asla birlikte olunamayacak birine aşık olmak

23 /
zamanyoksunu zamanyoksunu
zaten hep en güzel uçurum isteklerimizi hayallerimizde yaşamadık mı ? şahsen ben öyleyim.
ulaşılamayacak kişiye de aşık olma sebebimdir belkide bu. en azından geçmişe dair..
şu an için en az bir teneke kadar boş kalbim hep böyleydi böyle kalacak.
siyahhh siyahhh
ölümü hergün düşünüp yaşamaya çalışmak gibi. sonuçta bir insana ölümü düşünerek yaşayamaz buda öyle yaşatmaz. zor, aşılmaz
hoayda hoayda
aşk, zaten ulaşamamak değil midir? sonunda vuslat varsa onun adı hala aşk olur muydu acaba? aslı'ya, şirin'e, leyla'ya sormak için biraz geç kaldığımızdan dolayı, olaya biraz da bu pencereden bakmak lazım.
moroccansipahi moroccansipahi
bir kısmı platonik düzeyde kalan diğer kısmı karşılıklı ilişkiye dönüşen bir çok aşkın hazin hikayesi. insan olmayacak olana kapılıyor belki. oysa hayat süren giden ve kendine has dinamikleri olan bir haldir. olmayacaksa olmuyordur ve olmayacaktır.

aşk her zaman sağlıklı bir ilişkinin teminatı değildir. kapılıp gittiğin zaman kendini nerede bulacağını bilemezsin. gözlerini açarsın bi bakarsın kars'tasın. muavin çocuk abi geldik diyor.
kronik rahatsız kronik rahatsız
asla birlikte olamayacağımız kanaatine nasıl vardığımız önemlidir burada.

şayet ünlü takımından birine yanıksanız eyvallah ama diğer türlü her şekilde denemeye değer.
birfincancay birfincancay
neden "asla" diyorsunuz arkadaşlar, bir de biz soralım. ricacı olalım. olur yani. sizden kıymetli mi? aşk olsun. usulüyle rica edersek kırmaz bence.
actions speak louder than words actions speak louder than words
ülkedeki ilişkilerin geneli.
bunun sebebi bazen yanlış aile anlayışı, aile baskısından kaçış veya kaçma isteği, en yakın arkadaş şeklinde değerlendirilebilecek/ muhabbeti güzel giden ancak bakış konusunda uyuşmayan kişileri olduğu gibi kabul etme değil, değişme konusundaki ısrarlardan kaynaklandığı gözlemliyorum.

ülkede iyi yetiştirilmiş, psikolojik sıkıntısı bulunmayan, aile ilişkileri psikoloji ve sosyolojiye göre olumlu aile sayısı çok az. eskiye göre ilişkiler ve evlilikler de az da olsa gelişme mevcut.

çünkü eğer ki 1960-1970 yıllarında evlendikten sonra boşanmak isteseydiniz bunun sadece hayal olarak kalma olasılığı çok yüksekti.

auguste comte'nin üç hal yasası adlı toplumsal aşamaları var.

1. teolojik aşama
2. metafizik aşama
3. pozitif aşama

şu anda metafizik aşamada olduğumuz söylenebilir. çünkü ne kadar insanlar farklı görüşten oldukları için içeri alınsa da, dışlansa da, ne olursa olsun ateizm / deizm / agnostizm vb. inançlar ülkede ne olursa olsun artıyor.

ha eskiden insanlar hep aynı mıydı? hepsi %100 müslüman mıydı? tabi ki değil.

ama toplumsal olgular, toplumsal normlar değişmeye başladı eskiye nazaran. ve her zamankinden biraz daha farklı geleneksel/modernlik çatışması var.

68 kuşağı ve 80 kuşağını söyleyebilirsiniz. sağcılık ve solculuk davaları oldu. ama iki kesim de toplumu savunuyordu. şu anda bireyselleşmeler var.

hülasa, insanlar evlilik / ilişki anlayışlarını şuanda tekrar ele alıp deniyorlar. kimisi geçirdiği travmalardan veya psikolojik problemlerden dolayı atlatamıyor veya geç kalıyor; evlilikte beklenti oluştu, insanlar kendini tanımaya başladı ve özellik çizmeye başladı, "evlenmek istemiyorum" bakışı oldu ki bu çoğu insanın "kendi ailemdeki gibi bir evlilik yapmak istemiyorum" haykırışı yada "kısıtlanmak istemiyorum, geleneksel şeylerin altında kalmak istemiyorum" haykırışıdır. (bilinçaltıdan veya bilinçli şekilde söylemek istemediğinden de olabilir)

myers briggs ve kişilik tipi uyumunu tavsiye ederim.
ela gozlerimdeki renkli hikayeler ela gozlerimdeki renkli hikayeler
ben axl rose'a aşıktım tam bir ergenken ama öyle böyle bir aşk değil, en yakın kankim odasına posterini astı diye delice ağlamış ve ona küsmüştüm.

yemin ederim eegenlik insanlığın yüz karası bir dönem. şimdi tam bir ergen kınayacağım, aklıma kendim geliyorum, çaktırmadan vazgeçiyorum.

minnak ergen beynimle şahane bir planım vardı. bence aşırı mantıklıydı valla. o zaman kendimle gurur duydum.

ben kokulu bir kağıda mektup yazacaktım axl'e, o benim mektubumu okuyacaktı ve konya'ya gelecekti evet konya'ya, çünkü konya ovası guns n roses'ın yuvası hahahahs.

ben ona zaten delice aşıktım, o da bana aşık olacaktı ve beni ülkesine götürecekti, evlenecektik. pasaportum vardı ingilizcem de vardı hiç sorun yaşamayacaktım. ulan kağıtlara ela mcintyre filan yazdım be, nasıl da yakışmıştı adıma soyadı ahshsh.

kısmet değilmiş işte :/

bir gün abim hadi dertleşelim dedi, hemen inandım ona ve anlattım muhteşem planımı, günlerce anırarak güldü bana ve hala dalga geçer benimle pislik.

buradan çıkacağımız ders:
1- abilere her şey anlatılmaz
2- herkes herkese aşık olabilir.
80 sonrası genç 80 sonrası genç
evli insanlara hallenmezseniz böyle sorunlarınız olmaz. onun dışında "asla" birlikte olunamayacak biri aklıma başka şey getirmiyor.
he ünlüler falansa ergenlik dönemi bitince o sorun kendiliğinden çözülüyor.
5
23 /