at arabası

heidi heidi
geçmiş zamanlarda ortamda rahat rahat salınan, atlı taşıma araçlarıydı, şimdilerde ansızın karşınıza çingene dostlar sayesinde çıkanlardır. faytonun ilkel arabalı olanı, bir de arkasına bez mez de gerilmez, patır patır sokaklara salmalarına izin verilirdi, yollar böyle sarı dairesel harelerle bezeli olur, "boka basma" dürtmeleri ile karşıdan karşıya geçerdiniz, nerede o eski heyecanlar...
univercitizen the reincarnated univercitizen the reincarnated
roma imparatorluğu'nun gençlik çağlarına kadar yüzde yirmi verimle çalışan taşıtlardı. nedeni ise medeniyetin önce kağnıyı öğrenmesidir. öküzden çıkarılan boyunluk atın boynuna takıldığında hayvan illaki rahat hareket edemiyordu. ata uygun koşum bir aklıselim tarafından icat edilene kadar bu böyle sürdü.
toprakta adı kalan adam toprakta adı kalan adam
ayağa kalkarak sürülmesi ve hız yapılması zevk veren binek aracı. durdurmada "bişş", "hooo" ve "bürrrs" kilit kelimelerdir. harekete geçirmek içinse sinirnelince "cık cık" yaparsınız ya, o yeter.

rüzgar suratınızı tokatlarken ve dizginleri elinizden kaçmasın diye abartarak sıkarken; adrenalin ağzınızdan girer, oranızdan buranızdan çıkar.
yaz ayında grip olan şanssız genç yaz ayında grip olan şanssız genç
istanbul'da yaşarken çok sık rast geldiğim genelde çingene, hurdacı, çöpçü gibi en alt kesimde görürdüm. estetikten ve konfordan uzak ulaşım aracı. yaydığı koku ve pisliği hiç hatırlamak bile istemiyorum. bu anadolu şehrinde hiç görmedim. lan yoksa burası istanbul'dan daha mı gelişmiş? (bkz: beyin error)