bad trip

1 /
easy company easy company
halusinojenik bir ilaç (özellilkle `lsd) kullandıktan sonra yaşanan kötü tecrübeler.
genel olarak; panik, bilinçaltı korkularının yüzeye çıkması, intihara veya cinayete meyil, delirme veya normale dönememe korkusu, kendinin veya etrafındakilerin hızla yaşlandığıni görme vs... şeklinde zuhur eder...
1
iett iett
zevk vermesi, kafa yapıp rahatlamak için alındığı iddia edilen uyuşturu maddelerin ters tepmesi durumudur.
kendini donmuş olarak hissedip ellerini kaynar suya sokmak; kendini portakal sanıp eline bıçak alıp portal yerine kendi derisini bıçakla soymak veya uçtuğuna gerçekten inanıp pencereden atlamak duyduklarım arasında en ilgincleridir.
uyuşturucu kullanan insanı uyuşturucan soğutacak kadar kötü şeylere tanıklık edilindiği söyleniyor.
adı bad ama etkisi good aslında.
geber marla singer geber marla singer
bazen mutlulukla karşılanabilen bir şeymiş bu. bunu da ilk defa dün gece yaşadım.

2 yıl önce yoğun bir anksiyete panik hastalığı yaşamış ve yoğun bir ilaç kullanımından geçerek itinayla kimyasallarca düzülmüş birisi olarak, ilk başta bunu küçük bir panikatak krizi sandım. uzun zamandır olmuyordu aslında, fakat sekansta oturmuş daha 3. biramın ortalarına gelmişken beynime sıçrayan kanla ve aklıma gelen o karanlık buhran dolu düşünceler ve paronoyalarla bunun basit bir panik atak değil, tam tersine çığrından çıkarak üstüme sıçramak üzere olan bir bad trip olduğunu fark etmem önce beni korkuttu oturduğum yerde.

aslında hala hiçbir anlam veremiyorum. ot veya şeker tarzı bir şey kullanmayalı 2 sene oluyor. iş nedeniyle düzenli uyuyup kalkmak zorunda kaldığımdan, veya yine iş dolayısıyla eskisi gibi çok alkol alamadığımdan ve allah kahretsin ki eskisi gibi fazla yalnız kalamadığım şu son 1 yılın sonucunda durduk yere bad trip yaşamam alakasızdı. en son bad trip yaşayalı nerdeyse 2 yıl oluyordu..

ama heyecanlıydı.

yalnız bu kez pek bi yaratıcı oldu tribimin ana konusu.

bi anda geldi işte.

3. biranın sonuna doğru..

bir anda yerleşti aklıma o düşünce; 3 yıl önce, kıbrıstaki yurt odamda en büyük panikatak krizimi yaşadığım, ve gecenin 3'ünde kendimi camdan atmamak için zor durdurduğum ve ertesi günü okulu temelli bırakarak ilk uçakla ankaraya temelli döndükten sonra hayatımın korkunç bir cehenneme dönmesinin dün gece o trip sırasında kesin olarak kafama yatmış bir nedeni vardı;

3 yıl önce, ben o gece aslında, o tribal panik atak krizi sırasında camdan atlamış ve ölmüştüm.

hayatımın her gününün böylesine ızdırap dolu olmasının nedenini şimdi çok iyi anlıyordum. hayatımdaki hiçbir şeyi değiştiremememin, her günün aynı olmasının, her şeyi kaybedeşimin tek nedeni vardı; ölmüştüm ve dinciler haklı çıkmıştı; mezarımda, her günün bir öncekinden daha kötü olduğu bir kabir azabı çekiyordum.

"daha 3. biran bitti lan, iyi misin?" diye soran bahadırın şaşkın bakışları altında soğuk terler dökülen alnım ve gerçeklik duygusunu yine kaybetmiş ve başta bizzat kendim her şeye yine eskisi gibi korkutucu bir derecede yabancılaşmış gözlerim ile sekanstan kalkıp saçma bir yerlere doğru yürümeye başladım.

