bay yanlış

vincent vega vincent vega
trt'de yayınlanan anlamsız bir projenin karakterlerinden birisi.

doğru ahmet okul çıkışında maç yapmak kız peşine düşmek yerini kendini erol günaydın'ın canlandırdığı bay yanlış karakterinin yaptığı hataları yakalamaya adamıştı lakin bay yanlış aslında zihinsel engelli olduğundan doğrucu ahmet'in verdiği eğitici bilgeleri anlamış gibi yapıp kafasını sallar diğer hafta yine hata yapardı.kısa film kuşağının son bölümünde doğrucu ahmet bay yanlışın deli raporunu bulmuş ve polise ihbar etmiş böylelikle bay yanlış ruh ve sinir hastalıklarına kaldırılmış lakin dönemin koşulları gereği bu bölüm yayınlanmamıştı
hürrem hürrem
bengü'nün taktik albümünden:

böylesi daha iyi oldu
doğrusu buymuş ikimiz için
cümle alem duydu
ararım kalan eşyalar için...

bundan böyle peşimde dolaşıp
kapatma kısmetlerimi
sen git başkalarına yuttur
çocukça nispetlerini

bitti artık bay yanlış
benim içim zaten yanmış
geçte olsa doğrusu bu
kabul et ya da etme
bu sana kalmış
sakil sakil
can yaman ve özge gürel'in başrolde olacağı yeni bir diziymiş. bilin bakalım konu ne? zengin ancak salaş hayat süren ve aşka inanmayan restoran sahibi özgür ile artık yanlış ilişkilerden yorulmuş, düzgün bir ilişki yaşayıp evlenmek isteyen ezgi'nin aşkı. bu ülkede bir tane özgün eser çıkarabilecek senarist yok mu arkadaş ya? gerçekten bıkmadınız mı aynı şeyleri çekip sunmaktan? hadi siz sıkılmadınız da, bu oyuncular da mı sıkılmadı? özge gürel gibi gerçekten güzel olduğunu düşündüğüm bir kadın, böyle dizilerle ömrünü tükettiğinin farkında değil mi? gerçi izleyen izliyor ki adamlar aynı şeyi yapmaya devam ediyor ama ne bileyim. yazık günah bu diziler için harcanan paralara, verilen emeklere.
hayatı problem çözmek ve hata yapmakla geçen adam hayatı problem çözmek ve hata yapmakla geçen adam
annemle izlemeye başladığımız fakat o daha gerçekçi romantik ve ben daha romantik komedi bir dizi beklediğimiz için onun bırakıp benim devam ettiğim dizi; 12. bölümüyle karakterlerin oturup olayların şaşırtarak beklenmedik şekilde gelişmesiyle benim gibi bir dizi-film kurdunu bile etkilemeyi başardı.

sevenleri için not: la gabbia dizide de bahsedildiği gibi 'kafes' manasına geliyor italyanca'da. tolga'nın oteli la lou'nun ise anlamı ingilizce lou gehrig diye bir hastalığa gönderme olduğuna inanıyorum. bu hastalık özetle sinir sistemini etkileyerek kas hücrelerini küçültüp zayıflatıyor... adam otelinin ismini bile seçerken 'bir hastalık gibi' adım adım ele geçirip ansızın 'sinir sistemi'nden saldırmayı hedeflemiş.
la gabbia da özgür'den tolga'ya geçerken; özgür yıllar boyu yaşadığı 'kafes'inden kurtularak, yeni bir sayfa açarak 'özgürce' uçup hayatını dolu dolu yaşamaya başlayabilecek gibi görünüyor.