aytaç ünsal

2 /
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"sonra halkın hukuk bürosu'nu tanıdım. ve anladım ki aslında onlar her yerdeler. hem de milyon milyonlar. onları yeniden buldum. katıldığım cansel malatyalı direnişinde tanıdım onları. kazova işçilerinin yanında tanıdım. kınıklı maden işçilerinde gördüm. halkın hukuk bürosu avukatı olan sevgili eşim didem'de buldum onları yeniden. onları bir kez daha bulduktan sonra da asla yalnız bırakmadım. soma'da karnındaki bebekleri yetim kalan kadınları, ermenek'te ayaklarında çarık olmayan ve çocuklarını çamura gömen ana babaları, berkin elvan'ı, hasan ferit gedik'i, dilek doğan'ı, sıla abalay'ı savunmak ilkokuldaki mehmet'i savunmak demekti. ve ben o mehmetleri asla savunmasız bırakmadım. hayatımın en mutlu zamanlarını halkımı savunurken yaşadım. hayatı ve halkı savunurken, hayatı ve halkı tanıdım. çocukluğumda yaşamı zeliha'dan, mustafa'dan, mehmet'ten, işçilerden öğrenmiştim. halkın hukuk bürosu ise bana yaşamı gerçek anlamda öğretti."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"kınıklı işçiler, kazova işçileri, cansel malatyalı, türkan albayrak, her yerde direnen tayad'lılar, özgür tutsaklar, vatan sevme ustası devrimciler, burada adını sayamayacağım kadar çok olan müvekkillerim, eşim, sevdam, didem'im bana gerçekten yaşamanın ne olduğunu öğrettiler. vefayı, bağlılığı, dayanışmayı, paylaşmayı, sevgiyi, güveni iliklerime kadar yaşadım. ve çok büyük rahatlıkla 'yaşadım' diyebiliyorum."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"şimdi bana tüm bunlardan vazgeçmemi dayatıyorlar. işçileri, köylüleri, anadolu halklarını savunamazsın diyorlar. halkın hukuk bürosu'nda avukatlık yapamazsın diyorlar. önümüzdeki 10,5 yıl boyunca didem'i göremezsin diyorlar. halka, vatana ve sevdama, mesleğime yasak koymaya çalışıyorlar. ama bunlar öyle hemen vazgeçilebilecek, değersiz şeyler değildir. 'neyse, yapacak bir şey yok' diyecek kadar basit değildir. bana hayatı öğreten, emeğiyle beni insan haline getiren halkımdan, anadolu'mdan asla vazgeçmem. ölürüm ama vazgeçmem."

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"işte benim yolculuğumun hikayesi böyledir. dün hayatımda olan mustafa bugün de vardır. şimdi kırıklar 1 no'lu f tipi hapishanesi'nde 300'lü günlerine geliyor. ölüme koçakça direniyor.

simit yiyemeyen mehmet bugün 30 kilo kalmış ibrahim gökçek'tir. ve ben onların çocukluğumdan beri ailesiyim. ve ben onların çocukluğumdan beri avukatıyım. ölürüm ama onları savunmaktan vazgeçmem!"

5 nisan 2020 tarihli mektubu böyle sona eriyor.

not: ölüm orucundaki mustafa koçak 24 nisan'da, ibrahim gökçek ise 7 mayıs'ta hayatını kaybetti.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"aile olarak karşı koymalarımıza rağmen kendisine yapılan hukuksuzluklar ve adil yargılanma talebiyle 3 şubat'ta süresiz açlık grevine başlamıştı. hem doğum günü hem de avukatlar günü olan 5 nisan'da anne olarak dilim varmıyor, içim yanıyor ama bu grevi maalesef ölüm orucuna çevirdiğini öğrendik.

aile olarak o an, tam da yıkıldığımız andı. bu anlatılamaz...

ataol bey, oğlum henüz 32 yaşında ve tek çocuğumuz. dosya yargıtay'da ve 4 aydır ele alınmıyor.

her ziyaret edişimde eridiğini gördükçe içim kan ağlıyor. bugün itibarıyla ölüm orucunun 110. gününde, durumu her geçen gün kritikleşiyor.

yardımlarınızı bekliyorum.

saygılarımla

emekli hâkim nermin ünsal"

annesinin ataol behramoglu'na gönderdiği ve behramoğlu'nun da 27 mayıs 2020'de cumhuriyet gazetesi'ndeki yazısında yer verdiği e-posta iletisi.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"bizler yargılandığımız davada hukuksuzluğun son bulması için ölüm orucundayız. adalet istiyoruz." [ . . . ]

