babam

1 /
sayenizde sayenizde
serdar erkul'un şiiriyle,

babam, uykunu böleceğim ama seninle konuşmak istiyorum.
uyan baba, uyan! bak sana neler anlatacağım.
başucuna gelip sana böyle haykırdığımda gözlerini açıyorsun biliyorum.
beni dinliyor, belkide bana birşeyler fısıldıyorsun
biliyorum.
ama gücüm, ne toprağı yenip gözlerine ulaşmaya yetiyor,
ne de fısıltılarını işitebiliyorum.
yarın 18 şubat.
sen gideli 6 sene oldu.
bana ''elveda'' demeden ilk gidişin.
bizleri öpmeden kapıdan ilk çıkışın.
''gelirken alayım, bir şey lazım mı'' diye sormayı ilk unutuşun.
kravatını bile takmamıştın bu sefer.
nereye gittin ki bu kadar önemsizleşti alışkanlıkların.
soğuk mu baba oralar?
güneş bir nebze olsun dokunur mu gözlerine?
of...of...gözlerin beni çıldırtıyor.
en uzun, en anlamlı nutukları gözlerinden okudum hep.
hala evimizin duvarında bana neler anlatıyor neler...
bir sen daha vardı gözlerinde senden öte.
bari biriniz kaldınız benimle çok şükür.
altı yıldır damarlarımda kaç tur attın kimbilir,
sen damarlarımda dolaşıyorsun.
ikimiz bunu biliyoruz ya, bu da yeter.
babam buraları hiç merak etme.
tanrının toprağın altındaki loşundan daha karanlık bu dünya.
bizim evde bir ben kaldım.
iki delikanlı da üniversiteyi bu yıl bitiriyorlar.
nasıl asiller, nasıl senin oğlun olduklarını anlatıyorlar.

her attıkları adımda bilemezsin.
yarın üçümüz de geleceğiz başına.
birde, sakın telaşlanma, bu üç kardeş hep elele ve tek yumruk
ne güzel dostların var babam.
sana her geldiğimde kimin koyduğunu bilmediğim çiçekler buluyorum
küçük bahçende.
bizi arayıp soruyorlar, birileriyle tanıştırırken,
''yeğenim'' diye hitap ediyorlar, ''sadığımın'' kızı.
seni anlatıyorlar sonra
'tam bir ankara delikanlısıydı'' diyorlar.
övüyorlar övüyorlar...
yine söylüyorum ''sen sağken de badem gözlüydün babam''
yüksek dağlardaki uzak ağaç görüntülerine,
bulutların karmaşasına,
dalgalara, yakamozlara, guruplara.
gece uzaklardan gelirken,
yol kenarlarındaki çalıların garip şekillenişlerine.
minicik bir hareket eder mi diye duvardaki resmine,
uyumak üzereyken gelen tıkırtıyla irkilip
evin dört köşesine bakıyorum hep.
karşıma çıkarsın diye.
lanet olsun, yoksun!
bir gece rüyama gir baba, kucakla beni, ıslak ıslak bir öp be!
çok özledim, çok özledim anlıyor musun?
çok özledim.

********

babanın acısını tatmış olanlara...
1
mnemosyne mnemosyne
dilimin dudaklarımın söylememe bir türlü izin vermediği,boğazımda düğüm sözcük..akıtamadığım gözyaşım,dolu dolu özgür bırakamadığım kahkaham,hayatımdan derin bir iz bırakarak geçip gitmiş,elime asırlar gibi dolu yaşanmış yıllar bırakan kahramanım..
streser streser
9 yaşımda terkettiğim ve hayatım boyunca kimseye söyleyemeyeceğim tek kelime.

kralım, tanrım, ilahım...hayatımdaki ilk aşkım...

hala uzak bir yerlere gittiğine, bir gün hiç birşey olmamış gibi döneceğine inanıyorum. bu şekilde ayakta kalabiliyorum.özlüyorum seni, çok özlüyorum babam...
migelo migelo
sizli bizli formatta bir kelime değil mi bu hafız? herhalde çoğu yazarın duygusal bulmasından ötürü bir şey denmemiş. eğer tersi olsaydı, yani babanızla çok problemli olup, ou hiç sevmeseydiniz şöyle diyebilirdiniz:"o senin baban. benimki yok."
1 /