aysun gültekin

speedy gonzales speedy gonzales
sesi gırtlağından değil de yüreğinden çıkıyor adeta. bir koleksiyoncu edasıyla ses ve görüntü kayıtlarını toplayıp arşivimdeki en özel klasörlere kopyaladığım; kâh doğu anadoludan hazin bir ağıtta, kâh kerkük'ten bir hoyratta veya azeri bir mahnıda alemi seyre çıkmama sebep olan hatta başımı alıp bu alemin de dışında biryerlerde birkaç tur atmamı sağlayan kişidir.

son yıllarda çıkarmış olduğu kişisel bir albümü olmamakla beraber katkıda bulunduğu bazı albümler ;

- erzurum türküleri - "bala sarhoş"
- kurtlar vadisi ırak - "altun hızma" , "baba böğün dalda yeri"
- anadolu ninnileri - "kırmız gül demet demet"
- destanlaşan türküler - "eledim eledim"
- osman aktaş - "yeşil kurbağalar"
- türkülerle türkiye serisinin birçok albümü
- son dönemde bir çok tv dizisi
radi radi
dizilerle popülerliği artan ama benim trt'de keşfettiğim gerçek bir sanatçı. bugünkü zaman pazar ekinde çıkan röportajı ile daha yakından tanıdık kendisini.

"ben özgürlüğü seçtim. belki çok param olmasın ama birileri beni yönetmesin istedim, içimde bir baskı olmasın istedim. hayatımı kendim şekillendirmek istedim. "

*
"gökhan bey * beni aradı. ‘böyle bir çalışmamız olacak. ne dersiniz?’ diye sordu. benim için sakıncası olmadığını; ama trt’den izin almaları gerektiğini söyledim. o da ‘o zaman siz gelir okursunuz. eğer izin alırsak kullanırız.’ dedi. trt de sağ olsun yardımcı oldu."

gibi küçük tezatlıklar da olsa sevindik bu röportaja.

"trt serüveni nasıl başladı?

ailemi erzurum’da bırakıp ağrı kız meslek lisesi’nde yatılı okumaya gitmiştim. halk eğitimle bizim okul birbirine çok yakındı. ben de halk eğitimin korosunda yer aldım. sonra ağrı’nın kurtuluşu ile ilgili bir program yapıldı erzurum radyosunda. ben de bir türkü okudum orada. ‘çıktım çöplük başına’ diye bir ağrı türküsü. orada zeki konuş ağabey vardı. ‘trt için şu tarihte imtihan açılacak, bu kızımız muhakkak girsin.’ dedi. ben de hiç düşünmedim başvurmayı. fakat babam mektupla müracaat etmiş. çok arzu ediyordu. sınavın yapılacağı gün radyoya gittiğimizde bize mektupla değil şahsen müracaat edilmesi gerektiğini söyledi bölge müdürü. ben tabii hiç umursamadım. çok fazla istemiyordum ya. sonra bize ‘bakın burada bir sürü insan var. size sıra gelirse girersiniz.’ dedi.

sıra geldi mi bari?

biz odadan çıkarken ilk türküyü okuduğumda sınava başvurmamı isteyen zeki konuş beni gördü. hemen kolumdan tuttuğu gibi beni içeri aldı. ben de iki türkü okudum. bana ‘kızım uzun hava var mı?’ dediler. ‘yok’ dedim. nota var mı, şu var mı, bu var mı? hepsi ‘yok’. fakat iyi puan almıştım. hatta en iyi puanı almışım. 1981’de iki türküyle radyoya giriş yaptım. sonra tabii baktım ki bu benim mesleğim. bu işi iyi yapmam gerekiyor. bu işi bilen ağabeylerimden yardım istedim. mesela mehmet çalmaşır. koridorda yakalardım. ‘mehmet ağabey bana şu türküyü oku.’ o okurdu, ben de ezberlerdim.

