ayet i kerime

49 /
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وهو الذي يرسل الرياح بشرا بين يدي رحمته ۖ حتى إذا أقلت سحابا ثقالا سقناه لبلد ميت فأنزلنا به الماء فأخرجنا به من كل الثمرات ۚ كذلك نخرج الموتى لعلكم تذكرون
o, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. işte ölüleri de öyle çıkaracağız. ola ki ibretle düşünürsünüz.
(a'râf sûresi/57)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

لقد أرسلنا نوحا إلى قومه فقال يا قوم اعبدوا الله ما لكم من إله غيره إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم

andolsun, nûh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "ey kavmim! allah'a kulluk edin. sizin için o'ndan başka hiçbir ilah yoktur. şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.
(a'râf sûresi/59)
—————————————
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وما تنقم منا إلا أن آمنا بآيات ربنا لما جاءتنا ۚ ربنا أفرغ علينا صبرا وتوفنا مسلمين

"sen sırf, rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. ey rabbimiz! üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al."
(a'râf sûresi/126)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

قال موسى لقومه استعينوا بالله واصبروا ۖ إن الأرض لله يورثها من يشاء من عباده ۖ والعاقبة للمتقين

mûsâ kavmine, "allah'tan yardım isteyin ve sabredin. şüphesiz yeryüzü allah'ındır. ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. güzel sonuç allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.
(a'râf sûresi/128)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

سأصرف عن آياتي الذين يتكبرون في الأرض بغير الحق وإن يروا كل آية لا يؤمنوا بها وإن يروا سبيل الرشد لا يتخذوه سبيلا وإن يروا سبيل الغي يتخذوه سبيلا ۚ ذلك بأنهم كذبوا بآياتنا وكانوا عنها غافلين
yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. doğru yolu görseler onu yol edinmezler. ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen)yol edinirler. bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir.
(a'râf sûresi/146)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

والذين كذبوا بآياتنا ولقاء الآخرة حبطت أعمالهم ۚ هل يجزون إلا ما كانوا يعملون

âyetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanların amelleri boşa çıkmıştır. onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını çekerler.
(a'râf sûresi/147)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

والذين عملوا السيئات ثم تابوا من بعدها وآمنوا إن ربك من بعدها لغفور رحيم
kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
(a'râf sûresi/153)
1
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

واكتب لنا في هذه الدنيا حسنة وفي الآخرة إنا هدنا إليك ۚ قال عذابي أصيب به من أشاء ۖ ورحمتي وسعت كل شيء ۚ فسأكتبها للذين يتقون ويؤتون الزكاة والذين هم بآياتنا يؤمنون

"bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik." allah şöyle dedi: "azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekatı verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım."
(a'râf sûresi/156)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

والذين يمسكون بالكتاب وأقاموا الصلاة إنا لا نضيع أجر المصلحين
kitaba sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.
(a'râf sûresi/170)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

ولله الأسماء الحسنى فادعوه بها ۖ وذروا الذين يلحدون في أسمائه ۚ سيجزون ما كانوا يعملون

en güzel isimler allah'ındır. o'na o güzel isimleriyle dua edin ve o'nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.
(a'raf sûresi/180)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

وأملي لهم ۚ إن كيدي متين

ben onlara mühlet veririm. şüphesiz benim tuzağım çetindir.
(a'râf sûresi/183)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

أولم ينظروا في ملكوت السماوات والأرض وما خلق الله من شيء وأن عسى أن يكون قد اقترب أجلهم ۖ فبأي حديث بعده يؤمنون
من يضلل الله فلا هادي له ۚ ويذرهم في طغيانهم يعمهون

onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, allah'ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? peki bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?
allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. allah onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
(a'râf sûresi/185-186)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

خذ العفو وأمر بالعرف وأعرض عن الجاهلين
وإما ينزغنك من الشيطان نزغ فاستعذ بالله ۚ إنه سميع عليم

sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, hemen allah'a sığın. şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
(a'râf sûresi/199-200)
zulfiquarr zulfiquarr
‎بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

إن الذين اتقوا إذا مسهم طائف من الشيطان تذكروا فإذا هم مبصرون
وإخوانهم يمدونهم في الغي ثم لا يقصرون

şüphe yok ki allah'a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal allah'ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.
şeytanlara kardeş olanlara gelince, şeytanlar onları azgınlığın içine çekerler, sonra da bundan hiç geri durmazlar.
(a'râf sûresi/201-202)
beste çalan mahur beste çalan mahur
445. mektup

"salik kâfir olmadıkça müslüman olamaz. kardeşinin başını kesmedikçe müslüman olamaz. anası ile tezevvüc etmedikçe müslüman olamaz."

burada küfürden murad, tarikat küfrüdür. bu dahi, cem mertebesinden ibarettir. o cem mertebesi dahi, kapanma yeri, islâm'ın güzelliği ile küfrün çirkinliği arasında imtiyazın olmaması makamıdır. hatta, islâm nasıl güzel görülüyorsa, küfür dahi, aynı şekilde güzel bulunmaktadır. biri hadi, biri mudill isminin mazharı görülmektedir. bunların her birinden bol hazza nail olunmakta ve her ikisinden de lezzet alınmaktadır. …

-enel-hak… (hak ben…)

-cübbemin içinde allah'tan başka yoktur…

-sübhanım, şanım ne kadar büyük…

bütün bu cümleler, o cem ağacının meyveleridir ki…

şeyhülşeytanlar ve ebucehiller

imam-i rabbani diye anılan sirhindî andındaki hindistanlı müşriğin mektubat adlı kitabından bir alıntıdır bu. sünnilik dinini izleyen milyonlarca mürid (nurcular, nakşiler, kadiriler ve diğer tüm müşrik fırkalar) tarafından putlaştırılan yüzlerce isimden biri olan bu şeytan küfrü (nankörlük ve azgınlığı) islam (barış ve tevhid) ile özdeşleştirmektedirler. sünnilerin büyük çoğunluğu maalesef bu sahtekarın burada sinsice sokuşturduğu bir başka şeytanlığı fark etmemektedirler. şöyle ki:

7:180 en güzel isimler allah'ındır; öyleyse o'nu onlarla çağırın. o'nun isimlerini tahrif edenleri bırakın; yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.

kuran'da tanrı için, yüzün üzerinde değişik sıfat-isim kullanılır. bunlar süreklilik bildiren tanımlamalardır; nitekim her yazı yazan insana "yazar" denmez. maalesef, uydurma hadis kitaplarında sunulan 99 isimli liste tanrı'ya yakışmayacak birkaç nitelik içerir. örneğin, dindar müslümanlarca ezberlenip dua maksadıyla okunan 99 isimden birisi olan "el-darr" zarar veren anlamına gelir. halbuki kuran tersini söyler (42:30).

burada sirhindî adındaki ebucehil, şeytanın ismi olan mudill (saptıran) ismini/sıfatını haşa allah'a yakıştırmıştır. (ayet: 28:15)


19.org
49 /