beautiful losers

giberling giberling
eşine az rastlanabilir türde, yanında onlarca gece kulübüne karşın babalar gibi alternatif - az buz bohem takılan bar. akyakaya yolu düşenler için şiddetle tavsiye edilir
larry flynt aslan parçası larry flynt aslan parçası
akyaka'da ses sistemi ne kadar hoş olmasa da hoş müzikler dinlenebilecek bir bu bir de ubu s açıldı bir dönem. beautiful losers ı işletmecisi ve cohen hayranı kemal çekip çevirirdi. iyi kötü günlerimiz geçti. cohen, tindersticks vb. dinler muhabbet ederdik, her hafta bu hafta kapatacağız diye sayıklar toplanmaya başlar vazgeçerlerdi, işleri hiçbir zaman çok iyi olmadı. sonra ubu's el değiştirdi, duyduğum kadarıyla beautiful losers da dönerci olmuş. ortam akyaka'nın yeni türeyen tuhaf diskolarına kalmış. gidemedik son yıllarda. akyaka'ya özel bir merak geliştiren recep tayyip mi gidip oturacaktı beautiful losers'ta, recep kim losers kim zaten, değil mi muhterem?
goethe nietzsche şemsiyeler girdi de sesim çıkmadı goethe nietzsche şemsiyeler girdi de sesim çıkmadı
güzel değil, fakat;

" dünyanın o zamanlarını hatırlıyor musun? uykulu bir parça çalan devasa bir müzik kutusuydu. çalan birkaç bin yıllık bir parçaydı ve biz gözlerimiz kapalı dans ediyorduk. parçanın adı tarihti ve ona bayılıyorduk, naziler, yahudiler, hepimiz. çünkü onu biz yaratmıştık, başımıza gelen herhangi bir şeyin dünyada olup biten en önemli şey olduğuna inanıyorduk."
jouissance jouissance
henüz en başında bir kitap dolusu soru;

"yaklaşık beş bin kitabın çöpüyle dolu tozlu beynimle peşinden koşmaya herhangi bir hakkım var mı?"

"ihtiyar bir edip sonunda aşkı bulabilir ve her gece uyumak için otuzbir çekmekten vazgeçebilir mi?"

öyle sorular vardır ki, cevaplanması bir hakikate doğru götüren yolu açar ve onları yanıtlamadan tek bir cümle bile ilerlemek, soruyu es geçmek anlamına geleceğinden ihanete dönüşür. soru işaretleriyle açılan bir kitap yolculuğa çıkılacağına işarettir. iki soru işaretiyle açıldı kitap ne bir edip olan ne de kafamda beş bin kitabın tozu olan benim için. kitabın çıkaracağı yolculuğa eşlik edebilmem için sorgulayarak yanıtlamam gereken kelimeler, eklemek istediğim yeni sorular (beynimi tozlarından arındırma çalışmam bittiğinde peşinden koşmaya hakkım olacak mı? vazgeçtiğim şeylerin sonunda sen yeniden belirecek misin?) olduğu için kitabı en başında kapattım.

açtım, iki sayfada iki soru işaretiyle karşılaştım, kapattım. böyle bir kitabın gücü karşısında delirebilir kişi. es geçmeden sonuna kadar aça-kapata sabırla devam edildiğinde insana güç kazandırabilecek olan kitaplardan biri olduğunu seziyorum.
hayalperestinhayali hayalperestinhayali
(bkz: görkemli kaybedenler) 60'lı yılların en önemli deneysel romanlarından sayılıyormuş. (bence günümüzde bile en önemlilerinden birisi.)

kitap için kurulabilecek en kısa cümle arka kapağında yer alıyor bence;
cinselliği, ruhanilikle ateşliyor… mistik ve dünyevi, romantik ve müstehcen… fallik tabancayla rus ruletine bir davet.
- kirkus reviews

--- spoiler ---

tutkulu, cesurca, olabildiğince açık sözlülükle anlatılıyor hikaye. bir aşk üçgeni içinde buluyorsunuz kendinizi. bu aşk hikayesiyle birlikte hem insanlığın büyük sorunlarına hem de bireysel trajedilere değinmiş. bütün bu hikayeyi azize sayılan mohawk kızı catherine tekakwitha'nın öyküsüyle birleştirmiş. bazen okurken zorlanıyorsunuz ama bir o kadar da keyif alıyorsunuz.

f. karakteri benim için bazı anlarda jack sorunsalına dönüştü. (aslında benim kafamda canlanan tyler durden - marla singer - the narrator üçlüsü oldu.) gerçekten var mıydı yoksa yok muydu bilemeyeceğimiz o karakter. edith'e duyulan sevgi 2 karakterin onun için oldukça yoğun olarak hissettikleri. ve cevaplarını son cümleye kadar düşünmek zorunda kalacağınız sorular.

"yaklaşık beş bin kitabın çöpüyle dolu tozlu beynimle peşinden koşmaya herhangi bir hakkım var mı?"
"ihtiyar bir edip sonunda aşkı bulabilir ve her gece uyumak için otuzbir çekmekten vazgeçebilir mi?"

kitapta geçen her cümle üzerine saatlerce konuşmak isterim sanırım. sanki herkes için farklı yorumlanırmış gibi hissettirdi çünkü. kimin nasıl düşündüğünü, olaya nasıl baktığını görmek isterdim. bazı cümleleri not almak istedim bunun üzerinde tartışılacak diye not yazmak. garip bir şekilde yorucu ama hoştu kitap benim için. tavsiye eder miyim? işte bu biraz zor. herkesin sevebileceği, okurken bunları kaldırabileceği bir konu değil. cohen'in dili oldukça kaba, yarı-resmi tarihsel anlatımlar ve imalı yaklaşımlar içeriyor.

"hiçbir zaman yeterince sarhoş, yeterince fakir, yeterince zengin olamadım. tüm bunlar beni yaralıyor. yeterince yaralıyor."
"kahrolsun genital emperyalizm! bedenin her köşesi boşalabilir."
"herkes için intikam talep ediyorum."

** küçük bir not: kitap arka fonda cohen şarkılarıyla hoş bir şekilde uyum sağlıyor. denemelisiniz.