daha çok, okuduğunuz uzun havalar beğeni topluyor galiba…

beni ben yapan uzun havalar oldu diye düşünüyorum. son yıllarda uzun hava okuyan bayan sanatçı çok fazla yoktu. neriman altındağ, nezahat bayram, muzaffer akgün vardı. o kuşaktan sonra yoktu. piyasada da okuyanlar var; ama biraz kulaktan dolma okuyorlar. bu bir bayrak yarışı diye düşünüyorum. ben büyük ustalardan devraldım. bizden sonraki kuşağa da en doğru şekilde teslim etmem gerektiğine inanıyorum.

film ve dizilerde türkü teklifi nasıl geldi?

gökhan kırdar aslında beni tanımıyormuş. hatta bu iş için başka birisi düşünülüyormuş. ritm sazda özcan diye bir arkadaşımız var. o ‘aysun gültekin olsun’ demiş. gökhan bey beni aradı. ‘böyle bir çalışmamız olacak. ne dersiniz?’ diye sordu. benim için sakıncası olmadığını; ama trt’den izin almaları gerektiğini söyledim. o da ‘o zaman siz gelir okursunuz. eğer izin alırsak kullanırız.’ dedi. trt de sağ olsun yardımcı oldu.


ilk kurtlar vadisi irak filmine mi okudunuz?

ondan önce trt’de hülya koçyiğit’in oynadığı bir dizi film için okudum. sadettin kaynak’tan iki sanat müziği eseri okumuştum. bir de erzurum’un ‘bala sarhoş’ diye bir uzun havasını okumuştum.

izliyor musunuz türkü okuduğunuz filmleri?

tabii kurtlar vadisi irak filmini izledim. galasına gitmiştim. hatta galadan sonra bir rüya gördüm. rüyamda gökhan kırdar’la bir masada oturuyoruz. bana diyor ki ‘çok beğenildi, devamını getirmemiz lazım.’ ben bunu arkadaşıma anlattım. bana ‘sen filmin etkisinde kalmışsındır, ondan rüyana girmiştir.’ dedi. aradan bir hafta geçti, gökhan kırdar beni aradı. yaptığımız işin çok beğenildiğini ve benimle yeni bir çalışma yapmak istediğini söyledi. bir şekilde çalışmalar devam etti. kurtlar vadisi, köprü ve yabancı damat dizileri için okudum. şimdi de pars narkoterör diye bir dizi başlıyor. o dizi için de okudum.

dizi müziklerinden sonra değişen bir şeyler oldu mu yaşamınızda?

zaten türküleri çok seven, mektup gönderen, telefon açan dinleyicilerim vardı. benim internet sitem yok. fakat youtube’a videolarımı koymuşlar. onların altında dinleyicilerin çok güzel yorumları var. onları okuyorum. sağ olsunlar. beğenilerini çok hoş ifadelerle yazıyorlar.

halen klasik mektuplardan gönderen var mı?

tabii var. hatta geçenlerde biri 5, biri 12 sayfalık mektup aldım. türkü sevgilerini anlatıyorlar.

trt’yi belki de bir kez bile izlemeyen yeni nesiller pop, rock müzikle yetişti daha çok. fakat popüler dizilerde okumanız sanki bir değişimi başlattı. türkülerin yeniden bir diriliş yaşadığını düşünüyor musunuz?

muhakkak düşünüyorum. türküler hep vardı; ama küstürüldüler bir zaman. halk müziğini biraz da tanımıyor genç nesil. belki de tanıma fırsatı bulamadılar. sanki özüne dönüyor şu anda. çünkü türküler bizim hikâyemizi, bu toprakların hikâyesini anlatıyor. zaten halk müziğini diğerleriyle pek karıştırmamak lazım. bir kerkük türküsü okuyorsan kerkük’ü hissettirmen, yaşatman lazım. burada şive büyük önem kazanıyor. konservatuarda çoğunlukla istanbul türkçesiyle ve şan tekniğiyle türküler okutulmaya herhalde çalışıldı ki dinleyici de bundan çok fazla keyif almadı.

