barcelona

2 /
lord andurien lord andurien
az sayıda gezmiş görmüş birisi olarak söyleyebilirim ki, istanbuldan sonra yaşamak için tercih edeceğim ikinci şehirdir. genel görünüş olarak istanbula oldukça benzemekte, buna ek olarak kurulumunda oluşmuş değişik dokusuyla ayrı bir çekicilik kazanmıştır. sadece 3 gün kalmış, üstüne bir de hastalanarak kabarıp kızarmam sonucu yeteri kadar gezip görememişimdir, lakin o kadar gözlem bile şehri sevmem için yeterli olmuştur. anlatılacak çok fazla şey mevcut, öyleki tüm gezim sırasında otobüs turuna katıldığım yegane şehir olmuştur. çünkü turisitk anlamda önemli yerler belirli bir bölgede toplanmamış, şehre dağılmış durumda, bu nedenle de birkaç günlük bir gezi asla yeterli olmayacaktır, gezip görmek, yaşayıp tatmak gerekmektedir.
şehir hakkında söylenebilecek en önemli isim gaudidir. gaudi olmasa idi barcelona kesinlikle bambaşka bir yer olurdu, şahsın neredeyse şehrin her noktasında parmağı var. gaudinin evi, sagrada familia, nou camp, la rambla, port vell, park guell en bilinen yerleri olmakla beraber en güzel ve doğru olanı boş boş gezinip en ücra köşeleri görülmelidir(tabi g.tü kaybetmeden).
gitmeyi düşünenlere tek söyleyebileceğim, öncelikle gerçekten uzun vadeli seçenekleri araştırsınlar(erasmus, iş, eğitim, vs.). yok turistik bir gezi yeter diyorsanız olabildiğince uzun olmalı, kesinlikle sizi şehrin gerçek dokusunu tadabileceğiniz yerlere götürebilecek tanıdıklarınız olmalı, kesinlikle bir balayı, bir iş amacıyla yapılan gezi olmamalıdır.
1925 1925
sanki şehir değil de küçük bir ülke olan yerdir barselona. her aradığınızı bulabilirsiniz burada. istanbul gibidir doğrudur. karmaşa hakimdir bazen bu şehre ancak yine de belli bir düzen hakimdir. kendi dili, kültürü vardır. modern dünya ve teknoloji ile tarihin bu kadar güzel birleştiği bir şehir ne yazık ki ben görmedim. ha içine sıçmasak belki istanbul bir numara olabilirdi bu konuda ama malesef olamıyor. üniversiteleri, futbol takımı, sagrada familia'sı birbirinden ilginç atraksiyonları ile bir insanın canı sıkılmaz bu şehirde. hani izleyip de zevk alınacak şehirdir, bir daha dünyaya gelinse yaşanacak şehirdir.
le rouge le rouge
yüzü akdeniz'e dönük , muthiş planlı sehir yapısıyla,gaudi nin bıraktığı mimari şaheserlerle , capcalı la rambla ve bir birinden lezzetli tapaslarıyla gönlümde taht kurmuş şehir.futbol meraklıları 11 eu karşılığında barcelona stadını ve kulüp müzesini görmeden dönmemeli.kapıda uzunca bir kuyruk olsa da beklediğinize değecek.
on my toothpaste on my toothpaste
bana hayatımın en güzel günlerinden birini yaşatmış, istanbul'dan sonra kucaklamak istediğim ikinci şehirdir.

