf etme cümlesidir
ben ne zaman başladım bu itirafı dilime dolamaya? aklımdan şüphe etmeye diyorum,ne zaman başladım?
oysa ne kadar zekiydim değil mi? duygularının ötesini hissedebiliyor, birçok şeyi konuşmana gerek kalmadan anlıyordum.
an'ın içindeyken kendine yabancı oluyormuş meğer insan. görüp bildiğini sandığı şeyler birer yanılsamadan öte değilmiş.
işte en çok bu yüzden aptalım ben.
senin dilinde yazılan her kitabı, çevrilen her filmi kendi anadilimle okumuşum. oysa karşılığı yokmuş kelimelerimizin birbirimizin dilinde.
bu yüzden hep bir tercümana ihtiyacımız olmuş da farkedememişim.
yokluğunda iklim değiştirdim ,geceleri günlerle birleştirip sabahı yok kıldım. teninle bezediğim tenime yeni elbiseler diktim, herbiri ya bol ya dar geldi.
her sonun bir başlangıç olduğunu söylerdin..
bir karede takılıp kalan ben, hangi sonun başlangıç noktasındayım??
sıradan bir film dediğin şeye, yaşanmışlık demişim ben.

hı hı evet, aptalım ben...
kirli beyaz kedi kirli beyaz kedi
akıllanmayan insanın dönüp dolaşıp, kendine kızgınlıkla birlikte ağzından dökülecek cümlesidir.
aptaldır, değer verdiği için.
aptaldır, unutamadığı için.
aptaldır, yarım bırakıldığı için.

bir gün biraz akıllanır. ama asla son nefesini verene dek istediği akıla erişmiş saymaz kendini.
the cekat the cekat
bu aralar sıkça kendi kendime söylediğim şeyler bütünü. özeleştiri güzel bir şey.

bundan 4 ... .... ........, ........., ....................., .........................., .................................., ......................., ..........., .............., ............................., ............., ........., .........................., ............, . ...... .... ...madı.
2
avangard jazz avangard jazz
charles leclerq in sık söylediği bişey. amk sen koskoca ferrari pilotusun, ne diye kendine radyoda öyle yükleniyon ki, azıcık özgüvenli ol oturaklı ol di mi.