ben bu yazıyı öylesine yazdım

ropte ropte
sözlük jargonunun olmazsa olmazlarındandır. bazen duyguları ifade edebilecek net bir kavram bulunamaz. sanki hiçbiri söylemek istediklerinizi karşılayacak kadar genişletememiştir içerdiği anlamı. hal böyle olunca arada bir öylesine yazmak iyidir, hoştur.

bazen de sebepsiz, gereksiz sırf laf olsun diye yazılmış yazılardır. belki biraz can sıkıntısından olabilir bak...

"yazdım... yaptım bunu, evet.. öylesine yazdım. ne bir şarkı dindirdi içimdeki buhranı, ne de balkonda yudumlanan bir fincan sıcak kahve... serin bir sonbahar gecesinin ayazı bile şimşekler çaktıramadı gönlümde. ne gecenin karanlığı, ne de yalnızlığın kasveti dostum olamadı asla. en çok ihtiyaç duyduğum şey umutken, ümitsizlik aşıladılar kalleşçe. dost görünüp kuytu girdaplara çektiler, düşman ettiler gün ışığına, umuda, gerçeğe. yalan düşlerle avuttular yüreğimi. tüm düşlerim bilinmeyene giden bir otobüsteydi. inmek istedim müsait bir yerde. kırık kalpler durağıydı sıradaki ve kırılmam lazımdı inmek için, kırıldım... ayak bağıydı gece, sırtımda bir kamburdu yalnızlık, zihnimi karıştırırdı şarkılar, kendimle barışmak için onlara darılmam lazımdı, darıldım... yeniden gülebilmek için, mutlu olabilmek için, aşka varabilmek için bir şekilde umuda sarılmam lazımdı, sarıldım... sebepsiz hüzünler öyle yıprattı, öyle yordu ki ve bunla başetmek öyle zordu ki... ölürüm dediklerim bile en fazla üç tel saçımı beyazlatınca açıldı gözüm. bir denklemdi hayat, tek bilinmeyen bendim. çözülmek için kendime değer verdim. geçmişe baktım gülümseyerek. herkese çokken kendime azdım. ben bu yazıyı öylesine yazdım..."
küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır küçükharfleyazılanherşeyyanlıştır
süreç başladı. götünüzdeki bir atom parçası olmama çok yok. götlere göt kattığım için şimdiden özür dilerim.

bugün kaba bir hesap yaptım, 2 yılda servisi kaçırmamdan ötürü fazladan 1500 lira kadar vermişim. şanım yürüyor.

bugün, yıllardır bakıp ne lan bu dediğim bir tabloyu hissettim, anlamlandırdım.

bilene çok saygı duymuyorum. duyulmayı da beklemiyorum. bilmek çok kolay.

ota yapılan muamele orospu çocukluğudur.

hayırlı geceler.
brkbrk brkbrk
ben bu yazıyı öylesine yazarsam, sende öylesine okumalısın. ama senden yine de öylesine okumamanı rica edeceğim. tabi böyle bir şey mümkünse...
iyidedimmi iyidedimmi
iki elimin parmaklarını kavuşturarak çıtlattım..omuzlarımı yukarı kaldırıp indirdim.beyaz tül perde usluca kıpırdıyordu.gözümün önüne bir gemi geldi.ona baktım.çok uzaktaydı.rengi belirsizdi.yazılmak istemediğini anladım.masadan kalktım.sanırım bir daha yazamayacağım.evin içinde bir kaç tur attım.balkonda sigara içtim.masaya döndüm ancak sandalyeden oturduğum gibi kalktım.sanırım bir daha yazamayacağım.
ay zeytin gece ay zeytin gece
hiç uykum yok entry girelim istersen.

~~~~~~~~•~~~~~~~~•~~~~~~~~•~~~~~~

otobüs yolculuklarında cam kenarına oturmakta aşırı ısrar edenler vardır hani. sanki tüm hayatları buna bağlıymışçasına bir ihtimam gösterirler buna üstelik. hah işte, ben onlardanım.

yanımda çok sevdiğim biri de olsa ben hep o kenarda oturmalı ve akıp giden yolları, binaları, küçüklü büyüklü ağaçları izlemeliyim. çünkü bir şeyleri kaçırma fikri ya da bir şeylerin benden uzakta olup bitmesi fikri bile beni tedirgin ediyor. hayatı kaçırmaktan korkuyorum sanırım. içeride olamıyorum mesela ve bir yerde çok kalamıyorum. sebatsızlık değil bu ya da kıymet bilmemezlik, asla. ben dışarda olma fikrini daima içeride olmaya tercih edenlerdenim sadece. bir de gün içinde leğenle kahve içtim. ondan hep bu giri. ondan.