aytaç ünsal

1 /
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"sana bu
mektubu
içine yüreğimden başka bir şey katmadan
yolluyorum."

nazım hikmet

"merhaba!

nasılsın? sana kendimi anlatmak istedim. ölüm orucunda olan bir avukatı tanımak istersin diye düşündüm. bu hikayenin içinde bir avukatın ölüme yürüyüşünün nedenleri vardır. ve aslında bu hepimizin hikayesidir."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle başlıyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"memur bir ailenin tek oğluyum aynı zamanda tek çocuğuyum. memur çocuğu olmak demek bir yandan hiçbir yerden olmamak bir yandan anadolu olmak demektir. çünkü doğduğun yer farklıdır, büyüdüğün ve kendini bildiğin yer farklıdır. benim için de böyle oldu."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"annem denizli acıpayam babam adana kozanlıdır. ama ben antakya'da arap bir ebe eşliğinde dünyaya geldim. hakime bir annenin oğluyum. yargı mekanizmasına vakıf olmak insana çocukluktan beri hak, hukuk ve adaleti öğretiyordur gibi düşünülebilir. oysa benim çocukluktan itibaren adaletsizliği tanımamı sağlamıştır. çocukluğumda bile sınıfsal farkları gözümün önünde somutlamıştır. babam ise orman mühendisiydi. birçok kez orman müdürlüklerinin lojmanlarında kaldık."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"antakya'da çok küçüktüm. ama halkın hayatı tüm çıplaklığıyla karşımdaydı. kaldığımız lojmanda zaman zaman zeliha isminde genç bir kız bana bakmaya geliyordu. bana bakarak, anneme yardım ederek para kazanıyordu. nusayri, yoksul bir ailenin kızıydı. güzel bir arap şivesiyle türkçe konuşuyordu. kendisi hayatı henüz tanımayan zeliha benimle birlikte yaşamı öğreniyordu. ve zeliha'nın annemin eski kıyafetlerini giymek zorunda kalan yoksulluğuna tanık oldum."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"bizimle aynı binada oturan bir orman işçisinin oğlu vardı. adı mustafa. benimle yaşıt ama benim gibi değil. çünkü ben etrafımda kimse olmadan sokağa çıkamam ama mustafa sokaklardadır. benim üç tekerlekli bisikletim vardır ama mustafa taşlı yollarda koşar. ve yalın ayaktır. benim gibi yeni spor ayakkabıları yoktur. ve mustafa benden farklı olarak hep açtır. yalın ayak taşlı yollarda koşturan 4-5 yaşlarındaki bir çocuğun açlığına orada tanık oldum. ve haşlanmış yumurtalarımı düzenli olarak onunla paylaşmayı ilk kez orada öğrendim."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
ofansif sol bek ofansif sol bek
türkiye'de muhalif olmanın bedelini hapisle, uyduruk örgüt davalarıyla ödeyen, adil yargılanmak için son çare olarak ölüm orucu eylemine başlayan ve günden güne ölüme yaklaşan avukat. insanların adil yargılanabilmek için ölüm orucuna girdikleri bir ülke. ne korkunç bir distopya!

kendisiyle aynı durumda olan bir başka avukat için:

