barda

1 /
iki blok otede iki blok otede
serdar akar'ın yazıp yönettiği, müziklerini selim demirdelen'in yaptığı, öyküsü ve fragmanından edindiğim izlenim ile yeni nesil alternatif amerikan sinemasını andıran, bol miktarda şiddet içeren bir film. merakla bekliyoruz; sağlam bir omurgası varsa, bu enteresan öyküyle izlenesi bir film ortaya çıkmış olabilir. nejat işler baş rolde.
insert coin insert coin
tarantino filmleri kadar kanlı olmasını beklediğim snuff sahneler barındıran tuhaf film.nejat işler oynadığı için hiç düşünmeden izleyeceğim film.2 şubat 2007'de sinemalarda.coming soon.çok komiksun.
cevabın sorusu cevabın sorusu
nejat işler bu filmden sonra gerçek hayatta hiçbir zaman yapamayacağını düşündüğü tecavüzü; öyle bir bar ortamında, ortamın verdiği gazla gerçekleştirebileceğini düşünmüş. kötü kahramanı canlandırdığı için "kötülük cesaret ister" demiş. sadece "kötülük gaz ister" de diyebilirmiş halbuki.
violets violets
belirli bi konu üzerine çekilmiş , olayları dağınık olarak net anlatabilen nadir filmler arasında yerini almayı hakediyor.izlenilmesi gereken türk yapımı filmlerden. serdar akar 'ı başarılı olarak nitelendirmek, oyuncuları da rolleri çok doğal canlandırdıkları için ayrıca tebrik etmek gerekir.
hacker23 hacker23
valla daha demin izlemekten geldiğim süper ötesi film konu biraz sadistçe işlenmiş olsada yinede çok sağlam bir kadroya sahip olan ve kurgusu sağlam olan bir film film asıl olarak adalet sistemimizin neler yaptığını konu almış ama işkence sahneleri baya bir ön planda
burakk burakk
"acaba bunlar benim başıma gelseydi" diye düşünmeden edemediğim,izledikten sonra hareketlerimin kısa süreliğine değiştiğini fark ettiğim etkileyici bir film.yanlız gidilecek sinemanın izleyici profili de önemli bu filmde..zira edilen her küfüre gülen izleyiciler bazen çekilmez bir hal alıyor.
karamelize ekmek karamelize ekmek
hem iyi hem de kötü yanları olan film ama gittiğim için pişman değilim. şiddeti gerçekten sorgulattığını düşünüyorum beyinlere. izlerken gerçekten acı çekmenize neden oluyor. hatta birçok insanın dayanamayarak yarısında bıraktığına da eminim ki böyle bir tavır sergilemelerine filmin gerçek bir hikayeden esinlenerek çekilmesi de etkilidir kanımca. her an her yerde başımıza böyle şeyler gelebileceğini ve eğer gelirse bunları yapanların elini kolunu sallaya sallaya yine aramızda dolaşabileceğini kafalarımıza vura vura anlatmaya çalışıyor film. tereddüt ettiğim kısım ise senaryo yazılırken ve film çekiliren bu olayın benzerini gerçekten yaşamış gerçek madurlardan izin alınmamış olması. umud ediyorum bu gerçek değildir..
46 kromozomum 46 kromozomum
etkisi filmden baya bi sonrasına kadar devam eden, insanın şiddetten uzaklaşmasına ve kendisini sorgulamasına neden olan olağanüstü film. insanlara yanlış olan bir davranışın en uç şekilde nasıl zararları olduğunu anlatması ile şiddeti azaltabileceğine inandığım film.
siradisi siradisi
bu filmin nasıl beğenildiğini bir türlü anlamıyorum. yok efendim şiddetten uzaklaştırıyormuş, yok adaletteki boşluğu gösteriyormuş falan. bunlar pespaye yalanlar. soruyorum bu filmi izleyen "normal" insanlara; sizin şiddetin kötülüğünü anlamanız için böyle bir filmin çekilmesi mi gerekiyordu? bu film kimsenin psikolojisini bozmayacak mı (oda arkadaşım hala etkisinden çıkamadı)? bir de bu film gerçekten sapkınlıklara eğilimi olan insanlara bir taktik verme statüsüne geçmeyecek mi? bu filmi beğenmek kelimesini anlamıyorum, anlayamıyorum. eğer sanat buysa, varsın bütün filmler böyle olsun. o zaman sapkınlık genele yayılınca herkes mutlu mu olacak? adalet sistemini yargılamasına gelince, filmin tek dişe dokunur noktası belki bu. ancak onca tiksindirici sahneden sonra bunun bir anlamı olacak mı? sanatla vahşeti yönetmenler, oyuncular, özetle sanatçı kişiler ayıramıyorsa kim ayırsın?
anarsist anarsist
beğenenin şiddetle, beğenmeyenin de şiddetle beğenmeyeceği şiddetin aslında ana tema olmadığı şiddet filmi.


