ayet i kerime

49 /
dikkatsi dikkatsi
şu ayet günümüze o kadar uygun ki, gerekli dersleri çıkarabilenlere tabi:

onlardan bir zümre vardır, aslında kitap'tan olmayan birşeyi siz kitap'tan sanasınız diye, dillerini kitap'la eğip bükerler. o, allah katında olmadığı halde, "bu, allah katındandır." derler. bilip durdukları halde, allah hakkında yalan söylerler. (al-i imran 78)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎ألم يعلم بأن الله يرى
‎كلا لئن لم ينته لنسفعا بالناصية
‎ناصية كاذبة خاطئة
‎فليدع ناديه
‎سندع الزبانية

"o allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
hayır! andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.
haydi, taraftarlarını çağırsın.
biz de zebânileri çağıracağız."
(alâk sûresi/14-18)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

"hayır! sakın sen ona uyma; secde et ve rabbine yaklaş."
(alâk sûresi/19)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎والضحى
‎والليل إذا سجى
‎ما ودعك ربك وما قلى

"kuşluk vaktine andolsun,
karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki,
rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da."
(duhâ sûresi/1-3)
1
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎وللآخرة خير لك من الأولى
‎ولسوف يعطيك ربك فترضى
‎ألم يجدك يتيما فآوى
‎ووجدك ضالا فهدى
‎ووجدك عائلا فأغنى

"muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.
şüphesiz, rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın.
seni yetim bulup da barındırmadı mı?
seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi?
seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?"
(duhâ sûresi/4-8)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎فأما اليتيم فلا تقهر
‎وأما السائل فلا تنهر
‎وأما بنعمة ربك فحدث

"öyleyse sakın yetimi ezme!
sakın isteyeni azarlama!
rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat."
(duhâ sûresi/9-11)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎والليل إذا يغشى
‎والنهار إذا تجلى
‎وما خلق الذكر والأنثى
‎إن سعيكم لشتى

(ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,
açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.
(leyl sûresi/1-4)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎فأما من أعطى واتقى
‎وصدق بالحسنى
‎فسنيسره لليسرى

"onun için kim (elinde bulunandan) verir, allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz."
(leyl sûresi/5-7)
1
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎وأما من بخل واستغنى
‎وكذب بالحسنى
‎فسنيسره للعسرى
‎وما يغني عنه ماله إذا تردى

"fakat, kim cimrilik eder, kendini allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez."
(leyl sûresi/8-11)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎إن علينا للهدى
‎وإن لنا للآخرة والأولى

şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
(leyl sûresi/12-13)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎فأنذرتكم نارا تلظى
‎لا يصلاها إلا الأشقى
‎الذي كذب وتولى
‎وسيجنبها الأتقى
‎الذي يؤتي ماله يتزكى
‎وما لأحد عنده من نعمة تجزى
‎إلا ابتغاء وجه ربه الأعلى
‎ولسوف يرضى

"sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım. o ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
o, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (yaptığı iyiliği) ancak yüce rabbinin rızasını istediği için (yapar).
elbette kendisi de hoşnut olacaktır."
(leyl sûresi/14-21)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎والشمس وضحاها
‎والقمر إذا تلاها
‎والنهار إذا جلاها
‎والليل إذا يغشاها
‎والسماء وما بناها
‎والأرض وما طحاها
‎ونفس وما سواها
‎فألهمها فجورها وتقواها
‎قد أفلح من زكاها
‎وقد خاب من دساها

"güneşe ve onun aydınlığına andolsun, onu izlediğinde ay'a andolsun, onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, onu bürüdüğünde geceye andolsun, göğe ve onu bina edene andolsun, yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır."
(şems sûresi/1-10)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎لا أقسم بهذا البلد
‎وأنت حل بهذا البلد
‎ووالد وما ولد
‎لقد خلقنا الإنسان في كبد

"sen bu beldedeyken bu beldeye (mekke'ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık."
(beled sûresi/1-4)
zulfiquarr zulfiquarr
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎أيحسب أن لن يقدر عليه أحد
‎يقول أهلكت مالا لبدا
‎أيحسب أن لم يره أحد
‎ألم نجعل له عينين
‎ولسانا وشفتين
‎وهديناه النجدين

"insanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
'"yığınla mal harcadım"'diyor.
kendisini kimsenin görmediğini mi sanıyor?
biz ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi; iki apaçık yolu (hayır ve şer yollarını) göstermedik mi?"
(beled sûresi/5-10)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎فلا اقتحم العقبة
‎وما أدراك ما العقبة
‎فك رقبة
‎أو إطعام في يوم ذي مسغبة
‎يتيما ذا مقربة
‎أو مسكينا ذا متربة

"fakat o (insan), sarp yokuşa atılmadı.
sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?
o tutsak bir boynu çözmek (köle azat etmek)tir.
yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır."
(beled sûresi/11-16)
49 /