bahçelievler katliamı

1 /
why georgia why georgia
yakın türkiye tarihinin yüz karası olaylarından biridir, gencecik 7 insanın türlü işkenceler sonucu öldürülmesi sonucunda faillerin yakalanması tabi ki her olayda olduğu gibi geç olmuştur, hiç değilse faili meçhul değildir ama neye yaramıştır bu o da bilinmez. bu olayın içinde adı geçen şahıslardan abdullah çatlı işlerini susurluk skandalı'na kadar devam ettirmiştir, haluk kırcı ise hala hayatta olmakla birlikte devamlı yanlışlıkla(!) tahliye edilip tekrar tekrar yakalanmıştır. fettullah gülen'le hapishaneden irtibat sağladığı bilinmektedir falan filan. nihayetinde gariptir, akıl almazdır, inanılmazdır. birileri ölüp gitmiştir, birileri de işlerini öyle veya böyle sürdürmüştür. bir kara leke de yıllardan beri üzeri beyazla boyanmaya çalışılmıştır. beyazın siyahı kapatacağına inanarak. misal daha dün gibi; çanağımızı çömleğimizi alıp, saat 9'da ışıklarımızı yakıp söndürdüğümüz, ellerde mumlarla yürüyüşlerin yapıldığı susurluk skandalı ne kadar mevzu bahis edilmekte? hadi o dava sonuçlanmadı! bu sonuçlandı da ne oldu. üstelik aynı elemanlara yıllar sonra başka bir senaryonun içinde rollerini bile vermiş birileri. garip, gerçekten garip...
itirazım var sayın yönetici itirazım var sayın yönetici
can dündar ve celal kazdağlı'nın yazdıkları ergenekon adlı kitabın girişinde savcılığa verilen bir ifadeden bahseder, ifade şöyledir;

"kapı açılır açılmaz içeri girdik. hepsini yere yatırdık. ne yapacağımız konusunda talimat almak için abdullah*a birini gönderdik. abdullah eter ve pamuk vermiş, 'hepsini tek tek bayıltıp öldürelim' demiş. dışarı çıkıp arabada bekleyen abdullah'la konuştum. 'evde öldürmek zor olacak. ikişer ikişer götürüp öldürelim' dedim. 'olur' dedi. iki kişiyi büyük reis'in arabasına bindirip eskişehir yoluna götürdük. müsait bir yer bulup ikisini de yere yatırıp kafalarına ateş ettik. geri döndük. böyle zor olacağını anlayınca abdullah, 'tek tek boğalım bunları' dedi. bir tanesini zorla boğdum. diğer dördünü de bu şekilde öldürmek zor olacaktı. arkadaşları gönderdim. sonra da sedirin üzerinde bulunan dört kişiye yakın mesafeden ateş ederek mermilerin hepsini boşalttım. silahı da götürüp abdullah'a verdim."

yukarıdaki ifade haluk kırcı'nın 17 kasım 1980 günü ankara sıkıyönetim savcılığı'na verdiği ifadedir.

büyük reis ve abdullah ismi ile bahsedilen kişi ise abdullah çatlı'dır.

haluk kırcı idama mahkum edilir ancak 10 yıl sonra "yanlışlıkla" salıverilir.

abdullah çatlı yakalanamadığın yargılanamaz. interpol tarafından aranırken 18 yıl sonra 3 kasım 1996 günü susurluk'ta ölür. o dönemler uyuşturucu kaçakçılığı da yapmaktadır.
crimson crimson
yarın 30. yıldönümü olan utanç..
behice boran bahçelievler katliamı’nın işlendiği 8 ekim tarihini “onur günü” olarak ilân etmişti..
walking away walking away
sadece türkiye işçi partisi üyesi oldukları için katledilen gencecik insanlar. ilk önce telle boğulmaya çalışılan, fakat öl(e)medikleri için kafalarına kurşun sıkılan gencecik bedenler. ve bu olayı faillerinden biri olan muhsin yazıcıoğlu, ve onun hümanist yandaşları. gelin bu olayda da hümanist davranan be canlar, yitip giden 7 gencin ailesinin yerine koyun kendinizi. hani muhsin yazıcıoğlu'nun annesinden dem vuruyorsunuz ya, ülkedeki cumartesi anneleri gerçeğini görmeden.

içimi burkan bir diğer olay da, evi basan uyuşturucu kaçakçısı milli kahraman abdullah çatlı ve haluk kırcı'nın " siz nasıl devrimcisiniz lan evinizde silah yok " demesi. o insanlar beyinleri ile mücadele ettikleri için, insanlıktan anladıkları ve medeni oldukları için silah taşımıyorlardı, sizin gibi katil oldukları için değil.
bulletproof bulletproof
failleri gerektiği cezayı bulmadan unutmayanların içinin rahat etmeyeceği katliamdır. kimse kusura bakmasın ama unutulacak ya da affedilecek bir olay değildir. bu olaylar insanlık ayıbı diye geçiştirilemez. faillerin başına bir şey gelirse de bayram edenin de kurban kesenin de arkasındayım.

