beden eğitimi

1 /
all of nothing all of nothing
beden eğitimi sadece top peşinde koşmak ise evet çok yararlı olan ders...
bu dersler genelde hocanın yoklama alması ve çocuklar futbol oynamak isteyenler şuraya,basketbol oynamak isteyenler buraya voleybol oynamak isteyenler oraya şekliyle başlar ve zil çalınca biter...
zeus zeus
ders olarak beden eğitimi çok kek bir ders idi..yani bizim okulda öyle idi, öyle desem daha güzel olacak tabi..bazı okullarda kızlara bile şınav çektirildiğini biliyorum hani..

neyse efendim, güzel güzel top teperdik, böyle çocuklar gibi şendik (zaten çocuktuk)..asıl bizi üzen -yine bizim okula özel bir durum olabilir- bu dersi cuma öğleden sonra son 2 saate koyarlardı..inadına da ders sonunda terli terli, böyle artık sıfır enerji ile tekrar okul kıyafetlerimizin giyilmesi ve bayrak törenine katılmamızı isterlerdi..haa önemli olan bayrak töreninden kaçmak değildi, sadece o saatten sonra tekrar giyinmek zordu..sıcak günlerde hiç de çekilmezdi..resmen bir işkence idi..beden asıl o zaman eğitiliyordu yani..o derece..

sonuçta ortaokul ve lise gençliğin uzun tenefüs kıvamında dersi idi..değişilmez idi..
mavio mavio
ortaokul yıllarının iple çekilen yegane derstir. o zaman yaptığım maçların zevkini şimdi hiçbir şeyde bulamam.
beden eğitimi dersinin olduğu günün gelişini beklemek insanı adeta hayata bağlar.
bir önceki gece hazırlık yapılır; öncelikle ayakkabılar torbaya konur, ardından ayakkabılar ve kıyafetler çantaya...
güzel havalarda voleybol, basketbol ve futbol maçları zevkle yapılırken yağışlı ya da kötü havalarda yalnızca futbol maçı yapılır.

arada zaman kaybı olarak görülen hocanın yaptığı sınavlar olur:
"sağ-sol, kıta dur!" yapılır, çark edilir, basketbolda turnike atılır, voleybolda pas verilir, futbol topu kontrol edilir.
en kötüsü de mart- nisan-mayıs ayları boyunca süren 23 nisan-19 mayıs hareketleridir. hiç bitmeyecekmiş gibi gelir... tek teselli hepberaber olmaktır. bu çalışmalar boyunca kesintisiz muhabbet döner:

-len kemal, şort çok komik olmuş olm!
+ seninki çok güzel sanki! aynısı lan!
- yaşar nerde?
+ 3. sırada...
-sen ne renk olcaksın?
+ne biliim! güneşin altında piştik zaten!

gerçi 1-2 tane uyanık rapor alıp tüyerdi ama hemen hemen herkes katılırdı.

yine de en güzel ders beden dersiydi. yani matematiği ben de severim, zaten mühendis çıkacağım ama hiç bir şey beden dersinin genç dimalar üzerindeki etkisinin önüne geçemez.
mesela beden dersinin olduğu gün banko okulda kalınır, maç yapılır ama dersteki kadar zevk vermez. çünkü beden dersinde yapılan maç, tenefüste de devam eder; hoşlandığın kız gelip seni izler falan... orası ayrı konu gerçi...
ajan ajan
özellikle kasadan atlama, takla atma gibi gereksiz saçma sapan hareketlerin yapıldığı lüzumsuz ders. takla atılan beden derslerinden kaçmak için atmadığım takla kalmadı. bi gün mecburen yakalndım. hoca zorla bana takla attırmaya çalışırken boynumdan gelen kütürtüleri ve 1 hafta boyunca felçli gibi yattığımı hatırlıyorum. tüm israrlarıma rağmen bana takla attırmaya çalışan hocanın boynumdan gelen sesleri duyunca gözlerindeki korku dolu ifade ve kadının yaşadığı tırsaklık gözlerimin önünden gitmiyo....
daytona daytona
turnikeye girmenin, voleybol topuyla düzgün servis yapmanın benim için bi eziyet olması dolayısı ile lisede yerine resim dersini alarak kendimi takdir etmeme yol açan derstir. hadi len öyle şey mi olurmuş demeyin, gerçekten de seçmeli idi benim zamanımda. ayrıca sınıftaki erkek nüfusun kız populasyona oranına bakıldığında beden dersine girmekten daha karlı idi. bir de o koca spor çantayı terli terli taşımak yerine incecik resim çantasını iett otobüsüne sığdırmak daha bi kolaydı.
çakal çakal
bir mert içgören şarkısıdır, sözleri;

