ayak fobisi

galaktika halk fırkası galaktika halk fırkası
ayaklardan nefret etmek. elli beş ekran televizyon ekranı görünümüne sahip baş parmak tırnaklarından ürkmek. kimi serçe ayak parmaklarının alt kısmının (özellikle 30 sene boyunca topuklu ayakkabı giymiş bayanlarda oluyor) bıçak kadar keskin ve sert oluşuna şahit olduktan sonra başlayan bir psikoz. fosilleşmiş "dede baş parmağı tırnağı"yla tanışılan gün hayattan soğumak. tabanı eriyen boktan mavi plastik terliklerin ön kısmından fırlayan pis tırnaklı ayak parmaklarını insanoğlunun bir numaralı düşmanı ilan etmek. parmak arası terliklerin içinde ayak görmenin tiksinti yaratması. hava almayan önü kapalı hemşire terliklerini, özellikle de çıplak ayakla giyenlere kin beslemek. şu an tarifini yapamadığım ama genelde alaturka tuvaletlerde kullanılan, önü açık, tuhaf tasarımlı bok rengi terlikleri işkence aracı olarak görmek. ayak severleri ve onların bu ayakları ağızlarına sokmalarını ve şapur şupur yalamalarını bir türlü anlayamamak. ayağın kıymetinin sadece ayak parmağı ya da ayak kırıldığında anlaşılması.
karyatid karyatid
çıplak ayak görmeye dayanamama durumudur. yaz aylarından nefret etme sebebidir. hele ki erkek ayaklarındna tiksinme durumudur. kabustur. koca yaz dışarı da gezerken sürekli midenin bulanma sebebidir.
sweet november sweet november
sadece bende vardır diye kimselere söyleyemediğim korkum. ben çıplak ayak görünce kusuyorum. öyle bulantı, iğrenme, tiksinme falan değil sadece. bayağı kusuyorum. kıştan başka mevsim sevmem işte bu yüzden. sıcak da sevmem zaten, o ayrı. ama çıplak ayak kadar kendimi kötü hissetmemi sağlayabilecek başka bir şey daha yoktur. yazarken bile tansiyonum düştü bak. yan yana gelince ayak tırnakları kadar iğrenç duran bir topluluk görmedim ben. ayağında kundura, yar gelir dura dura. bu şarkıyı seviyorum..
karamelize ekmek karamelize ekmek
yazın sıcağında otururken mesela, evdeki çıplak ayaklara takılır birden gözünüz, içinizi tiksintiyle karışık duygular kaplar. gözleriniz kendi ayaklarınıza döndüğünde ise bir oh çekersiniz. çünkü çoraplarınız kamufle etmiştir o pis şeyleri. böyle saçma bir şeydir ayak fobisi.
iao iao
yazları gerçekten dayanılmaz oluyor. zira bir plajda bulunmanın örümceklerle dolu bir ormana, ya da timsahlarla dolu bir havuza düşmekten farkı yok.

özellikle de çeşitli türleri var ki tiksintimin boyutlarını arttırıyor. bir anlık görüntü olsa da insanın aklında o kadar net kalıyor ki anlatmak zor. mesela kuş pençesi gibi bombeli ve genelde koyu tipsiz bir oje sürülmüş kadın tırnaklarıyla bezeli -muhtemelen orta yaş ve üzeri kadınlarında- ayaklar gerçekten tüm iştahın kaçmasına sebep olabiliyor.

ya da kabuklu deniz canlısı görünümündeki koyu, grimsi genelde yaşı büyük erkek ayağı. küçüğü de aynı korkunçlukta merak etmeyin.

bir de ayak parmaklarının garip ve orantısız şekil-uzunlukta olduğu versiyonlar. bu halde daha da dikkat çeksin diye ojeler sürülüyor, en açık ayakkabılar giyiliyor, bir de nasır tutmuş kayış gibi topuklar öf. kadın ayağında normale yaklaşanlar zaman zaman olsa da erkek ayağı zaten kafadan facia bir organ. bir de üzerine parmak arası terlik giyip bu görüntüyü daha da ortaya çıkarmanın anlamı nedir.

sevgilinin ayağı meselesi var bir de. tahammül etmeyi öğrenmek hiç kolay değil. öyle koşulsuz sevgi bilmemne demeyin fobi bu fobi. ayrıca çirkin bir uzuv, çirkin.

bir de işin ayak fetişizmi boyutu var. bu da bizim durumun tam tersi. bana anlatılmaz derecede imkansız gelse de elbette olası bir şey, hatta fetişler içinde en yaygınlarından biri. bence ayak fetişistleri sevinmeli, bizden ne kadar çok olursa onlara o kadar çok ayak kalacak ama yazları işte keşke görünmemelerinin bir yolu olsa.

plajlarda havuzlarda kafanı havaya kaldırıp yere bakmadan yüremektir ayak fobisi, misafirlikte bir yerde gene bakışı ufuk çizgisinin altına indirmemektir. lady gaga'nın judas klibini izlerken ayak yıkama sahnesini hemen geçmektir. öf.

haykıran not: ayrıca ilgili konunun görsellerindeki şu iğrenç resimleri gördüm ve midem bulandı. konur mu öyle şeyler ya. korkunç!!!
simetrik yara simetrik yara
ayak ve el güzelliğine düşkün insanlarda var olan illet. bu illetin en kötü yanı sevdiğiniz insanla olan bağlantısıdır. hele sonbahar, kış aylarında malum terlik, sandalet tarzı şeyler giyilmediğinden sevilen kişinin ayağı, ayak parmakları ve tırnaklarının şekli merak edilir baya. özellikle ilişkinin ilk haftalarında hani içten şu düşünce geçer, '' ulan ben bu kızı seviyorum, sayıyorum ama bunun ayağı nasıl, tırnakları nasıl, oje sürdüğünde nasıl duracak. ''

eve gelir, çorabını çıkarır o an işte davullar çalar, gerilim müzikleri beyinde yankılanır. bu fobiyi anlamayana çok boş bir korku olarak gelecektir ama estetiğe ve güzelliğe meraklı insan için haklı bir korku olarak gelecektir.
jelly jelly
bendeki fobi sayilir mi bilmiyorum ama bana birinin ayaginin drgmesine katlanamiyorum. gormekte sikinti yok. ama degmesin.

gayet bakimli ayaklarim olmasina ragmen kendi corabima dokunamiyorum. corabi ayak bilegimden tutup ayagima degmeden cikartiyorum ve dogru kirli sepetine.. makineye atarken de elime bi bluz gecirir oyle makineye atarim. temizlerde sikinti yok onlara dokunabiliyorum ama 10 dk giymis olsam bile tahammulum yok.

bendeki ayaktan cok corap fobisi de olabilir. ama eski sevgilimin ayagi bacagima degdi diye hungur hungur aglamis insanim ben. oyle geriliyorum. kimsenin boyle takintilari olmamasi dilegimle.
dudu hatın dudu hatın
ben de çok hafif olan ayak ve ayağa giyilen şeylere karşı fobim vardır. çoraplara dokunamam aynı şekilde bir başkasının ayakkabısına da dokunamam. kendi çorabımı bile çamaşır makinesine atarken eldiven giyerim.