"[ölüm orucunda yaşamını yitiren helin bölek, ibrahim gökçek ve mustafa koçak'ın adil yargılanma hakkı için ölümü göze almak gerektiğini gösterdiklerini belirten aytaç ünsal, ekliyor,]

halk olarak direnme hakkımızı canlarıyla korudular.

baskı ve yasaklar kuşatmasını kırdılar. onların avukatları olarak bizler taleplerinin kabul edilmesi, yargılandığımız davadaki hukuksuzluğun son bulması için ölüm orucuna devam ediyoruz. halkın hukuk bürosu üzerindeki baskıların kaldırılmasını istiyoruz." [ . . . ]

"avukat halit çelenklerin, niyazi ağırnaslıların, fuat erdoğanların öğrencileri olarak halkımız, vatanımız ve adalet için ölmeye hazırız. adil yargılanma hakkı için iki avukat ölürken sizler ne yapacaksınız?"

cumhuriyet gazetesine gönderdiği ama seyhan avşar'ın 5 haziran 2020 tarihli haberinde sadece alıntılar yapabildiği tamamı yayımlanmamış mektubundan.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"dostlar ki bir kere bile selamlaşmadık,
aynı ekmek,
aynı hürriyet,
aynı hasret için ölebiliriz."

nazım hikmet

"daha önce size çocukluğumdan bugüne direnişimin hikayesini anlatmıştım. gördüm ki, duydum ki ve hissettim ki yüreklerinize misafir ettiniz beni. sanki yıllar sonra buluştuk. ne etrafımdaki duvarlar, demir kapılar, parmaklıklar ne de jiletli teller, kilometreler kavuşmamıza engel olabildi. uzaklarda yaşayan tanımadığı ailesiyle yıllar sonra karşılaşınca bir çocuk nasıl heyecanlanır değil mi? ben de öyle heyecanlı ve mutluyum şimdi. çünkü aileme kavuştum, büyük halk ailesine."

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle başlıyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"aslında aynı yerde yaşıyoruz ama birbirimize yabancı hale getirilmişiz. kızıyoruz birbirimize ama neden kızdığımızı bilmiyoruz. asıl suçluları görmeyerek birbirimizi suçluyoruz. aslında her birimiz değerlerimize sarılarak onurlu yaşamaya çalışıyoruz. ama 'insanlar çok bencilleşti.' diye düşünüyoruz. aynı durumda olup, aynı şeyi düşünen milyonlarız. fakat kendimizi yapayalnız hissediyoruz. peki, kim bizi böyle birbirimize yabancı hale getirdi? cevap karmaşık değil."

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"oysa aynı evde yaşıyoruz. büyük evimiz anadolu'muz. ve bir aile ortak amaçlar için yaşar, aynı hayatı yaşar. yaşamak için çalışır, zorluklar karşısında birlikte çaba sarf eder, hayatı paylaşır. birbirine bağlıdır ailenin üyeleri ama birbirinden çok farklıdır. biz de böyle değil miyiz? belki bazılarınız akp'ye, mhp'ye, chp'ye, hdp'ye oy verdiniz, ne fark eder? bu bizi birbirimizden farklı yapıyor mu?"

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"yaşamak için çalışmıyor muyuz? aynı patronlar, zenginler emeğimize el koymuyor mu, kursağımızdan çalmıyorlar mı? uyuşturucuyla, yozlaştırma araçlarıyla onursuzlaştırılmaya, aşağılanmaya çalışılmıyor muyuz? inancımızda, geleneklerimizde, kültürümüzde değerli gördüğümüz şeylerle temiz kalmaya çalışmıyor muyuz? insan gibi yaşamak, mutlu olmak istemiyor muyuz? aynı ailenin üyeleriyiz. farklarımız aile içindeki farklarımız gibidir, güzelliklerimizdir."

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"işte böyle bir aileyiz biz, tanıştık şimdi. artık milyonlarca babam, annem, kardeşim, oğlum ve kızım var. küçük çekirdek ailenizde babanıza, annenize, çocuklarınıza, kardeşlerinize zarar geldiğinde ne yaparsınız? paniklersiniz, üzülürsünüz, canınız yanar, zararın boyutuna göre sinir krizleri bile geçirirsiniz değil mi? şimdi benim için, bizim için böyle hissediyorsunuz belki. emin olun çok ama çok değerli duygularınız."

