barış manço

48 /
tekil kişilik tekil kişilik
unutamadım.
sen, benim çocukluğumdan, annemin yaşadığı günlerden bana kalan en güzel anımsın.
merhum arkadaşım komşu çocuğu serkan, rahmetli annem, kardeşim ve ben gülhane'ye seni görmeye gelmiştik barış abi.
unutamadım.
o zaman cep telefonları da, telefonların flaşları da henüz icat edilmemişti.
elden ele mumlar dolaştı bize kadar geldi, o mumlar yakıldı, o ışıl ışıl gecede unutamadım hep beraber söylendi, hatta trt'nin kayıtlarına da girdi ve sonra o yaz gecesi sen, eller başın üstüne diye diye bir şölen armağan ettin bize.
unutamadım.
hiç unutmam, anneciğim babamdan korkup konserin ikinci yarısında bizi eve geri götürdü.
ne üzüldüm, ah ne üzüldüm!
haklıymışım ya üzülmekte! o anılar öyle değerli ki şimdi...
unutamadım.
o anıların kahramanı sendin ama önce seni, sonra annemi ve sonra da daha gencecik yaştaki arkadaşımı toprağa verdim.
kahramanca bir şeylerdi o gün bizim yaptıklarımız ne de olsa tekrar bir araya gelme imkanımız asla olmayacaktı.
unutamadım.
seni dinlemek, konserinde seni canlı canlı görmek ve izleyebilmek...
yaşandı bu ve asla unutulamazdı.
o güzel kahramanları ve seni unutamadım!

lorquet lorquet
yaşasaydı dönence'yi yaptığı gibi, nick the chopper'ı yaptığı gibi kendi bildiği yoldan sistem eleştirisi yapmaktan geri kalmazdı. ya da sikerim hayat boyu sizle mi uğraşacağım, der kenara çekilirdi. ama yaşamadı.
delipedro delipedro

Barış Manço’nun hiç yayınlanmamış şarkısı ortaya çıktı

barış manço'nun daha önce hiç yayınlanmayan bir şarkısı ortaya çıkmış.
ornek vatandas ornek vatandas
moda'da köşkünde antikalarıyla, uzun saçlarıyla ve parmağında göz alıcı yüzükleriyle piyano çalan, hayatının yarısı belçika'da geçmiş ve buna rağmen çağdaş halk ozanı tavrıyla yediden yetmişe tüm halkın sevgisini kazanmış merhum sanatçımız.
peynir gemisinin kaptanı peynir gemisinin kaptanı
şarkılarındaki çeşitlilik kendisine saygımı zaten artırmıştı. bal böceği diyor, arı benzetmesi ile aşk hikayesi anlatıyor. adem oğlu kızgın fırın havva kızı mercimek'te nuh'un gemisinde bile fırın mercimek vardı diyor. sonra hala kızı zehra'ya sitemini belirtiyor. benden öte benden ziyade deyip dört kitapta geçene selamını gönderiyor. (bizden de olsun.) gülpembesini özlüyor, tam sevdiğini söyleyecekken domates biber patlıcan sesiyle irkiliyor. sarı çizmeli mehmet ağa'ya borç yazdırıp, yüce hakanın dokuz doğuran karısınının masalsı hikayesine nazar eyleyor. dünyada huzur varsa her şeye değer diyor, selam almayana yiğit mi denir diyor. elalemin namusuna yan gözle bakma diyor ve en önemlisi helal lokmayı hep vurguluyor. helal lokmayı unutma ki baltanın ucuna kazma olma diyor.

bunun yanında bugün dikkatimi çekti. aslında hüzünlü kimi şarkılarını "neşeli", tempolu okuyor. (gönül ferman dinlemiyor, bugün bayram, arkadaşım eşek gibi) sanki ahmet hamdi tanpınar'ın:

ne içindeyim zamanın
ne de büsbütün dışında
yekpare büsbütün anın
parçalanmaz akışında

dizelerini bu şarkılarıyla anlatıyor.
kıropapatya kıropapatya
çocukken, serviste sürekli barış manço dinlerdik. her sabah kasetteki ilk şarkı "alla beni pulla beni" çaldığında gözlerimi kapatıp uzaktaki babamı düşünürdüm. resmen aşıkmışım adama. hala her dinlediğimde ilkokul yıllarım, o zaman duyduğum kokular, sesler gelir aklıma.

moda'daki evi şu an müze olarak duruyor. sürekli açık mı bilmiyorum ama biz doğum gününde ziyarete gitmiştik. benim için bir zamanda yolculuk olmuştu. öldüğü gün kullandığı telefon, defter masada nasıl duruyorsa o gün de hala aynı yerinde duruyordu.
mgun mgun
hatırlarım... bugün gibi...

1 şubat 1999... günlerden pazartesiydi ve okullar tatildi yanlış hatırlamıyorsam çünkü felaket karlı bir havaydı... ölüm haberini öğlen bülteninde öğrenmiştik ve o bembeyaz gün bitmeden kapkara olmuştu tüm ülke için...

şimdi genel anlamda da bakınca kendisi olsun, kemal sunal vs bizim için her ne kadar erkenden bu diyarlardan gitmiş olsa da işin aslında en güzel zamanlarda gittiler... ömürleri vefa edip yaşasalardı onlar da şu dönemdeki ayrıştırmalarından nasiplerini alıp sen x'çisin, sen y'cisin, sen hiç yorum yapmıyorsun demek ki onaylıyorsun, sen şunu diyorsun o zaman bizden değilsin vb sözlerle değersizleştirilir, verdikleri tüm emekler, kattıkları tüm güzellikler, yüzlere yerleştirdikleri tüm tebessümler anlamsızlaştırılır, küstürülürdü... bunu öngörmek zor değil, yapmadığımız şey değil zaten... yapardık, yaparlardı... şimdi bile geçmişe dair en ufak bir işaret bulsalar yaparlar hatta...

neyse... toprağı bol olsun...

kalpler!
dengesiz26 dengesiz26
kucucuktum ufacıktım çok severek izlerdim adam olacak çocukları. o çocuklar senin şarkılarınla büyüdü. senin ismime yaptığın şarkı ile anıyorum. huzurla uyu...


48 /