avukatlık

1 /
neyapmali neetmeli neyapmali neetmeli
hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazı meslek.

bir insan, alenen, şüpheye yer vermeksizin suçlu/haksız da olsa savunma hakkı vardır. bu savunma hakkı da avukatlık dediğimiz meslek erbabı tarafından yapılır.


mensuplarının iyimser olması gerekir, zira bir davada her zaman kazanabilme umudunu kovalamak gerekir.
sorunsal sorunsal
hayatım boyunca yapmayı istediğim ama gidip gelip farklı çok alakasız bir meslek seçtiğim her duyduğumda beni kötü yapan meslek
azwepsa azwepsa
konuyla ilgili her zaman aklımda bir the simpsons sahnesi vardır.

aile gene bir şekilde başını derde sokmuş ve hukuki yardım alma gereksinimi duymuştur. avukatı çağırırlar. bir şeyler oluuuur olur. o arada avukat şöyle bir söz sarfeder: "dünyada avukatların olmadığını düşünsenize." bir düşünce balonu çıkar, bütün dünya insanları el ele tutuşmuş sevgi ve barış içinde kutu kutu pense oynamaktasır. bir anda dağılıverir bu bulut. ve avukat sözüne devam eder: "düşüncesi bile korkunç."

ama yukarda allah var, emlakçıdan iyiler.
ekin tarlasındaki kırmızı alıç ağacı ekin tarlasındaki kırmızı alıç ağacı
hayal edilerek hukuk fakültesi falan yazılmaması gereken meslek. o kadar çok olumsuz yanı var ki mesleğin başında. daha sonra şevkle işe sarılabilmek mümkün değil.

okul bittiğinde 1 yıllık bir staj süresi var. ben yarısını tamamladım lanet ederek. seçkinci tutumdan nefret ediyorum. ama onurumu yerden toplayacak kadar da sıradan değil seçtiğim meslek. insanlar stajyerken size köle gibi davranır. bildiğiniz köle. ofisin en bahtsızı, en son adamı ofisboyun bile sizden fazla olarak iş güvencesi, sigortası falan vardır. stajyer avukatken çay demler, servis eder, çöp çıkartır, fotokopi çeker, fatura yatırır, markete bezelye salatalık almaya falan gidersiniz. bu arada takip açıp, dilekçe yazmak gibi işleri de şanslıysanız arada öğrenirsiniz. anlatılacak gibi değil. çektiğiniz sıkıntı sadece hor görülmekle bitse iyi, size akbil+500 lira bile teklif edebilirler bu tecrübe için.

stajla bitse sıkıntı yine katlanılır. ama stajdan sonra muhtemelen işçi avukat olursunuz çevreniz geniş değilse. muhtemelen 1200 lira maaşla çalışan bir işçi. "avukatlar köle kullanmadı, fakat efendileri de olmadı" diye bir söz var ya, o da külliyen yalan. istanbuldaki avukatların yarısının patronu var, gerisinin de müvekkili zaten. stajyerleri de köle olarak kullandıklarını unutmayalım.

diyeceğim o ki, bu kadar sıkıntı aslında işçi olmak için çekilmez. gidin hukuk fakültesi mezunu sekreter falan olun daha iyi. ben düşünmüyor değilim.
belkikalırımbelkigiderim belkikalırımbelkigiderim
sanıldığı aksine hukuk fakültesine gidenlerin hedefi değil; neredeyse %90'ının korkulu rüyasıdır. herkes hakim, savcı, uzman, uzman yardımcısı olacakmış gibi kimse beğenmez avukatlığı. bunda adım başı küçücük tabelalarda avk. bilmemne tarzında dışarıdan vasıfsız görülen bir sürü büronun da etkisi yok değil. hatta avukatlık sınavının yapılmasını son derece destekleyen çok sayıda hukukçu var. insanın yıllarca emek verdiği, vereceği bir alanın en bilindik mesleğinin halk nezdinde "bakkal dükkanı gibi her yer avukat kaynıyor" şeklinde betimlenmesi haliyle üzücü.
herkessussun herkessussun
bir sorunun sonuçlarını vekaletine sahip olunan kişi için arzu edilen hale çevirebilmek bir sorun olduğuna göre ve bunu da avukat yaptığına göre; avukatlık bir sorun çözme sanatıdır.
sakıncalı piyade sakıncalı piyade
herkesin yapamayacağı meslek.

sağlam ruh gerekir; gözünüzün önünde rüşvet tarifeye bağlanmış, imtiyaz usulleri almış yürümüşken çalışma etiğinizi kaybetme tehdidiyle defalarca karşı karşıya gelirsiniz.