************************* spoiler **************************

filmden çıktığınızda kendinize ilk soracağınız soru şu olacaktır : kötü adamların iyi çocuklara uyguladığı şiddet,tecavüz ve dayakdan tiksinirken, kötü adamların cezaevindeki öldürülme sahnelerinde içime bi rahatlık, yüzüme bir "oh olsun" gülümsemesi oturdu mu? cevap genelde "evet"dir. evet ben cezaevindeki en az o adamlar kadar kötü belki de onlardan da kötü adamlar, kötü adamları öldürürken vicdanım rahatladı, mis gibi oldu. işte film burda iyi olduğunu kantılıyor zaten. iyi bir filmdir çünkü, o işkence/ tecavüz görüntülerine midemiz kalkarken, kötü adamların cezaevinde öldürülmeden önce en az o kadar işkenceden geçmemiş olmasına, kolayca ölmelerine, vicdanımız tam razı gelmedi. bir filmin bunu başarabilmesi kolay kolay mümkün olmazken; barda, şiddetin bir anda mide bulantısından, nasıl tebessüme dönüşebileceğini çok güzel anlatıyor. şiddet kötü evet. ama kime uygulanırsa kötü? kim uygularsa kötü? nasıl uygularsa kötü? dedirtiyor bize. tecavüzcüleri idam edelim diyen bir zihniyete şiddetle karşı çıkan bir insana (bana), yoksa öyle değil mi, diye bir an düşündürtebiliyorsa "barda", istediğini yapmış demektir zaten. derdini bana anlatabilmiş, son dönem bir derdi olmayan filmlerden tiksinmiş bünyeme, ilaç gibi gelmiş bir filmdir. evet ben rahatsız oldum filmden, işte o yüzden çok iyi bir film.

film dediğin tam da budur. rahatsız eder insanı.. ama iyi, ama kötü. kızarkadaşıyla vakit geçirmek, mısır patlağı yemek ve hahaa haha gülmek dışında bir beklentisi olmayan gitmesin bu filme. pişman olacaktır.

film içindeki futbol imgesi de oldukça ilginçtir. bence filmde futbol üzerine bir çok gönderme varken asıl önemli olan; kötü adamların futbol sahasını keşfettikten sonra çılgınlar gibi sevinmesi, akabinde iyi çocuklarla maç yapmak istemesi. kötü adamların iyi çocuklarla eşit olabileceği tek alan budur çünkü orda. futbol.. şartlar eşit. saha orda. meydan ortada. ezilmişliğin simgesi futbol. çoğumuz galatasaray'ın uefa'yı kazandığında tüm ortadoğulu ve asyalıların galatasaray'ı desteklediğini hatırlayacaktır. futbol böyle bir şeydir zaten, bir mastürbasyon. orda eşit olursunuz. orda tatmin olursunuz. filmde futbol üzerine (bilhassa şiddet ve futbol üzerine) bir çok gönderme olsa da en önemlisi budur. bu yüzden futbola yetenekli iyi çocuk kurşunu yer bacağına, hem ibnedir hemde futbolda iyidir.

"filmde şiddet var" diyerek gitmemek hata olur. zannedildiği şekilde bir şiddet yoktur filmde. asıl rahatsız eden filmde o sahneleri izlerken, olayın bir benzerinin gerçekten yaşanmış olmasıdır. ama "ıssız bir ormanda ağaç devrilmiştir, hiç kimse duymasa da, görmese de o ağaç devrilmiştir".