bu şehir bütün güzelliğiyle orda durur ve misafirlerini en iyi şekilde ağırlar. bu kadar..
zaknafein zaknafein
amd'nin server ve workstation çözümü olarak sunduğu yeni nesil quadcore işlemcilerine verdiği isim.phenom dan önce çıktığı düşünülürse amd'nin öncelikle daha büyüğe oynayarak geçtiğimiz yıllarda opteron ile kaybettiği pazar payını intelden geri alma isteğine sahip olduğu varsayımı yapılabilir.
urias urias
sokaklarının hiçte hoş kokmadığı kent. tek derdi koku olsun ben yaşamak istiyorum ordaaa diye bağırdığım kent.
hayvanat bahçesinde kuş olsam hayvanat bahçesinde kuş olsam
vejetaryenler için birçok seçeneğin olduğuğu şehir. maoz diye bir vejetaryen restoranı vardır ki vejetaryen olmasanız bile çok güzeldir. gün boyu sokak sanatçılarıyla dolu olan sokaklar geceleri genelde göçmen hayat kadınlarının mekanı olur. la rambla'dan daha çok, gracias mıydı neydi, öyle bir yeri gece gidilesi yerlerdir. barlar kapandığında gençler biralarını alıp küçük meydanlarda içip sohbet etmeye devam ederler. kızlara laf atan canlı türüne burda da rastlanır (bkz: guapa) katalanca konuşulur, ispanyolca konuştuklarında da şiveleri biraz farklı gelebilir. g'leri ğ'ye yakın telaffuz ederler mesela. gece sahilinde uyumak çok güvenli değil, birisiyl nöbet devrederek uyunmalı illa sahilde uyunacaksa. zaten yazın özellikle haftasonları için önceden yer ayırtmadıysanız ucuz hostellerde yer bulmak çok zor.
spaindustrial spaindustrial
ispanyadaki katalunya eyaletinin başkenti, 1992 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapmış şehir.

birisi için eğer gün gelir fırsat karşısına çıkarsa görmesi gerektiğine inandığım şehir. bu şehirde "yapamadım" deyip içinizde ukte bırakacak hiçbirşey yoktur. herşeyi bu şehirde bulmak mümkün.

ulaşmak son derece rahattır, biz havayoluyla olan kısmıyla başlayalım. havaalanı 3 terminallidir; a,b ve c. sizi havayolu firması a terminaline bırakırken bagajınızı b terminalinden verebilir. bu yüzden terminali terkederken dikkatli olun, çünkü terminal kapısından çıktığınız an geriye dönemezsiniz, girmeye çalışsanız da ispanyol hudut polisi ise dil konusunda oldukça zayıftır, derdinizi anlatamazsınız. (çok ironik halbuki tam zıttı olması gerekir.) havaalanından metro bağlantısına geçtikten sonra buradan hareket edeceğiniz nokta, passeig de gracia adı verilen istasyondur, bu istasyon sizi şehrin göbeği olan plaça de catalunya'ya götürecektir. (taksimin altından çıkmak gibi bir durum.) buradan kalınan yere rahatça gidilebilir.

ulaşım konusunda oldukça rahattır. meseleyi 92 olimpiyatlarıyla çözdükleri için şehirde her yere rahat ulaşmak mümkün. s1,s2...s8 adı verilen ve t1,t2...t4 adı verilen metro hatları vardır. ana istasyonları passeig de gracia olduğundan kaybolduğunuzda buraya birşekilde gelmeniz işi kolaylaştırır.

sagrada familia (kutsal aile), bu şehir için çok ünlü bir kilisedir. üstündeki 13 kule, 13 havariyi temsil eder. fakat 130 yıldır hala yapım aşamasında olduğu için kiliseyi gezdiğinizde yükselen iskeleler şaşırtabilir. gezi sitelerince "dünyanın en ünlü inşaatı" olarak bir komik ironi yapılır ki, onu tam olarak yanısıtır.

las ramblas (la rambla) analoji yaparsak beyoğluna benzetilebilir. lakin bu cadde oldukça geniştir, ve her iki yanı da trafiğe açıktır. bu cadde boyunca sağa ve sola saptığınız her yerde çeşitli eğlence yerleri, barlar, diskolar göze çarpar. 7/24 bu caddede hayat vardır. geceleyin size pakistanlı ve iranlı satıcılar size bira satmaya çalışır durur. gündüz ise cadde boyunca çeşitli animatörler ve sanatçılar, eserlerini sergiler, para kazanır.

plaj konusunda avantajı vardır, şehrin olimpiyat köyünün yan tarafındaki kıyı şeridinde denize girilebilir. alışveriş merkezi olarak plaça de catalunya da el cortes ingles , ve las ramblasın sonunda maremagnum söylenebilir. maremagnum deniz kıyısında olduğundan, binanın çıkışında deniz kenarında bir bankta oturulabilir.

