asmalı konak

1 /
anosias anosias
dizi olarak başlayıp, film olarak biten türkiyenin ilk ve şimdilik tek dizisidir. yayınlandığı dönem de ilk başlarda özcan deniz başrolde diye türkücü dizisi olarak algılandıysa da, sonradan birçok kesimden insana kendisi izlettirmiş, özellikle son döneminde toplumsal bir mesele olarak yerini almıştır. o dönem de sadece bbgden haberi olarak türk insanı için dizi o kadar önemli olmuştur ki siyaset meydanında bile dizi incelenmiş, ama ali kırcanın yönetiminde daha çok kanser içerikli bir program olmuştur. daha sonradan devamı gelecek, film son olmayacak dedikoduları dolaşmışsa da, patlak veren yeni diziler ve size anne diyebilir miyim, gelinim olur musun türevi yarışmaların yanında onun bile öyküsünün hafif kalacağı düşünüldüğünden olsa gerek devamı çekilmemiştir.
diziyle ilgili en güzel yorumlardan birini de dizinin bitimine yakın can dündar "asmalı konağın gerçek yüzü" adlı bir köşeyazısında dile getirmiştir.

* ortada bir ağa vardır.
* ağanın ortağının gözü, ağanın karısındadır.
* karısında gözü olduğunun farkına varan ağa, ortağına ablasını teklif eder.
* ağanın karısına yakın olmak için ortak, ağanın ablasına evlenme teklifi yapar..
* ağanın anası ile kan davalı ailenin reisi de fingirdeşmektedir..
* ağanın küçük kızkardeşi ile hizmetlinin oğlunun fingirdeşmesi ise gizlice kendi aralarında resmi nikah kıyma ile sonuçlanır. ancak bunu aileleri bilmemektedir..
* zaten ağanın bu kızkardeşi daha önce de kan davalı oldukları ailenin oğlu ile fingirdeşmiş, oğlan buna tecavüz edip kaçmış, bu olay da sessizce kapatılmıştır..
* sessizce kapatılan ancak yıllar sonra ortaya çıkan bir başka facia da ağanın hizmetli kız ile fingirdeşmesidir. ve ortada hizmetli kız ile
ağadan olma bir veled-i zina vardır. hizmetli kızın kocası da çocuğun kendisinden olmadığını öğrenir, ne var ki ırgattır ve yapacak bir şeyi
yoktur.
* ağanın newyork'larda okumuş, çağdaş karısı da hizmetli ile olan macera ve ortadaki çocuktan, önce rahatsızlık duyar, sonra da
"erkektir, elinin kiridir" der, geçer..
* ağanın konağında su gibi içki tüketilir, vals oynanır, çocuklara bile şarap içirilmeye zorlanılır..
* ağanın ortağının sekreteri ile de ağa arasında hafif elektriklenmeler olur, neyse ki yeni bir "kaza" yaşanmaz..
* ağanın anası ile fingirdeşen kan davalı aile reisinin eski bir davası daha vardır. "o" kadın ile ağanın anası arasında rekabet yaşanır.
* ağanın karısının ablasının kocası da, bir başkası ile zina halinde yakalanır.
*zinanın intikamı için ağanın baldızı da polis şefine asılır, ağa işe el atar da bir vukuat yaşanmadan dönülür.
* kapıda korumalar, son model jipler.

* ağa evin sultanlarına "anadolu hayat"tan sigorta yaptırır, poliçeyi de izleyiciye gösterir.(açıktan reklam)
* ağanın zinasına sus payı verilen hizmetli kız "güral porselen" katologundan yemek takımları seçer.
* canı sıkılan yeni bir araba alır veya aldırır. özellikle de bu arabalar özellikle "nissan" olur .

