bbc nin yozgat belgeseli

nautilus nautilus
bizim yüklendiğimiz değerlerimizi bbc nin savunmasıdır. ellerin dert görmesin bbc.

belgeselde de dediği gibi;
izmir de kordonboyu = yozgat ta lise caddesi


maça tangasını vuran adam maça tangasını vuran adam
yozgat'lı "kamu çalışanı ve yazar mustafa çiftçi" anlatmış yozgat'ı belgeselde.

tırnak içindeki kısım belgesel'in açıklama kısmında bu şekilde yazdığı için öyle aldım, yanlış anlaşılma olmasın.

mustafa çiftçi'nin söyledikleri dikkatimi çeken şeyler:
- özetle şöyle bir laf etti:
"yozgat şöyle, yozgat böyle diyolar ama biz türkiye'nin ortalaması gibiyiz"
bence bu üzücü bir tespit, zira ülke ortalaması olumlu her konuda baya yerlerde, umarım en kısa zamanda bunun çok üzücü bir durum olduğunu anlar yozgatlılar.

- "her yol lise caddesi'ne çıkar" vs diyerek açık açık "mecburiyet caddesi" tanımı yapıp "mecburiyet caddesi demeyelim" diyor. mustafa bey hafif kararsız.

- yozgat lisesi'nin mezunları pilav gününde buluşuyormuş. bir il ile ilgili bilinmesi gereken en önemli bilgilerden biri olduğu kanaatindeyim.

- mustafa bey yozgat'ı anlatırken meral akşener kaplamalı bir araç müzik çalarak geçiyor ve mustafa beyin insicamı bozuluyor. baya küfretti bence içinden. sevmediği belli bi de tam zamanını buldu geçecek hahaha

- mustafa bey özetle sürekli "biz de herkes gibiyiz"e gelmeye çalışıyor. "burda da binalar yıkılıyor yerine yenisi yapılıyor, burda bu binalar yapılırken çevreye dikkat edilmiyor, burda da bekar insan sayısı çok" diyor

- yimpaş'ı çok seviyor mustafa bey. biz yimpaş milleti tokatladı diye biliyorduk ama kendisi yimpaş'a gönülden bağlı. acaba kendi siyasi görüşünden mi yoksa biz mi yanlış biliyoruz bilemedim.

- mustafa bey zaytung'daki şakalara kesinlikle kızmadıklarını hatta onların da güldüklerini söylüyor. anladığım kadarıyla yozgatlılar çok anlayışlı insanlar. bu özellikleriyle bile ülkenin ortalamasının üstündeler, bence bu özelliklerinin üzerine gidip kendilerini bu şekilde tanımlarlarsa daha iyi olur.

- her şeyi açıklayabilirsiniz bana ama şunu açıklayamazsınız :)



size belgeseli özetledim.
anabacı vokke anabacı vokke
allah belamı versin mephisto'da görmüştüm:


KÜRESELLEŞEN DÜNYA’DA TÜRKİYE VE YOZGAT – S. HATİPOĞLU


bir süre yozgatlı bir arkadaşımı kızdırmak için malum kitabı kullandım. ama bbc yozgat belgeseli çekmiş, vay arkadaş...
sychtianarch sychtianarch
yazılanlara bakarak en kısa zamanda izleyip değerlendireceğim. ancak yozgat'ın bir ümraniye veya ankara'dan farklı olabileceğini sanmıyorum. özallikle ankara ulus bölgesi; eski bakanlıklar, gençlik parkı vs keçiören ... bildiğiniz "yeni yozgat". ankara örneğini şu açıdan veriyorum; birincisi cumhuriyet'imizin ideallerinin temeli burada atıldı. bir orta anadolu şehri olmasına rağmen başkent olmasından kaynaklı kendine has bir havası vardı, ikincisi o hava değişti, cumhuriyet'imizin ortaanalu halkı tarafından nasıl nasıl battığını bizzat ankara'ya bakarak tahlil edebiliriz. sergey yutgeviç'in belgeselindeki ankara artık çamur yerine betonla kaplı.

yine "türkiye'nin en gerici şehri neresi" diye soranlar olursa; istanbul ( içindeki bir kaç ümraniye'den dolayı) cevap olaak başı çekecektir. bu durumda yozgat'ı özel veya olduğundan daha itici yapan bir durum göremiyorum. bakanından bürokratına, vasatından parlak insanına kadar türkiye yozgat'tır zaten.