hiç albüm yapma isteği uyanmadı mı içinizde?

istanbul’a ilk geldiğim yıllarda, arkadaşımın eşi o zaman bir plakçıda yönetmenlik yapıyordu. albüm teklifi yaptılar. ama ben korktum. bazen okullardan öğrenciler gelip soruyor ‘neden trt sanatçıları dışarıda çalışma yapmaktan geri duruyor?’ diye. benim cevabım hep ‘ben eğilmedim hiçbir zaman.’ oluyor. ilk zamanlar üzülüyordum aslında bir albümüm yok diye. çünkü trt’deki birçok programda şunu yaşadım: piyasadan geliyor bir sanatçı. gümbür gümbür yapılmış, çok iyi altyapıya sahip çalışmalar vardı. ama şimdi geriye baktığımda rahatsızlık duymuyorum. sadece arşivlik bir cd yapmak istiyorum.

imkânlar açısından piyasadakilerle trt sanatçıları arasındaki fark sadece altyapısı sağlam albümler mi?

bir gün zara’nın programına katıldığımda modacısı, kuaförü falan vardı. çok da beğenirim kendisini. ben de arkaya gittiğimde turan ağabeye şöyle bir espri yaptım: ‘22 yıldır şu kurumdayız da bir elbisemizi taşıyanımız olmadı.’ dedim. gerçi programlara gittiğimizde gençler hemen çantanı taşıyalım, falan diyorlar ama izin vermiyorum. şimdi taşıyacak kadar gencim. kimse benim valizimi taşımak zorunda değil. ne zaman yaşlanırım, 60 yaşıma gelirim, o zaman elimden de tutacaksın, çantamı da taşıyacaksın.

hayatlarının tamamını kamera önünde yaşayan bir magazin dünyası var. böyle bir döngüye girmek miydi sizi korkutan?

ben özgürlüğü seçtim. belki çok param olmasın ama birileri beni yönetmesin istedim, içimde bir baskı olmasın istedim. hayatımı kendim şekillendirmek istedim.

internet ortamında bir fan kulübünüz var. sizinle diyaloğa geçtiler mi?

ben henüz onlarla görüşemedim. ama beni görmeye geleceklermiş. hatta nerede çekildiğimi hatırlayamadığım fotoğraflarımı koymuşlar siteye. sağ olsunlar. onlara da teşekkür ediyorum. beni sevmeleri de büyük mutluluk ama türküleri sevmeleri çok önemli. ben emeğin karşılığını göreceğine inanıyorum. maddi olmasa da manevi anlamda. zaten manevi karşılık çok çok daha önemli. belki popüler olmadık ama bir konservatuar öğrencisinin, aysun ablasını örnek aldığını bilmek kadar büyük bir mutluluk vermez zaten hiçbir şey.

yeni nesil türkücüler arasından beğendikleriniz var mı?

zara’yı çok beğeniyorum. keşke piyasadaki herkes zara gibi olsa. donanımlı bir sanatçı. yüreği de güzeldir zara’nın. sevcan orhon var. türküleri doğru ve güzel yorumlayan bir sanatçıdır kendisi. bir de onur şan, adile karatepe ve zeynep başkan."

http://pazar.zaman.com.tr/?bl=9&hn=1709
z3yn3p z3yn3p
herkesten farklı bir etki oluşturan sanatçı. şöyle ki aysun gültekin tarafından söylenmiş türküler bir başkasından dinlediğinde sıradan ve yavan gelmektedir hatta daha türkünün yarısına gelmeden kim söylerse söylesin "bu türkü böyle mi söylenir", denilip kapatılmakta you tube' da aysun gültekin'in sesinden aratıp dinlenmekte ve "oh be!"denmektedir.
yandım yandım
hemşerim , tanışım olan yüreği geniş mükemmel sesli insandır.
o türküyü okuyunca insanın aklında gönlünde ne varsa siler süpürür.
burnunuz sızlar,gözleriniz dolar.dertsizi dertli eder.