(bkz: ebru timtik)
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"bir sonraki durağımız çanakkale'nin küçük ve sevimli ilçesi bayramiç'ti. vatanın cennet haliydi bayramiç. tıpkı antakya gibi anadolu'nun zenginliğiydi. çingene halkıyla türk halkı iç içe yaşıyordu. burada da benimle ilgilenen, eve temizliğe yardım eden genç bir kız vardı. bu sefer adı berna'ydı. ve bu kez nusayri değil ama çingene'ydi. ama aynı yoksulluk ama aynı emekçilikti. bu kez oyun arkadaşım ise türk sünni islamcı bir ailenin oğlu ismail'di. sık sık ziyaret ettiğim başka arkadaşlarım da vardı. orman işletme'de çalışan işçiler bazı öğle aralarında barınaklarının yanına mangal kurup 'boklu balık' yaparlardı. çanakkaleliler içi temizlenmeden pişirilen sardalya balığına bu adı verirler. tabii mangalın kurulduğunu beş duyumla tespit ettikten sonra kasap önünde dolaşan kediler gibi etraflarında dolanmaya başlardım. fark edip hemen yanlarına çağırırlardı. ve bir süre sonra bu mütevazı mangal partisinin bir üyesi haline gelmiştim. doğallığı, içtenliği, sıcaklığı, o insanlar arasında tanıdım."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"çanakkale'den sonra iç ege'ye doğru yola çıktık. uşak'taydık. artık ilkokula da başlamıştım. ve tanıklıklarım artarak devam etti. ilkokulda bizim gibi bürokrat devlet memuru çocuklarının nasıl kayırıldığını bizzat yaşadım. en yakın arkadaşım yavuz isminde konyalı bir işçi çocuğuydu. okulun büyük çoğunluğu bu işçi ve çiftçi çocuklarından oluşuyordu. onlarla aynıydık ama bir yandan da birbirimiz gibi değildik. başka bir sınıfta okuyan mehmet diye bir arkadaşım vardı. önlüğü yamalıydı. yakası kız öğrencilerinin yakasına benziyordu. ailesinden harçlık alamadığı için teneffüslerde simit alamıyordu. bunu görünce eve dönünce anneme ağlamıştım. ve sormuştum 'neden? neden o öyle?'. çünkü bu yaşadıklarım annemin bana okuduğu diyet, gönen gibi ömer seyfettin hikayelerindeki hak ölçülerine uymuyordu."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"annem de açıklamaya çalışıyordu. ve 'sen de ona simit ayran alabilirsin' diye tavsiyede bulunuyordu. bir gün okulun serseri çocuklarından biri mehmet'i aşağılamaya ve ona sataşmaya başladı. deliye döndüm. çocuğun üzerine atılıp yere düşürdüm ve tekmelemeye başladım. mehmet'in yaşadıklarının hesabını soruyordum sanki. durmuyordum, öfkemi boşaltıyordum. zor aldılar çocuğu elimden. sonra öğretmenim sınıfın önünde beni tahtaya kaldırarak yaptığımın hesabını sormuştu. 'neden yaptın?' diye sorunca, 'çünkü o benim kardeşim' demiştim. öğretmen tek çocuk olduğumu bildiği için şok olmuştu. 'nasıl yani mehmet ünsal mı onun adı?' demişti. o kadar sahiplenmiştim ki annemi arayıp 'aytaç'ın kardeşi var mı?' diye sormuştu. vardı! o benim kardeşimdi... bir çocuğun yaşadığı ezikliğe ve arkadaşım yavuz'un bodrum katındaki küf kokulu izbe işçi evine orada tanıklık ettim."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"ardından üniversiteye kadar kaldığım izmir'deydik. artık izmir'de bu sınıf farkları benim aklımın alamayacağı kadar fazlaydı. gittiğim lise karışıktı. zengin ailelerin çocukları da vardı ama büyük ölçüde yoksul halk çocuklarının okuduğu bir yerdi. liseye başlayana kadar izmir'deki en iyi arkadaşlarım apartmanın kapıcısının çocuklarıydı. hep onların evindeydim, onlar da sık sık bizdeydi. kendimi hep orada, işçilerin, halkın yanında daha rahat hissediyordum. zenginlerin arasında o kasıntı, ilkel bireycilik, gösteriş beni boğuyordu. lisede bunu çok kez deneyimledim."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"türk sünni bir ailede yetişmiştim. özellikle baba tarafında kozan'da mhp'nin etkisi yoğundu. annemin babası, dedem süleyman demirel hayranıydı. ben de politik biri olmamakla birlikte bu gerçeklik dışında doğru düzgün bir şey görmemiştim. lisede yaşadığım bir olay bana tüm bunları sorgulatmıştı. bir sınıf arkadaşım vardı yusuf adında. mardinliydi, kürt'tü. tarih dersine gelen öğretmen bir gün yusuf'u kaldırdı ayağa 'söyle bakalım yusuf, sen arap mısın, kürt müsün, türk müsün?' diye sordu. yusuf 'kürt'üm' deyince 'sen dersimden kaldın!' dedi. şok olmuştum. neydi bu şimdi. ülkemizin gerçeğiydi ve ben de bu gerçekle lisede yüzleştim. yurtta kalan, dolmuş parası olmadığı için her gün okula kilometrelerce yürümek zorunda olan, bundandır ki sınıfta uyuklayan arkadaşlarımın gerçekliğinde yüzleştim. tek maaşla ayakta kalmaya çalışan ve her gün makarna pilav yemek zorunda olan ailelerin gerçekliğinde gördüm."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"ankara'ya üniversite okumak için gittiğimde hukuk fakültesinde okuyan öğrencilerin çoğu durumu iyi olan ailelerin çocuklarıydı. milyonların bu gerçeğinden çok uzaktılar. hani türk filmlerinde der ya başka dünyaların insanlarıydılar. gündemleri, dertleri çok başkaydı. rahat değildim, mutlu değildim. benim alışkın olduğum, açık, samimi, sıcak, 'haklı ve doğruyu' çocuk gibi kabul eden, ağız dolusu gülmeyi bilen, zor zamanda omuz başında biten, mert insanlarımın ilişkileriydi. ben zeliha'yı, mustafa'yı, berna'yı, ismail'i, mehmet'i, yavuz'u, yusuf'u arıyordum. sanki onlar bir anda kaybolmuş gibi hissediyordum."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
1 /