gece klüplerine giriş saat 01,30 ye kadar ücretsizdir. bu da belirli kalabalığı sağlamak için yapılır. giriş ücretleri 10 ile 20€ arasında değişir. çok fazla miktarda norveçli ve avustralyalıyı eğlenirken bulabilirsiniz. bir handa sangria içmeniz size keyif verecektir. sangria,içine elma ve limon kesilmiş bir tür şaraptır, ve tadı lezzetli olur.

camp nou tam bir soygundur. sizden stada girmeniz için 13 € isterler. bir video için yaklaşık 10€ talep edeceklerdir. yani kısacası çevresinde hava almanız bile paradır. fc barcelona nın işi nasıl ticaret boyutuna döktüğü görülebilir. bu yüzden, camp nou nun içine girip fotoğraf çektireyim diye soyguna kurban gitmek mantıklı bir davranş değil.

şehirde daha çok anlatılacak şey yazmadan bitireyim. yalnız, siz siz olun sightseeingbus lara para vermeyin. çünkü onlara ödediğiniz bedelle, o rotaları alacağınız 10luk metro kartıyla hayli hayli gezer, artan parayla akşam finlandiyalı kızlarla sangria içebilirsiniz.
toumai toumai
barselonalı bir arkadaşım olimpiyatlar zamanında barselona'nın düzeldiğini söylemişti. barselona gerçekten anlatılmaz yaşanır bir şehir. istanbul ile evet bazı benzerlikleri var ancak genel fiziki yapısı nedeniyle istanbul'dan çok büyük farkları da mevcut. içinde kaybolmak çok kolay çünkü tüm sokaklar paralel, tüm sokaklar aynı, vay bu binalar ne güzelmiş diyorsunuz paraleline geçtiğiniz de yine aynı durumla karşı karşıyasınız. tüm boşluklara istanbul'da bina yapılırken barselona'da meydan ve park yapılmıştır, yaşlılar ve bebekli aileler genelde buralardadırlar. la rambla caddesinde her şeyi bulabilirsiniz, canlı heykellerde dahildir buna. arkadaşım barselona'da kafanız her zaman yukarda olmalı çünkü aşağıda değil barselona yukarıda demişti. bir mimarında bir şehri nasıl kutsal yaptığını barselona'da görebiliriz. evet gaudi, kelimelerle anlatılmıyor bu adam, birader nasıl yaparsın o kadar güzel şeyi sen. binalarından tutun parklarına kadar bir şaheser yaratmıştır barselona'da gaudi beyfendi. metro her yerde olduğu gibi her yere gidiyor ve ücretsiz sayılabilir çünkü içinde hiç görevli bulunmuyor.alıyorsunuz 10 kullanımlık bir metro kartı ve iki kişi kullanıyorsunuz, bazı istasyonlarda hiç kullanmıyorsunuz. ara sokakları her şehir de olduğu gibi burada da gezilmesi gereken yerler, hayat oralarda adeta. şunu da söylemeden edemeyecem. yıllık 20 euroya bisiklet kartı alıyorsunuz ve şehirdeki bisikletleri kullanabiliyorsunuz. çok basit bir olay, bir duraktan alıyorsunuz gideceğiniz yerdeki en yakın durağa bırakıyorsunuz bisikleti. sonra başka duraklardan başka duraklara uçuyorsunuz adeta. tabi plajının olması barselona'yı gözümüzde diğer bir çok yerden daha değerli kılıyor. gerçekten görülesi hatta yaşanılası şehir. barcelona üniversitesi'de bizim taşkışlanın büyüğü resmen, içinde tüm rektörlerinin yağlı boya tabloları vardı ve havuzlarında balıkları.
sugibiazizol sugibiazizol
ispanya'nın istanbul'u.

bir gidince, her yaz barcelona'nızın gelmesi gibi yan etkileri olan, akşam yemeğinin gece 10'da yenildiği ve gecenin de yemekten sonra başladığı, her kaldırımından ayrı keyif alacağınız, uykuyu en az düşündüğünüz kent.
2 /