ölüydüm lan ben!

dahası var mı işte?

o an öldüğüme yemin edebilirdim, yemin edebilmenin ötesinde bir kesinlikle emindim aslında buna.

o an başım iyi döndüğü ve sokakta kendimi sağlam kaybettiğim için her şeyi yazmam tam mümkün değil, lakin, ciğerlerimi sıkan bir nefessizlik ve yine 2 yıl önce ilaç yardımıyla silmeyi başardığım o büyük ve kendim adına efsanevi kabul edebilebilecek çıldırma hissi yine gelmişti ve ben sürekli kendime "nasıl daha önce fark edemedim bunu? o gece öldüğümü nasıl fark edemedim?" derken, 3 yıl önce o yurt odasında nasıl ölmüş olduğumu hatırlamaya çalışıyordum. bunu düşündükçe bestekar sokağın karanlık kaldırımlarında hıçkıra hıçkıra ağlıyor oluşum ve tam 3 yıl önce öldüğümü düşündükçe daha da çıldıracak gibi oluşum ve üstümü başımı yırtıp kendimi önümden geçen arabalardan birisinin altına atmamak için zor tutuşumsa ayrı bir savaş konusuydu.

ölecek insan mıydım bilmiyorum ama, iş fazla uzamadan kendimi eve atmak ve çabuk uyumayı başarmak tek karım olmalı.

"bazen mutlulukla karşılanabilen bir şeymiş bu" demiştim yazının başında.

dün gece o an belki bir kabustu evet ama, uzun zaman sonra beynimi sikip atmış olsa da hard core hastalıklı bir şey hissedebilmiş olmak güzeldi.

çalışmak ve hayalleri unutmak arasında hissizleşen bir ruha yaşadığını hissettiriyor sağlam bir bad trip.

3 yıl önce o odada gerçekten intihar etmiş olabilir miyim?

orasından şimdi o kadar da emin değilim ama bundan sonra uzun bir müddet aklımda bu büyük bir soru işareti olarak kalacak.

belki de 3 yıl önce öldüğüm, ve şu anda arafta olduğum ve bu yüzden hiçbir şeyi değiştiremediğim, söylemek istediklerimi söyleyemediğim, yapmak istediklerimi yapamıyor olmam, bir cinnet anında gerçekten yanlışlıkla keşfettiğim bir gerçekti belki de.

ek: değinmeyi unutmuşum. bu yaşadığım bad tribin önceden yaşadıklarımdan daha sert ve korkunç olmasının asıl nedeni, bu kez gerçeklikle bağımın tamemen ilk kez kopmuş olmasıydı. ne kullanmış olursam olayim veya panikatak veya bad trip yaşasam da bugüne dek bunun farkında olurdum ve yaşadıklarımın kullandıklarımdan veya panikataktan felan olduğunu bilerek sakinliğimi korurdum. en sarhoş veya kafası güzel anında bile kafasının güzel olduğunu asla unutmayan ve aptalca bir şeyler yapmayacak şekilde otokontrolünü asla yitirmeyen birisi olarak, bugüne değin en korkunç tribal anlarda bile "depresyona tribe girdin, o yüzden bu korkunç şeyleri düşünüyorsun, sakinleşmelisin, bu düşündüklerin gerçek değil, -misal- en yakın arkadaşın sevgilinle yatmıyor, ayrıca sen mutfağa gittiğinde de sarılıp yiyişmediler, sakinleş" diyebilen birisi olarak, dün ilk kez gerçeklikle bağım bütünüyle koptu. o an, yani dün, 1 buçuk saat kadar 3 yıl önce öldüğüme gerçekten inanmıştım. tribe girdiğimi, tribin başında "allah kahretsin bu panik atak değil, bad tribe giriyorum sanırım" derken unutmuştum ve bad trip yaşadığımı ancak sabah uyandığımda anlayabildim. bu soluk kesici bir deneyim oldu işte o yüzden.