aç kollarını
aç bacaklarını
eritçez senle bütün kilolarını
haydi zıpla benle
1 2 3 4
1 2 3 4
al sana
sweatshirt
o koca kıçını ört
salla hadi önümde
sabah öğle akşam günde 3 kere
gencim güzelim daha ne isterim
her isteyene veririm diye düşünme
30-35 yaşına gelince
aranırsın barlarda her gece

zengin koca arıosun biliorum söyle
bakıorum gözün hep yükseklerde
senin gibileri yüzlerce bu şehirde
o yüzden en iyisi sen beni dinle
boyat saçını değiştir 2 haftada 1
çık dışarı biraz dolaş kendini sevdir
rekabet çok kendini geliştir
sana güveniolar aileni sevindir

pahalı değilse alma
kro değilse bakma
zengin değilse açma
elmas değilse takma
herşeye kanma herkese inanma
fırlat çocukları arka arkaya

gucci değilse giyme
merso değilse binme
piyasa değilse gitme
moho değilse içme
zengin değilse verme
kal hamile
sonra boşa kocanı
paraları ye

madem açsın o zaman açmalısın
madem açtın o zaman saçmalısın
madem saçtın o zaman yatmalısın
madem yattın o zaman malsın

haydi zıpla benle
1 2 3 4
1 2 3 4
çek karnını içeri
bırak artık yemeyi
al eline içkini
dik hemen hepsini kim tutar seni
sevmek sevilmek
görmek görülmek senin de hakkın
dayan biraz daha pes etme sakın
o günler de gelecek elbet çok yakın

önce para ev araba zengin koca
aşkı unut şimdilik çok kafana takma
sakın aşık olma çok kaptırma
bunlar sadece deneme yanılma
düşün geleceğini dinlesene anneni
senin için istediği sadece en iyisi
-kızım bulsana artık birisini
*kızma annesi basmıo beyni

pahalı değilse alma
kro değilse bakma
zengin değilse açma
elmas değilse takma
herşeye kanma herkese inanma
fırlat çocukları arka arkaya

gucci değilse giyme
merso değilse binme
piyasa değilse gitme
moho değilse içme
zengin değilse verme
kal hamile
sonra boşa kocanı
paraları ye

madem açsın o zaman açmalısın
madem açtın o zaman saçmalısın
madem saçtın o zaman yatmalısın
madem yattın o zaman malsın

çok okuma çok çalışma çok yorulma
akıllı olma çok konuşma
çocuklara bak
alışveriş yap
takıları tak
ye iç yat sıç kalk her dakka

kim bindirecek seni mersolara söyle
kim götürecek seni alışverişe parise
kim alıcak sana
evi etilerden
kim hadi söyle kim kim??

karşında ali 35 yaşında inşaat mühendisi
aptal ve saftır kendisi
çalışır günün 16 saaati

karşında hakkı 55 yaşında bankacı
biraz yaşlı ama çok anlayışlı
hem tonton hem de tatlı

veeeeeeee...karşında sami
26 yaşında hala öğrenci para yiyici
uyur gündüzleri çıkar geceleri
yedirir içirir kendini emer çok zengin

madem açsın o zaman açmalısın
madem açtın o zaman saçmalısın
madem saçtın o zaman yatmalısın
madem yattın o zaman malsın
dollidolli dollidolli
benim tarafımdan ilköğretim ve lise hayatım boyunca boş ders muamelesi görmüş olan derstir. hiç adam yerine koymadım bunu. ama nedense öğretmenleri benim için tüm spor dallarında başarıdan başarıya koşan birileriymiş gibi gelirdi. futbol maçında beden eğitimi hocası her hangi bir takıma geçince herkeste bir ilk defa uefa’da forma giyen anadolu takımı futbolcusu heyecanı olurdu. hoca hiç anlamasa bile her pas ona giderdi. zamanında hakan şükür için "ulan bana da o kadar pas atsalar bende gol kralı olurum" diye atıp tutanlar ayağına aldığı her topu hocaya paslayıp hoca gol atamasa bile "olsun olm süper şut çekti lan" diye kendine hiç fayda getirmeyecek yalakalıklara başlaması beni çıldırtan son noktaydı. beden dersinin benim için 2 önemli anlamı vardı. birincisi şu; eğer ilk 2 saat bedense bi gün öncesinden yatağa beden eğitimi dersinde giyeceğim kıyafetle girerim. okula laylaylom gelirim. süper bi hisse kapılırdım öyle zamanlarda. ikincisi son 2 saat beden eğitimi dersiyse eğer yoklamayı verip internet cafeye kaçardık ya da yine günlük kıyafetlerimizi çekerdik üstümüze boş boş okul bahçesinde takılırdık. iki olaya da bayılırdım. onun dışında benim için çok da önemli olmayan bir ders olmuştu hep. ilk saatinde 5-10 tur koşu yapıp 15 dakika spor kolu başkanını ortaya alacak biçimde oluşturduğumuz çemberle kol başkanının yaptığı hareketleri tekrar ederdik ki çember olunca domaldığın yerde belli olmuyor arkadan biri yanaşsa ters pozisyon elin kolun bağlı geçmiş olsun. ikinci saatinde de hoca serbest bırakırdı, kızlar ellerine bir voleybol topu alıp paslaşır ya da hiçbir zaman 6’ya 6 olamayacak biçimde voleybol maçı yapar. 10.dakikadan itibaren ortadan kaybolur dedikodu yaparlardı. hayır iyimser düşünce bu, derine inmek istemiyorum. erkeklerde, bir elinde futbol topu bir elinde basketbol topu olan spor kolu başkanını beklerdi. toplar gelince ya futbol maçı yapılırdı ve dışarıda kalan birkaç kişi eline basketbol topunu alıp amaçsızca potaya fırlatırdı (bkz: karpuz) yada basetbol maçı yapacak 2 takım kurulup dışarıda kalanlar futbol topuyla okul bahçesinde paslaşırlardı.