************************* spoiler ***************************
pia perfectio pia perfectio
film başlamış dakikalar ilerliyorken nejat işler'in ilk defa ekranda boy göstermesiyle sinema salonda bir kopuş gözlendi; alkışlar, ıslıklar, çığlıklar.. bir hezeyan yaşandı. film bitene kadar zor duruldu salon. demek ki neymiş, filmi çekici kılan en büyük faktör nejat işler'miş.
centrocampista centrocampista
-- ortaya karışık 100 gram spoiler--

her serdar akar filminde olduğu gibi; "nerde kalmıştık?" sorusu geçen, etkileyici bir gerilim filmi. adalet sistemine eleştiri anlamında etkili olabilecek, iyisiyle kötüsüyle eleştirilmesi bile konunun önemini hatırlatacak diye düşünüyorum. ancak türk sinemasında hakkının verilmesi gereken filmlerden biri olması gerekirken, maksimum 3 hafta sonra gösterimden kalkmasından korktuğum film olacaktır. bir başka serdar akar filmi olan dar alanda kısa paslaşmalarda da 'futbol asla sadece futbol değildir' sözünün üzerinde durulmuş, bu kez az da olsa.

nejat işler'e film hakkındaki görüşlerinin sorulduğu gala gecesinde; "insanları aç bırakırsanız karınlarını illa ki doyururlar, bir yolunu bulurlar" demişti. düşündürücü kısmı insanın açlık duygusunu sadece karnında hissetmemesi. klişe 3. sayfa haberlerinde gördüğümüz üzere cinsel açıdan bastırılmış bir toplumun bunun üstüne eğitimsiz, sokaklarda yetişmiş delikanlıları, aç kaldıklarında doymanın bir yolunu bulabiliyorlar demek ki. film bence hiç de çizgi dışı değil, belki barda geçmeyecek bu sahneler ama suçluların davranışları bu doğrultuda olmuş ve olacak. filmde kötü adamları oynayanların ne kadar iyi oynadıklarının ölçütü şudur diye düşünüyorum; filmin sonundaki "ceza" yaptıkları karşısında seyirciye "oh olsun" dedirtiyor, zaten hiçbir rol kimseye sırıtmamış, ama kötü adamlar olağanüstü başarılı.

önceden temiz sicilli suçluların cezalarında indirime gidilmesinin ya da diğer birçok hafifletici sebep bulunuşunun adaletsizlik olduğunu düşünüyor, verilen cezaları yetersiz buluyoruz çoğu kez okuduğumuz gazete haberlerinde. müebbet hapse mahkum edilse de suçlulardan ikisi, savcının uygun gördüğü şekilde cezalarını buluyorlar seyircinin tepkisi sorulacak olursa. akıllara bu kez gelen soru, bu şekilde bir cezalandırma mekanizmasının yaygın olup olmadığı. bu da filmde vurgulanmak istenen noktalarda biriydi sanıyorum. çok fazla alin taşçıyan'a bağlamadan bir iki detayı da söyliyeyim bitireyim yazımı.

sinemadan tam çıkacakken yaptığım birşey vardır, oyuncuların ismi geçerken hangisinin adının ne olduğunu merak ettiğim zamanlar olur. herkes çıkma telaşındayken ben neden bunu yapıyorum bilmiyorum. ama bu esnada bi detay yakaladım, cezalandırıcı ekipteki mahkumlardan birini çağan ırmak'a benzetmiştim. kayan yazılarda; mahkumların serdar akar, çağan ırmak, zeki demirkubuz, selim demirdelen ve cemal san olduklarını gördüm. bu ceza kadrosunda yönetmenin kendisinin yer alması, cezalandırma konusundaki düşüncesini yansıtıyor olabilir.

bir başka detay da tgg ile ilgili, "tekrar gözden geçirme" aynı zamanda tgg lakaplı arkadaşın isminin baş harflerini oluşturuyor; tarık güven gölbaşı.

son olarak, müzikleri çok beğendim. 3nokta1'i takip etmeme karar verdirecek güzel bir şarkı koymuşlar filme. sözleri etkileyici, "mutlu olmak için mutlu etmek yeter dediler..." dediler ki adlı şarkı gerçekten güzel.

başarılarının devamını diliyoruz serdar babamızın, genç yeteneklere yer vermesini de alkışlıyoruz ayrıca.


--ortaya karışık 100gr öneri--

gidin bu filmi izleyin hala izlemediyseniz. zaman kaybı olmadığını göreceksiniz.

filmin müziği burada;

`http://www.bardafilm.com/video/filmklibi.htm`

filmle paralel bir vaka da burada;

`http://www.hurriyet.com.tr/pazar/5850513.asp?gid=59`
1 /