* konakta marabalar yemek hazırlar, konak ahalisi de içkiden fırsat buldukça sadece yemek yer.
* bu durumlara içerleyen kahyanın oğlu üniversitede hafif sol söylemleri benimsese de, savaş karşıtlığı yüzünden hapise atılsa da başı çabuk döner. burjuva çatışmalarını sevda engeller.

bütün bunlara anadolu dizisi, milli dizi, bizi anlatıyor diye nasıl diyeceğiz? ilk başlarda böyle değildi. kandırdılar milleti!önce beğendiriyorlar, herkes izlemeye başlayınca da zehirlerini kusuyorlar!
yazıklar olsun!
mayqueen mayqueen
zamanında anneler başta olmak üzere türkiye'nin büyük bir kısmını ekranlara kilitleyen dizidir. bir zaman sonra az önce sözünü ettiğim kişilerin etkisiyle izlemeyen insanlar da izlemeye başlamış ve böylece dizi türkiye'nin en çok izlenen dizilerinden biri haline gelmiştir. bahsi geçen dizinin yayınlandığı kanal bundan aldığı gazla olsa gerek hala türkiye'deki en kaliteli dizilerini yayınladığını iddia etmektedir.
nickim konusunda kararsızım nickim konusunda kararsızım
türkiyede 2002-2004 yılları arasında popüleritesi en yüksek olan,günümüzde bile hala akıllarda olan ve etkileri süren dizi..öyle bir dizi ki henüz ratinglerini geçen bir dizi veya program yok.meral okay'ın yazdığı masalsı ve özenilecek bir dizi idi..ama sonunda o kadar çok özenen çıktı ki aradan 3yıl geçmesine rağmen hala bir çok ağalı-paşalı,köyde geçen diziler mevcut!bana göre türkiyede yapılmış en başarılı,etkili ve tv dünyasına kapılar açan tek tük dizilerden biridir.
diziyi izlemedim diyemem,hatta üstüne basarak söylemeliyim ki bayılarak izliyordum!son bölümünün %87 rating alması da benim gibi çoğu insan olduğunu da gösteriyor..geçenlerde youtube da bir bölümünü şans eseri görüp yine aynı büyüyle izledim..tabii ki yapılan koskoca bir aptallık,özeleştiri yapmak gerekirse!ama tv'nin bize sunduğu zaten genellikle bu değil mi!aptallığa alıştırma ve gözleri kapama..ülkede ekonomik kriz varken,aşklar artık eskide kalmışken,zengin olup insan olmayan,insan olup sürünen o kadar insan varken her şeye sahip olan karakterlerin var olduğu bir dünyayı izlemek kimin hoşuna gitmez ki! 'insan hayal ettikçe yaşar' sözünü benimsediklerini düşünüyorum tv çalışanlarının...
ben de izlerken tabii ki de seymen ağa ya sahip olmak,bahar gibi yaşamak,jeeplere sahip olmak veya kapadokyanın büyülü havası içinde modern ama geleneklerini sürdürebilen güçlü bir ailenin içinde yaşadığı muhteşem bir konakta yaşamayı hayal ettim...
şuan bile konuşulacak bir yapım ise gerçekten de başarılıymış,ama bir yönden bu diziye çok kızıyorum;ne gerek vardı başımıza ağalı-paşalı köy dizilerini sarmaya...
seni kendime sakladim seni kendime sakladim
son günlerde ekranı kaplamış olan ağalı, töreli dizilerin çıkış noktasıdır bu dizi. malum türkiye burası. bir şey tutmaya görsün. hemen arkasından taklitleri çıkar. ilki gibi olur mu? tabii ki asla olmaz! ayrıca o güne kadar adını dahi duymadığım güzel insan çağan ırmak'ı tanımamıza vesile olmuştur bu dizi. ileride nasıl bir yönetmen olacağının sinyallerini daha o zamandan vermeye başlamıştır ki arkasından gelen altında çağan ırmak imzası olan her ürünü gözümü kırpmadan izlemişimdir..