hümanist miyim? hayır. neden? son cümlede yazıyor: sivas katliamı/@bulletproof. ama bu davranışımın hümanistlikle ters düştüğünü düşünmüyorum, çünkü insanlıktan payını almayanlar hümanizmden pay almayı beklemesin. bu düşüncelerimi de isteyen istediği yere sığdırsın. bu olayın faillerine olan nefretimizi ölüm bile bastıramaz. serdar, hürcan, efraim, osman, latif, faruk, salih; katilleriniz birer birer yanınıza geliyor, bizim soramadığımız hesabı siz sorun.
yenisekme yenisekme
bu olayda görev almış kişilerin ölümüne sevinmek; bir seri katilin ölümüne sevinmek, küçük veya büyük çaplı bir terör örgütünün liderinin ölümüne sevinmek, veya bir seri tecavüzcünün muhtemel ölümüne sevinmekten farklı bir olay değildir. nasıl ki bir katil ölü ele geçirildiğinde "oh olmuş" diyen insana "ama olsun öyle deme, kendi hatası, kendi suçu" demiyorsak, bu olayda da bir ölüme "oh oldu" diyen insana çok enteresan bir tepki veriyormuş gibi davranmamak lazım. hele ki ortada hata kelimesinin korkunç derecede zayıf kaldığı bir olay varsa. adı üstünde, katliam lan. kimse kusura bakmasın ama hiçbir katliama (evet maşşallah 38745 tane katliamımız olduğundan çoğul konuşuyorum) ve katledene böyle bir "olsun bakalım kendi hatası" hoşgörüsüyle yaklaşmam, daha doğrusu yaklaşamam, elimden gelmez. zil takıp oynamayacağım elbet (onu yapacağım adamlar başka) fakat millet kalpsiz demesin diye üzülüyormuş gibi de yapamayacağım. üzülenlerden özür dilerim.
sarc sarc
bu katliamın hala savunucuları vardır. demek ki neymiş, teknoloji gelişiyor, ancak hödüklük modern zamanlarda da baki kalıyor.

garip edit: ben bu entry'i sözlükten birileri için yazmamıştım; madem birileri üstüne alınmış, bırakalım üstünde kalsın.
mental retardasyon mental retardasyon
katliam sırasında kullanılan arabanın eskiden muhsin yazıcıoğlu na ait olması, o sırada abdullah çatlı ile birlikte ülkü ocakları başkan ve başkan yardımcıları olmaları. ayrıca çatlı nın bu işi organize etmesi.
bunların hepsi tesadüf di mi?
dünya pembe zaten, havadaki gökyüzü de hep berrak.
elpinoras elpinoras
sorumlularının cenaze törenleri tbmm'de, tv'lerde, gazetelerde; boy boy, sayfa sayfa "reis'in vedası" şeklinde yansıdığından ötürü her daim unutulmaya yüz tutmuş katliamdır.

katliamın müsebbiblerine meclis törenler düzenler, herkes veda eder, ah canım vah canım çeker, türkiye uyur; güzel ve yalnız ülkem benim.
mental retardasyon mental retardasyon
insan hakları mahkemesinin tekrar gündeme getirdiği katliam.
hayır bir de insan hakları mahkemesine gitmiyorlar mı böyle işte o an delirmemek elde değil.
buyrun burdan yakalım;
insan katledenlerin, insan hakları mahkemesine gitmesi gibi bir durum şimdi. durdum ve düşündüm bi an. sustum sonra.

(bkz: aihm'den "bahçelievler katliamı" kararı aihm, halen metris cezaevinde bulunan ünal osmanağaoğlu'nun, diğer iki sanığın ifadelerine göre mahkum edilmesi ve kendisinin buna itiraz edememesi... cnn türk )
kuzey kuzey
faşizmin bir fikir olmaktan çıkıp cisimleştiği olaydır. zaten faşizm denilen şey de salt bir fikir değildir, insanlık dışı eylemler bütünüdür.
yani herhangi bir faşist ''ben xxx ırkın diğerlerinden üstün olduğunu düşünüyorum'' demesi onun faşist olması için yeterli değildir.
insanlık dışı vandalist eylemlerle bu faşistliğini taçlandırması gerekmektedir.
bahçelievlerde de olan budur. olan, memleketini daha ileri götürmek isteyen, halkının bağımsız ve özgür bir ülkede yaşamasını isteyen 7 genç devrimciye olmuştur.
bu memlekette faşist katliamlar bahçelievler'le sınırlı kalmadı. belkide hala devam ediyor.

90'lı ve 2000'li yıllarda da faşizm çokça gencin hayatını kararttı. telle boğmadılar belki ama ölesiye dövülüp geceyarısı çırılçıplak sokağa atılan devrimci gençler biliyoruz.
işin acı tarafı bunun vatan için yapılıyor olduğu iddiası.

amerikan askerlerine türk kızları hediye edilirken milliyetçilikler cebe saklanıyor. ama bir devrimcinin nefesi bile faşizmi yerinden hoplatmaya yetiyor.

bahçelievler katliamına benzer bir çok olay haberimiz olmadan yaşandı - yaşanıyor. bu tip olaylar da hem bizim memleketin durumunu gösteriyor hem de ne kadar çok işimiz olduğunun.
öldürülen 7 kişiyi de nazım'ın şiirindeki gibi aydınlığa yakılmış 7 mum olarak görmek istiyorum. yoksa nasıl çıkarız karanlıktan aydınlığa.
cccp cccp
türkiyede faşizmin artık en uç noktaya geldiği durumdur.ve bunu yapanlar bir müddet sonra paşalar gibi sokaklarda dolansada bazıları it gibi donarak hakettiklerini bulmuştur...
toprakta adı kalan adam toprakta adı kalan adam
33 yıl önce bugün yaşanan vahşettir.

kimilerinin kahraman olarak andığı abdullah çatlı, muhsin yazıcıoğlu, haluk kırcı ve nicelerinin bizzat organizasyon ve uygulamada aktif olduğu bilinir.

dönemin yükselen hareketi tip'in üyesi olan bu gençler 33 yıl önceki yaşlarında kalmışlardır ama 3333 yıl sonra bile unutulmaycaklardır.
1 /