sağlam kafa gerekir; kendinizi her bir gün yenilemeniz gerekmektedir. eloğlu 1920'nin içtihatlarıyla hukuk sistemini yürütürken, her an yeni yasalar, yasaya aykırı olduğu halde yasadan önce uygulanan yönetmelikler, yine yasaya aykırı içtihatlar çıkmaktadır. bunları takip etmeniz gerekir.

sadece hukuk işi yapmazsınız. müvekkilleriniz meselelerini komşu teyzeye anlatır gibi anlatacaklardır size. eltisinin ona ne dediğini, zaten evlenirken kayınbabasının sadece bir halı aldığını ve ev eşyasına elini sürmediği, kayınçosunun şişko veledinin düğünde limonataların içine işediğini dinlersiniz. üstelik sandığınız üzere boşanma davası değil 'karşılıksız çek' konulu bir sohbette olur bunlar. bağlantı mı? "kayınbiraderin baldızının kocasına çeki vermiştir aslında müvekkiliniz. çek karşılıksız çıkınca karşı taraf onun hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

işinizi yaparken hakimi, savcıyı, müvekkili, adliye personelini, polisi, jandarmayı, karşı tarafın avukatını ve karşı taraf asili (her nasılsa her birini) hoşnut etmeniz gerekir. hem hukuka hem nezaket kurallarına uymalısınızdır, onlardan karşılığını bulmuyor da olsanız. yine de hiçbirine yaranamazsınız elbette.

davanın her iki tarafı da kendini haklı görür. kendi haklı olduğu hususları abartır, karşı tarafın haklı olduğu hususları görmezden gelir. böyle olunca da taraflar haklı olmakla o hakkın hukuki karşılığını almak arasındaki farkı bir türlü anlayamamalarından dolayı avukata verdikleri ücreti haksız ücret olarak görürler. davada lehe sonucu avukat almamıştır. ham maddesi sağlamdır o avukatın, müvekkili zaten haklıdır. bir de üzerine avukata para mı verecektir?.. dava kaybedilirse de avukat zaten kendisini karşı tarafa satıp parasını onlardan çıkarmıştır. yine para vermeye lüzum yoktur.

üstüne üstlük; iş yaparsınız, paranızı alamazsınız. cebinizden masraf ödeyerek iş yapmaya devam edersiniz. çünkü, müvekkil adına yürüttüğünüz dava, iş ve işlemleri tam ve eksiksiz yapmanız, usule ilişkin hususları atlamamanız gerekmektedir. (örneğin) yapacağınız işin sürelerini kaçırırsanız mesleki sorumluluğunuz doğacaktır. davadan her kafanıza estiğinde de çekilemezsiniz. o arada yine olan size olur.

özetle; uğradığınız psikolojik ve ekonomik şiddeti göğüsleyecek ruhunuz, yukarıda anlatılan durumları kaldıracak kafanız, akşamın bir köründe 2 ay sonraya duruşma günü verilmiş davasıyla ilgili sizi telefonla taciz eden müvekkille uğraşacak enerjiniz olmalıdır.

reklam yapamazsınız, kamu görevi niteliği olan bir meslek icra etmektesinizdir.

yeşil pasaport alamazsınız, serbest meslek erbabısınızdır.

bakkal açamazsınız, marketler zinciri açabilirsiniz ama.

bir asgari ücret tarifeniz vardır ki zaten sembolik rakamlara tekabül eder. üstelik bu rakamın yarısı vergidir. siz bu tarifenin altında iş alamazsınız. yasaktır. yasak sizedir.

barodan müdafi olarak atandığınızda (cmk avukatlığı olarak da bilinir) devletiniz size asgari ücret tarifenizin bile yaklaşık 1/5'ini ödemekte sakınca görmez.
isetö ev rom isetö ev rom
av kısaltmasıyla ilgili takıntıları tetikleyen meslek. kimi kumanda üzerinden espri yapar, kimisi parayı vurmuştur zamanında plakası av bilmem kaçtır. bu giri de olmasa da olurdu ama neyse.
ropte ropte
insanlara duymak istediklerini söyledikleri müddetçe sevilip sayılan, gerçekleri söylediklerinde hor görülen meslek erbabı. tıpkı sabancının zamanında muhasebeci alırken yaptığı mülakatlarda 2 kere 2 sorusunu sormasına 4 diyenlerin elenip de siz kaç olmasını istiyorsunuz efendim diye yanıtlayan muhasebecinin işe alınması gibi. bir nevi umut tüccarlığı yani. tabi bu işe para gözüyle bakanların açısından görünen durum.

salt hukuk ve adalet peşinde koşanlar fazla para kazanamıyorlar maalesef.götü boklu mübaşir ya da kalem memurundan azar yiyor çoğu. göründüğü gibi değil yani. değilmiş. hele icra işleri ful rüşvet ve avanta üzerine kurulu. ayak uydurursan başarılı oluyorsun. çekilecek gibi değil.
1 /