bizim buralarda (kapadokya) çekildiği için ilk bölümünden başlamıştım izlemeye. 15 yılımı verdiğim şu bölgede benim bile görmediğim yerler vardı. konusu, yörenin gelenekleri ve yaşam tarzıyla pek âlâkalı değildi. çekimler süperdi, özcan deniz ortaya koyduğu başarılı oyunculuğuyla -ki zerre kadar sevmem kendisini- standartların üzerinde bir performans sergiliyordu.(sezar'ın hakkı sezar'a şimdi) new york'ta güzel sanatlar okuyan bahar ile ürgüplü seğmen ağa'nın aşkı tüm türkiye tarafından izlenir oldu bir anda. etrafımdaki önyargılı bir çok insan bile pazartesi akşamlarını iple çekip, ekrana kilitlenip, gözünü kırpmadan izler hâle geldi diziyi. sonra ne oldu? zamanla adına turlar düzenlenmeye başlandı. bölge bölge olalı böyle kalabalık görmemişti. bölge bu kalabalığı gördü. peki ya ben neler gördüm? ''seğmen ağaaaaaaa'' diye kendini parçalayan bir sürü genç kız. onun elini sürdüğü kapı tokmağına dokunmak isteyen kendini diziye fazlasıyla kaptırmış manyak manyak insan toplulukları. nurgül yeşilçay'a dokunabilmek için birbirini ezen aptal saptal tipler. (bunlar bir anda aklıma gelenler, otursam bir dünya şey çıkarırım aslında) neyse. sonra konak önünde açılan standlarda dicle sürmeleri, seğmen ağa yüzükleri, sümbül sultan eşarpları satılmaya başlandı. bunlardan almak için oluşan izdihamı gerçekten anlatamayacağım. ticarete kafası çalışan menderes samancılar o çılgın kalabalığı görünce haklı olarak cafeterya gibi otantik ve sevimli bir yer açtı ikinci asmalı konak'ın oraya. (ilk konak dizi icabı yanmıştı hatırlıyorsanız) bütün dizi oyuncuları, yönetmeni, senaristi hepsini orada görmek mümkündü; fakat içeri girmek tam bir zulümdü. şimdilerde konağın önünde koca bi anıt var. bütün dizi oyuncularının, yönetmeninin adının yazılı olduğu. sanırsın ki önemli bir tarihi olay oldu, onun adına dikildi bu koca taş. yok yok sadece bir dizi çekildi oysa ki.

kısaca fenomen olmuş bu dizi çok sevildi, çok izlendi. atv bu dizi sayesinde ihya oldu. son bölümüyle reklam olayının dibine vuruldu. final bölümünün sinema filmi olarak çekilmesi, ticari kafadan çıkan zekice bir fikirdi. millette bu kadar bağımlılık yapmış bir dizinin finalini görmek isteyen milyonlarca kişi olacaktı elbette ve oldu da.

''bu diziye dair senin aklına kazınan olay nedir?'' diye sorsalar. ''dizinin o tüyler ürpertici mükemmel müziği ve o müzikten önce bahar ve seğmen'in arasında geçen o güzel diyalog derim ben hiç kuşkusuz.

---alinti---

- bu çiçekler çok güzel, teşekkür ederim..
- güneş doğarken, uzak bir ülkenin dağlarından toplandılar senin için. bazı yerlerde baharlar açtı bile.
- bizim oralardan mı bunlar? ben evimi özledim, ama evim neresi bilmiyorum.
- seni evine götürmeye geldim. benimle evlenir misin?

---alinti---

gerçekten müthiş bir soundtrack'ti. bir daha da öylesi yapıl(a)madı zaten. o zaman bir teşekkür de cihan okan'a.
bmw850csi bmw850csi
dicle karakteri gözümün önünden gitmemektedir. kadındaki o çekicilik ve şuh güzellik diziye ivme kazandırmıştır. devamını çekmelerini çok isterdim ama dizi sanayisi çok garip yürüyen bir sektör. o dizide acemiliklerini atan oyuncular şu sıralar alemlerde akmaktadırlar. kurtlar vadisi gibi ismini değiştirip devam etseler bence olurdu. tekrar düşünsünler demekten başka çarem yok sanırım.
1 /