hoş değil, ama hala tribal buhranların içine girip orda keşfedilmesi gerekilenlerin keşfedilmesi gerektiğini düşünüyorum. gücüm var mı? eskisi gibi değilim. artık yok ne yazık ki gücüm.
çıpa çıpa
allah düşmanımın başına vermesin dediğim durum. bad trip diye facebookta bir yoruma öylece yazılmıştı bende google araması yaptım tabi hemen. karşıma içinde piramitler gözler olan karma karışık çizimler çıktı. herhalde masonlarla ilgili dedim sonra sözlüklerdeki girileri okudum ve çok farklı şeyler gördüm. gördüğüm şeyler benim için yaşanması durumunda hayatımın içine sıçacak şeylerdi. çünkü ben bazen banyoda dişlerimi fırçalamak için ayna karşısına geçerim ve bir anda bana bir şey olacağını zannederim biran önce oradan koşarak banyodan kaçmak isterim ama sonra evdekiler beni ağzı macunlu elinde fırça koşarak banyodan çıkarken görsün istemem ve kendimi bir şey olmayacak saçmalıyorsun diyerek sakinleştirir ve hızlıca dişlerimi fırçalayıp çıkarım. ve bu sanırım küçük çapta bir panik atak oluyor. eğer başıma büyük bir bad trip gelseydi ne yapardım bilemiyorum.
yok yok
yorulup, gerçeklik arayıp ona tutunmak istenilen an. o gerçeğin gerçekten güvenilir olduğuna inanmak zaman alabilir. gerçek olduğunu düşündüğünüze tamamen mantıkla yaklaşmaya çalışırken bir anda mantıktan kopup sil baştan mantık aramaya başlanabilir. bu durum sonsuz kez tekrarlanabilir. hissedilen-görülen gerçekliğe tutunup kurtulmak mümkün ama bunu başarmak biraz zaman alır.

"zombiler dışarıda ve buradan çıkarsam ölürüm.
neden?
zombiler evet... nedendi??
zombiler evet... çıkmıycam... neden???
zombiler evet... çıkmıycam ben bunu unutmıycam... neyi unutmuycam?
zombiler evet... çıkmıycam güvendeyim burada... nerede?
evet burası benim yerim tamam zombiler... burada mı nerede?
burada değil zombiler, güvendeyim burada, çıkmıycam... neden?
...
..."

(bkz: ben değil bir arkadaşım)
regina falange regina falange
magic mushroom yedikten sonra akabinde gelişen kafayı yeme durumlarına toptan verilen isim. tabii sadece mantar için olmadığını varsayıyorum, her türlü kafa yapan madde için geçerli olsa gerek. hiç çekici değil, cidden tam anlamıyla bad trip. bacağım nerede, bacağımı götürüyorlar diye bütün gece ağladım mesela. hayır kim senin bacağını nereye götürecek di mi, nasıl bir bilinçaltı yani bu? neyse kısaca olaylar, olaylar.
kuduz hektor kuduz hektor
insana bazen ortamdaki her şeyi ve herkesi siktir ettirip koşarak eve gitmesini, hayattaki en güvenli ve huzurlu yerin evinin olduğunu hissetmesini sağlayan trip.
serv i azad serv i azad
ayahuasca ya da ayahuska bir diğer bilinen adı,dmt,magic mushroom,lsd ve bu minvaldeki uyuşturucuların,etkisinin yükselişi sırasında ve akabinde yaşattığı korkutucu halüsinasyonlara verilen isimdir kendisi.

o an yaşanılan kafanın kötü üne sahip iki kelimecik bir tanımıdır.
kullandığınız uyuşturucu maddenin cinsine ve dozajına göre zincirleme bad tripler yaşamanız muhtemeldir mamafih zaman ve mekan kavramı tamamen yok olur.o vakit sayfalar dolusu tanımını yapabilecek bir bilince sahip olursunuz.elbette edinilen bu tecrübenin hafızadan silinmesi turşunun oluşma süresinden daha uzundur.