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
ofansif sol bek ofansif sol bek
adaletin "tuzu kokmadı", çürüdü!

adalet sistemi ile ilgili yapılan sohbetlerde bir dizi söze, deyime referans yapılır. bunlardan en çok başvurulanlardan biri "et kokarsa tuzlanır, peki ya tuz kokarsa?" sözüdür. "adil yargılanma" talebi ile 209 gündür ölüm orucunda olan ebru timtik ve yine aynı talep ile 178 gündür ölüm orucunda olan aytaç hakkında istanbul 37. ağır ceza mahkemesi'nin vermiş olduğu son karar adalet sisteminin "kokmaktan" öteye giderek resmen çürüdüğünü açıkça ortaya koymuştur.
istanbul 37. ağır ceza mahkemesi, adli tıp kurumu'nun "hapishanede kalmaları uygun değildir" raporuna rağmen, tahliye talebini reddetmiş, bu iki hukukçunun hastaneye sevkine karar vermiştir. bu karar yasaya, teamüllere ve hukuka son derece net bir biçimde aykırıdır! üstelik mahkeme bu kararla yetinmemiş, ayrıca, "hastane koşullarında tıbbi takip ve tedavilerinin ivedi olarak sağlanması hususunda gereğinin ifası için istanbul cumhuriyet başsavcılığına müzekkere yazılmasına" diyerek ek bir karar daha vermiştir. bu da yine hukuka, özellikle uluslararası hukuka bütünüyle aykırıdır! zira bu son ifade açıkça "zorla müdahale"nin önünü açmaktadır. oysa açlık grevine ve ölüm orucuna müdahale dünya tabipler birliği'nin 1970 tarihli tokyo bildirgesi ve 1991 tarihli malta bildirgesi'ne göre yasa ve etik dışıdır!
kamuoyu şunu çok iyi bilmelidir ki; ebru ve aytaç'ın talepleri artık onların şahsi veya grupsal talepleri olmaktan çıkmıştır! en sıradan haklardan birisi olan "adil yargılanma hakkı" bugün sadece avukatların değil, işçi sınıfının, kürtler başta olmak üzere ezilen halkların ve onların temsilcilerinin, ezilen mezheplerin, kadınların, ezilen ve sesini yükseltmekte ısrar eden tüm kesimlerin sorunudur! sistem bunu bildiği için en başta bu hakkın savunucuları olan avukatları hedef tahtasına koymuştur! sıra, adım adım zaten anbean mağdur edilmeye devam edilen bu kesimlere de gelecektir! o yüzden savunma onurunu ve bayrağını yukarıda tutmaya çalışan avukatlar "şanlı devletimizin emniyet kuvvetleriyle uğraşma" yazan pusulalarla ölümle tehdit edilmekte, şiddete maruz kalmakta, baro başkanları kendi şehirlerinde "biz devletiz" sözleriyle gözdağı ve "şov" amacıyla gözaltına alınmaktadır.
yapılması gereken öncelikle ebru ve aytaç'ın tahliyelerini sağlamak için başta baro başkanları olmak üzere bütün baroların, hukuk örgütlerinin ayağa kalkması, genel anlamda "adil yargılanma hakkı" için ise bir bütün olarak tüm sendikaların demokratik kitle örgütlerinin de her an kendilerini de tehdit edebilecek olan bu saldırılara karşı birleşerek sesini yükseltmesidir.
"anlatılan", yarın sistemle hukuki arenada da karşı karşıya gelecek olan herkesin, her kurumun "hikayesi"dir!

gercekgazetesi.net
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"fakat benim direnmemin nedeni de aynı düşünce ve duygular biliyor musunuz? siz sürekli zarar görüyorsunuz. inançlarınızı, dini duygularınızı sömürüyorlar. cebinizden, kursağınızdan çalarak aç bırakıyorlar sizi. yemek artığı alırım diye sokaklarda dolaştırıyorlar. çöp kutularını karıştırmak zorunda kalıyorsunuz. eleştirdiğiniz, düşüncelerinizi söylediğiniz için hapislere atılıyorsunuz, eziliyorsunuz. borçlar, banka kredileri altında çaresiz bırakıyorlar sizi. bir yandan da yaşadığımız evimiz, anadolu'muz ateşe verildi cayır cayır yakılıyor. insan ailesine zarar verilirken, kendi evi yanarken öylece durup izleyebilir mi?"

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
a shakespearean atheist a shakespearean atheist
"ne mutlu ki bize hepimize ait olan bir halkın avukatlığı geleneğimiz var. halkın avukatlığı değerli sanatçımız münir özkul'un yaşar usta karakterindeki gibidir. şimdi zenginler karşısında haykırıyor: dokunma aileme! dokunma sevdiklerime!"

gazeteduvar'ın 9 temmuz 2020'de yayımladığı mektubu böyle devam ediyor.
2 /