aynılık

nasılsa oyle nasılsa oyle
veba gibi bulaştı herkese.

tanıdığım tüm insanların nişanı aynı, düğünü aynı gidip görmek istediği yerler, çekindikleri fotoğraflar aynı. bu şeyleri herkes ödev gibi harfi harfine yerine getiriyor.
nişan için masaya iki şamdan bir sürü kurebiye kek tabağı koyuluyor. herkesin nişan fotoğrafı aynı.
birinin bir yerde verdiği pozu taklit ederek fotoğraf çekiniyor insanlar. fotoğrafların anlamı o an yaşanan duygu değil güzel kıyafetler ve ne kadar çok gezildiği oldu.
masaya iki içecek söyleniyor, fotoğraf çeken hangi içecek daha güzelse onu çekip koyuyor, onu o içmiş gibi görünüyor. güzel olanı içmeliyiz.

evde bir sürü deniz kabuklu, tüylü, püsküllü evlilik kutlamaları süsüm var. hepsi aynı. hiçbirine bakınca kimin olduğunu hatırlamıyorum.
lö şuhane lö şuhane
devinim aynı şekilde olunca, değer /kiymet kendi kendini yok ediyor. benzeşmeyince de kabul edilen olmak zor. kabul edilmeyen olunca da ilk önce kendini kabul ettirme yarışı/uğraşı oluyor ki bu; kolay yoldan/yorulmadan sonuca ulaşmak isteyen insanlara göre değil.

bir sayfada herkes benzeşik cümleler yazar; kimse buna laf etmez, aksi yönde yazan olursa; herkes muglakta kalır. zira diğerlerinin tepkisi kendi tepkilerini belirleyecek yegane ön gereksinimdir.
toplumun şekillendirdiği ahlak-yasak-kural-ayip'lardan ayrı düşüp tepki görmeme istenci, bizi vekilen aynilaştırıyor. yalnızlık korkusu, tek iken zayıf hissetme fitratlari da körüklüyor bunu.

yanlış mı? karışamayiz, herkes kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle davranmalı. kolektif bağda kaos istemeyen varsa kendi üzerinden ezberi bozmayarak kendine ihanet edebilir.
4
televizyonuzaplarkenuyuyakaldim televizyonuzaplarkenuyuyakaldim
bi şeyleri fark etmeye başladığımdan beri hiç kurtulamadığım düşünce.ilk zamanlar kıyafetler dikkatimi çekmişti.kafamı nereye çevirsem moda diye aynı şeyi giyen 'farklı' insanlar.bunu sonra makyajlar ve tipler izledi.aynı şekilde yüzünü boyayan hatta aynı şekilde yüzünü gerdiren,estetik yaptıran 'farklı' insanlar.kıyafet,saç,makyaj vs artık tamamdı.sokaklarda klonlanmış gibi aynı ama 'farklı' insanlar.sonra bunlar yetmemeye başladı.aynı popüler mekanlara giden, aynı şeyleri içen,aynı tatile giden,gittiği yerde aynı aktiviteleri yapan(ki ne gidilen yerin ne yapılanların aslında önemli olmadığı sadece yaptım diyebilmek uğruna) 'farklı'insanlar.hatta öyle bi aynılık ki yağmur yağdığı zaman birden ortaya çıkan kitap ve kahve paylaşımları. sözde okunan kitaplar bile aynı.birbiri ardına yaşanan aynı yaşamlar.. ama dahası varmış sözlük.herhangi bi olaya verilen aynı tepkiler,ağızlardan dökülen aynı sözcükler ve hatta aynı duygular. aynı hastalıklar,aynı düşünceler. mesela bu dönemde varoluşsal sancılar çekilir,instagram için tatile gidilir, tivit atmak için kurgular yapılır. aaa dur tabi ya! sevilmez mesela bu devirde çünkü flört devridir.herkesin 3/5 flörtü vardır. bunları atlayıp evlenmeye karar versen 580 bin tl olması gerekirmiş. çünkü gösteriş yapmadan olmuyormuş. çünkü herkes böyle yapıyormuş, aynı olmalı tek bi eksik bile olmadan. aynı,aynı,aynı,aynı.. herkesin 'farklı' olmak uğruna verdiği aynılık savaşı.