yabancı insanlar,yabancı ortam,kötü anılarla yüklenmiş veri tabanı,kapalı ve karanlık mekanlar defter,
depresif,pesimist ruh halleri de kalem olsun yazdırsın gitsin dediğim uyuşturucu etkisi.
minka minka
her şeyin yabancılaşması.zamanın, mekanın sizden bağımsızlaşması ve hatta sizi istememesi. yan odada sizi öldürmek üzere bekleyen bir grup insan olduğuna inanmak. yere basmadan yürümek. asla bundan çıkamayacağınıza inanmak. evrendeki her şeyin birleşip vücudunuza baskı yaptığını hissetmek, vücutta sıkışıp kalmak, hatta vücuttan çıkmak istemek. ruhun fiziki bağımsızlığını alıp dünyaya yayılmak istemesi.
blackflag blackflag
sanılanın aksine yalnızca saykodelik druglarla değil, basit bir ot içimiyle de girilebilecek durum. kişide ani değişiklikler görülür, 1 dakika önce sebepsiz yere ağlarken 1 dakika sonra kahkaha atabilir. geçmişinden çok alakasız bir şeyi hatırlayıp ona üzülebilir, paranoyaya bağlayabilir, her şeyden, en yakınındaki insan bile olsanız sizden, yüzünü yıkamaya götürdüğünüzde aynakadaki yansımasından korkabilir. bad tribe giren kişiye yapılacak olan en doğru şey onu sakin tutmaktır.
friedkrupp friedkrupp
yanlışlıkla içine düştüğüm durum. neyse efendim tribe başlamadan ramazanın ilk günü, evde tekim. balkonuma rakı, su ve yoğurdu koydum. rakı bardağa, üzerine su, ayrı bardağa su, kül tablası, sandalye yeter dedim. sonra salona geçerken yanımdaki masanın eğilmesiyle olaylar başladı. farkına vardım hemen ocağı kontrol ettim, musluklar, kapı tamam, dedim. sonra sürünerek rakı içmeye giderken buldum kendimi, içeceğim inatçıyım ya. balkona kadar emekledim sonra rakıya baktım sudan bir yudum aldım. ne rakısı önümü göremiyorum. balkonda nedense bir müddet misyoner pozisyonunda bekledim. sonra sandalyeye oturdum. ramazan olduğu ve balkonda rakı içilmeyeceğini anladım. arka bahçemdeki ağaçlar yeşil ve kırmızı renk almaya başladılar. manzaranın kat kat olduğunu görmeye başladım. en iyisi gözleri kapatmak, dedim içimden. gözlerimi kapattım. bir heykel renk değiştirerek bana doğru geldi, onunla bir müddet cebelleştim. korku hissiyatı artmıştı. en iyisi gözleri açmak, dedim ama o da ne heykel yine bana doğru geliyor. ananın amı diyerekten çaresizlik içinde buldum kendimi.

yatağa emekleyerek gittim. yattım ellerime baktım yeşiller, kendime bir küfür salladım, sürekli kuruduğum hissiyatı beni su içmeye sevk etti. yatak odam başka bir yere dönüşmüştü. en iyisi kendimi bir kontrol edeyim, dedim. aynanın karşısına geçtim gözlerimin ışığa duyarlılığına baktım lakin iyiydiler. kalp atış hızımı ölçtüm 130, 155 taşikardi, dedim o da güzel. ama vücudumun yan tarafı morlaşarak büyüyor. aynanın karşısından çekildim. birini aramam gerekli, dedim. cep telefonumu, deniz kenarında çakıl taşlarının arasında buldum ki daha sonra oranın mutfak olduğunu anladım. arkadaşımı aradım geldi. durumu izah ettim.

özetle, siz siz olun böyle şeyler yapmayın. hele depresyondayken asla. ben habersiz düştüm bu duruma, bir daha asla ve nakka.

edit: galapagostaki sülün kuşunun desen özellikleri ve sürüngenler ayrıca canis majorun evren dikkate alındığında o kadar büyük olmaması düşünülenler ve görülenler arasında.
1 /