başarı

1 /
viola viola
çevrasindeki insanlar ustaya başarısının gizini sorduklarında, usta bu soruyu iki sözcükle yanıtladı:
'doğru kararlar!'
çevresindekiler bu kez herkesten farklı olarak, sürekli doğru kararları nasıl alabildiğini sorunca bu soruyu tek sözcükle yanıtladı:
'deneyim!'
'fakat bu deneyim denen şeyin gizi nedir?' diye sorulunca usta derin bir iç geçirdi ve şöyle dedi:
'yanlış kararlar!'
misuf misuf
"tek bir kişi bile olsa, birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir..."
başarıyı en iyi anlatan söz bence...
ali kamber ali kamber
kendi adıma konuşmam gerekirse, şu hayatta başarıyla aramda tek bir engel var: başvuru.

başvuru, başarıya giden yoldur. reşit olduğunuzda kendini belli eder bu durum: üniversite sınavına başvurursunuz, yüksek lisansa başvurursunuz, yarışmalara başvurursunuz, konferanslara başvurursunuz, yurt dışı için başvurursunuz, hem de her üniversiteye tek tek, yetmez toefl'a, gre'ye başvurursunuz, olursa pasaport için, vize için başvurursunuz, hepsi bitti geçti sanırken okul biter işe başvurursunuz, evlenmek için evlilik dairesine başvurursunuz... başarılı olmak isteyen bir insanın hayatı boyunca kaç farklı başvuru yapması gerektiğini düşündünüz mü hiç? binlerce, belki de milyonlarca. binlerce, milyonlarca formdan, son günden, vesikalıktan, ikametgahtan ve başvuru ücretinden bahsediyoruz burada.

başarılı insanlar planlı programlı olmalıdır derler ya, işte bunun tek sebebi başvurulardır. eğer devamlı bir yerlere başvurmanız gerekmeseydi, planlı olmanıza da gerek kalmazdı. "yarışma için son gün yaklaşıyor ali, başvurunu yaptın mı?", "ali konferansa başvurdun mu? para için ayrıca dekanlığa ve enstitüye başvurman gerek unutma!", "okul bitiyor, iş başvurusu yapmaya başladın mı kanki?", "konut kredisi için başvur artık istersen hayatım." ben ipin ucunu kaçırdım artık. daha fazla başvuru yapamıyorum. gerçekten. patolojik bir hâl aldı bu artık bende. başvuru formu görünce tiklerim coşuyor, sağ yüzük parmağım titriyor (isteyene gösteririm, çok komik). başvurma yeteneğimi kaybettim!

bir üniversite öğrencisinin daha fazla başvuru yapamayacağını fark etmesi, bir futbolcunun artık futbol oynayamayacağını öğrenmesi gibi bir şey. düşünsenize onca hayal: "şu takımlara giderim, büyük futbolcu olurum, adım pele'yle anılır..." derken bir gün: "üzgünüm coni, ayağında bir sorun var, seni daha fazla oynatamayız." geleceğin futbolcusu coni yerel bir takımda antrenörlük yapsın sonra hayatı boyunca. işte daha fazla başvuru yapamayan öğrencinin durumu da tam budur. ilk fırsatta okulu bitirir, zar zor küçük bir işe başvurur ve hayatı boyunca bir daha başvuru formu görmemeye yemin eder.

biliyorum biraz dramatik anlattım. benim için üzülmenizi istemem. alıştım artık ben. hiçbir zaman atom mühendisi olamayacağımı kabullendim. tek istediğim, o başvuruları yaparken (yarışmalar, üniversiteler, vizeler, bir sürü şeye başvurduğunuzu biliyorum) benim gibileri hatırlamanız. başvurabilmenin değerini bilin. ondan sonra lanet olası başarının tadını çıkarabilirsiniz!
obama dert ben ona mutluluk verdim obama dert ben ona mutluluk verdim
if a equals success, a = y + z + x

y is "work"
z is "play"
x is "shut your damned mouth!"

işin içine x girince yine anlamamaya başlayacağız ancak anlaşılan o ki başarı varılmış olan bir nokta değil, yolculuğun ta kendisi ve kendi içinde handikapları var...
1 /