asla iyileşmeyecek çocukluk yaraları

5 /
kaptonur kaptonur
ilkokul 2. sınıftayken fakir miydik yoksa ailemin işgüzarlığı mı bilmiyorum ama bir zamanların fenomeni olan yardım adı altında küçücük çocuklarda bir mont ve ayakkabı uğruna kocaman yaralar açan o furyanın yaralanan bir çocuğu olmuştum.

benim adımı o fakirler listesine kim yazmıştı inanın bilmiyorum. bir gün kapı çaldı içeriye elinde kolilerle gülücükler saçan kadınlı erkekli insanlar girdi sanki çok büyük bir sik yiyorlarmış gibi! listeden bazı isimleri saydılar gülümsemeleri listedeki her ismin okunmasıyla daha fazla artıyordu, çünkü yardım edeceklerdi. montu olmayan, ayakkabısı yırtık olan çocukların artık ayağı da bedeni de üşümeyecekti ama ya yüreği?

o listedekiler bütün sınıfın önünde tahtaya çağırılacaktı, tıpkı hata yapmış bir öğrencinin cezasını affetmesi için puslu gözlerle öğretmeninden son bir defa affedilmesini istemesi gibi yaşanacaktı her şey. çünkü o tahtaya ne zaman çıksa hayatında bir iz kalmıştı. tebeşiri tahtaya her sürttüğünde aslında unutamayacağı anıların altını çizdiğinin farkında olamayışı gibi. gülen insanlar onlarca arkadaşınızın içinde size ayakkabı numaranızı ve beden ölçülerinizi soracaktı ama siz daha sayılara hakim değildinizki. komşudan 1 ne zaman gelirdi? toplama yaparken acaba öğretmenim parmaklarımla saydığımı görüyor muydu? bu sorular yankılanırken beynimin içinde, benim zihnim dışında hareket eden bedenim, irkilerek kendime gelişim ve tam karşımda kocaman bir gülümseme, ayaklarımda yeni bir ayakkabı... bu ayakkabıyı ne zaman giymiştim? hatırlamıyordum giydiğimi. sahi biraz önce bedenimi kim hareket ettirmişti? halbuki ben komut vermemiştim beynime. "bak çok güzel olduuu" diye başımı okşayan o kadın kimdi acaba? ben zaten yere bakıyordum hep çünkü kafamı kaldıramazdım ağırlık çökmüştü zihnime. bu insanlar bir anda nereye gidiyorlar böyle? ama koliler... neden içleri boşalmış? ne oldu ki içindekilere? neden öğretmen "çocuklar yerlerinize geçebilirsiniz" dedi? halbuki cezam uzun sürmemişti. yoksa çok sevdiğim öğretmenim bana kıyamayıp affetmiş miydi beni?

benim ayağımda neden başkasının ayakkabısı var?
dikkatsi dikkatsi
çocukluğuma dair bütün kötü anılar annem ve akrabalarının yer aldığı anılar.

ne yazık anneannem, annem ve kardeşleri kardeş sevgisini kayıtsız şartsız birbirlerine arka çıkmak olarak tanımlıyorlar. ben, kardeşlerim, kuzenlerim de çocukluğumuzda bundan nasibimizi aldık. öyle ki yaptığımız çocukça hareketlerden sonra bile engizisyon mahkemesi misali bizi karşılarına çekip yargıladılar. anneannem her firsatta laf soktu, aşağıladı. dayımın teki milletin içinde dalga geçercesine espriler yapmayı çok komik buldu.

klasik türk aile yapısı gereği o ailenin damatları (babam) ve gelinleri yani yengelerim de nasiplerini aldılar. aylak madam gibi ortalarda gezen ve sürekli büyük abisinden otlanan dayımın bu hareketleri sonrası kayışı koparan yengeme karşı bile dayımın tarafını tutma derdindeler. bir araya geldiklerinde sürekli arkalarından konuşurlar..vs baktığınızda; trafik kurallarını hiçe sayarak giderken kendisine tepki gösteren bir şöfore karşı diklenen, ne olup bittiğini bilmeden ona destek çıkan dolmuş şoförü familyasından bunlar da.

tabi burada kabahatin çoğu annemde. yıllarca dedem ve babaanemin yaptığı abuk davranışlar söz konusu olduğunda babamın dengeyi kuramamasında şikayetçi oldu. asıl sorumluluğun onda olduğunu söyledi. ama farkında yada değil, kendisi de aynı durumun sorumlusu.

şu an yaşadığım evin tesisatında zaman zaman problem olur ve bir gün üst komşudan sızıntı oldu, duvar sarardı. annem her geldiğinde "şuraları boyatalım" dediğinde ne gerek var dedim ve öyle kaldı. ama bir gelişinde baktım ki evin ne kadar renk ahengini bozan yeri varsa badana olmuş. o gün akşamına annemin akrabalarını kapıda görmemle birlikte taşlar yerine oturdu. sebeb-i ziyaretleri de; kuzenim evleniyor ama onların evi kalabalıkmış, bizimkinin evine gidelim.

kendi kardeşlerinin kırılmaması için öyle gereksiz bir hassasiyet gösteriyor bizleri ne kadar kırdığının farkında değil.

konuyla ilgili çok anlatacak olay var da, neyse... kısaca gereksiz akraba savunuculuğu, cehennemin dibini boylasın.
5 /