bağlama

4 /
theokoles theokoles
hakkıyla çalanı hakkıyla dinlemek gerekir. çalabilsem birkaç kat daha mutlu olurdum belki ama en azından dinleyebiliyorum diyorum. tellerine vursunlar, o ses alıp götürsün insanı her nereye olursa. bir de güzel bir türkü ile süslendi mi bu şölen değme keyfime.
die geheimnisse des meers die geheimnisse des meers
babamın zorla başlatma çabalarına rağmen ilgimi çekmeyen enstürman. çalan çok iyi çalıyor da ne bileyim. evimizde öyle duruyor. trtdeki türk halk müziği sanatçıları da çok direttiler dedim benim göynüm piyanodan yana.
sıkılan adam sıkılan adam
işini iyi yaptığında ne yapıyorsan yap, mutlaka etkileyici oluyorsun. bu türküyü ilk dinlediğimden beri sanırım bir on sene gecmistir. arada cok daha iyilerini, farkli enstrumanlarin virtuozlerini dinleme sansina da sahip olmus olabilirim. ama bak, adam kendisini on sene sonra bile hatirlatip helal olsun dedirtebiliyor.

martin luther king'in sozundeki gibi isini iyi yapan herkesin elinden opmek geliyor icimden yasina bakmadan.


geçmiş zaman yolcusu geçmiş zaman yolcusu
nida tüfekçi'yi, mehmet erenler'i bilmeden bağlamayı tanıdığını iddia edenler var. halbuki bağlama dediğin erdal erzican'ın, arif sağ'ın, ismet topçu'nun, çetin akdeniz'in şov aleti haline getirdiklerinden başka bir şey. bir enstrümanı icra etmek, o enstrümanın gerektirdiği sesi çıkarabilmektir: bağlamayı alıp gencebay şarkısı çalacağım diye kılıktan kılığa sokana halk müziği sanatçısı denmez. bağlamayı şov aleti haline getirip türkülerin içeriğindeki isyanı, doğa sevgisini biçimsel birtakım şaklabanlıklarla bastırmak, tam da bir ustanın dediği gibi "kravatlı türkücü"lere, yeni dönem burjuvazi türkücülerine yakışır. mesela ruhi su da bağlamanın doğasına, geleneğine aykırı bir teknik geliştirmiştir; fakat asla bağlamayı türkünün önüne geçirmeye çalışmadı; asla bağlamasıyla şov yapmaya kalkışmadı; onun şovu türkülerinin sözleri, sesinin maharetindedir. bağlama bir eşlik aracıdır; aşıkların sözel kısımdaki maharetine eşlik eden bir fondur. ayrıca bağlama kısa saplı çöğürden de ibaret değildir. nida tüfekçi'yi, talip özkan'ı, mehmet erenler'i tanımadan bağlamayı tanıdığını iddia etmek büyük ironi doğrusu.

rahmetlinin üç tellisi varmış. neye kızdıysa artık, yere vurup kırmış. o zamandan beri ne eline bağlama almıştı, ne de benim bağlama çalmama hoş bakmıştı. ne edelim, insan bırakamıyor. fakat yıllardır çalarım, hala attığım trillerden hoşnut değilim. zaten bağlamadan bağlama sesi çıkarabilmek, maharet olan... bir çift turna gördüm durur dallarda'yı çalarken sürmeli mızrabı atabiliyorsan ancak, bağlama çalıyorum diyebilirsin.


4 /