ayrıca spor kıyafeti olmayanların her seferinde yok yazılmakla tehdit edildiği derstir. spor kıyafeti getirmeyen akıllı arkadaşlar ilk ders hoca tarafından azarlanıp tur koşularına falan katılmazlar ancak serbest bırakılan ikinci ders her türlü aktiviteye okul üniformasıyla katılırlar. çoğu kez pantolonları arkadan hafifçe yırtılır ve götüne götüne soğuk hava alınca hayatın ne kadar ibne olduğunu anlarlar.

bu arada ilk ders beden eğitimi olunca bazen müdür yardımcısına gidip "hocam ilk ders bedendi, üniformamı evde unutmuşum izin kağıdı yazar mısınız?" diye gidip izin kağıdı koparınca da evden getirdiğin üniformayı tatlı bir telaş halinde sınıfta saklamanın keyfi de bir başka.

ilk dersin beden olmasının tek handikapı ilk 2 saat beden eğitimi olsa da spor kıyafetlerini gelip okulda giyilmesi gerektiğini ısrarla vurgulayan ve katı uygulamalara giden okul idaresidir. törenlerde bu ne kıyafet evladım diye azar kayanlara "ilk ders bedendi hocaaam" diye hafiften tırsak bir ifadeyle cevap verilir. korkmayın lan göz boyamaca hepsi.

nasıl olsa 5 düşer olm.
cinayet süsü verilmiş kaza cinayet süsü verilmiş kaza
ilkokuldan liseye müfredata illa ki konulan, amaçsız ama zevkli ders. ilköğretim ve ortaöğretim hayatım boyunca sporla bağımı sağlayan tek aktivitedir kendileri.

ilkokulda/ortaokulda artık saçları ağarmış, g.t kılları kadayıf olmuş bir beden eğitimi hocamız vardı, ki kendisi hem beni, hem benden beş yaş küçük kardeşimi mezun etmiştir, hala da o okuldadır, o derece. önce sıraya dizdirir, sağ baştan saydırır, sonra tipik ısınma hareketleri ve yerinde sayma, uygun adım gibi klasik şeyleri yaptırırdı. ilk dersin tamamı bununla geçerdi, ikinci derste ise futbol veya basketbol topunu verir, bahçede kendi halimize bırakırdı. tabi ders öncesi ve sonrası giyinmeye vakit verilmezdi, beden eğitimi öncesi ve sonrası tenefüs illa ki yanardı.

lisede ise spor salonunda futbol oynamaya izin yoktu. 15 dakika ısınılırdı sonra hoca kızlara voleybol topu verirdi, erkeklere de basketbol topu verirdi. ama salon öyle bir şeydi ki aynı anda 3 spor yapılıyordu. ortada fileleriyle kızlar tam saha voleybol oynuyorlardı, erkekler 2 ayrı güruh olarak iki uçta tek pota oynuyordu ve bir köşede de isteyenler badminton oynardı. öyle çılgın bi spor salonuydu. ama allah için büyüktü. son 10 dakika toplar alınır, soyunma odalarına yollanılırdı.

ve cem yılmaz'dan bir alıntıyla yazıyı kapatıyorum:
"en çok şeye kılım, sizin bedene kim giriyor? allaha şükür bizim bedene daha giren olmadı..."
1 /