ayet i kerime

2 /
sirseri mayın sirseri mayın
46:10 – de ki: söyleyin bakalım: eğer bu kur'ân allah tarafından geldiği halde siz reddetmişseniz, israiloğullarından da bir şahit, (tevhid, âhiret vb. iman esasları gibi kur'ân'da bildirilen hakikatlerin) benzerine şahitlik edip iman ettiği halde, siz büyüklük taslayarak iman etmezseniz sizden daha şaşkın, daha zalim kimse olabilir mi? allah elbette böyle zalimleri hidâyet edip emellerine ulaştırmaz.
sirseri mayın sirseri mayın
48:14 - göklerin ve yerin mülkü allah'ındır. o, dilediğini bağışlar dilediğini azaplandırır. allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

ikinci cümlede allah ın hem bağışlayıcı hem de azab eden olduğundan bahsedilirken son cümlede sadece çok merhamet ettiğinden bahsedilmesi bence çok umut verici. ben allah ın insan için en ufak şeyi bile bahane ederek avantajına kullanacağına yürekten inanıyorum.
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

قُلْ اِنَّـمَٓا اَعِظُـكُمْ بِوَاحِدَةٍۚ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا۠

"de ki; size sâde bir tek öğüt vereceğim: allah için ikişer iki­şer, birer birer kalkıp (huzurunda) durun, sonra iyi düşünün!"

(sebe', 34 / 46)
sirseri mayın sirseri mayın
50:32-33 - onlara denir ki: "işte size vaad edilen bu cennet, allah'a yönelen, o'nun emirlerine riayet eden, görmediği halde rahman olan allah'tan korkan ve o'na yönelen bir kalple gelenlere mahsustur.
sirseri mayın sirseri mayın
30:36 - bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وَالَّذ۪ينَ جَاهَدُوا ف۪ينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَاۜ وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِن۪ينَ

"uğrumuzda mücâhede edenleri yollarımıza iletiriz. gerçekten allah iyilik edenlerle beraberdir."

(ankebut, 29 / 69)
sirseri mayın sirseri mayın
32:12 - ey muhammed! günahkârların, rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "ey rabbimiz! gördük ve dinledik, şimdi bizi geri çevir de salih bir amel işleyelim, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen!
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ ف۪يهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَٓاءَكُمُ النَّذ۪يرُۜ

"düşünecek olanın düşüneceği kadar sizi yaşatmadık mı? hem size uyarıcı da geldi."

(fâtır, 35 / 37)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ

"sana uyan mü'minlere alçak gönüllü davran!"

(şuarâ, 26 / 215)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎الَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

"onlar; başlarına bir musibet gelince, "biz şüphesiz (her şeyimizle) allah'a aidiz ve şüphesiz o'na döneceğiz" derler."
(bakara sûresi/156)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وَاَنِ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُٓوا

"rabbinizden sizi bağışlamasını isteyiniz; sonra ona tövbe ediniz."

(hûd, 11 / 3)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

قُلْ اِنْ تُخْفُوا مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ اَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

"de ki, gönlünüzdeki duyguları saklasanız da, açıklasanız da allah hepsini bilir. göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini bilir. hiç süphesiz allah, her seye kadirdir."

(âl-i imrân, 3 / 29)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ

"biz emaneti göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir. pek zâlim ve çok câhil olan insan onu yüklenmiştir."

(ahzâb, 33 / 72)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ

"her canlı ölümü tadacaktır. ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir."
(âl-i imrân sûresi/185)
2 /