bengi dönüş

morcivert morcivert
nietzsche felsefesinde pek ön planda olmasa da bengi dönüş kavramının temelleri epey eskiye dayanıyor. sözlük anlamı ezeli-ebedi döngü olan kavram, ilksizliği ve sonsuzluğu ifade ediyor. antik yunanda aristoteles ve pisagor’un tanrıyı, anaksogaras’ın ruhu, diogenes’inse havayı tasvir etmek için kullandığı “ezeli-ebedi” sıfatı, asıl mitolojide zaman tanrısı kronos’la özdeşleştirilince bizim gelmek istediğimiz noktaya ulaşıyor. ezeli-ebedi bir döngü olan zamanda önce veya sonra yoktur, dolayısıyla bir bitimden bahsedilemez. o halde, bu döngünün bir parçası olan insanın yaşamının da bir başlangıcı veya sonu yoktur. hayat sonsuz defa tekrarlanarak süregelir. üstelik bu sonsuzluk içinde kişinin bir değişim yaratma şansı da yoktur. insan, aklının ve sözde iradesinin üstüne çöken bir lanet gibi aynı tiksindirici hayatı ebediyen yaşamaya mahkûmdur.
she gets high she gets high
"eğer bir şeytan gece gündüz seni izlese, en gizli düşüncelerine girip şöyle dese ne olurdu: yaşamakta olduğun ve yaşamış olduğun bu yaşamı bir kez daha ve sayısız kez daha yaşamak zorundasın. yeni bir şeyle karşılaşmayacaksın, tersine her şey aynı olacak. her acı ve her sevinç, her düşünce ve her iç çekiş, yaşantında olan en büyük ve en küçük olaylar senin için yinelenmelidir. tüm bunların aynı sırayı takip etmeleri gerekir. varoluşun sonsuz kum saati sonsuz bir şekilde ve sen, tozların içindeki en küçük toz zerreciği, onunla birlikte döndürülmüş olacaksın. dişlerini gıcırdatıp kendini yere atmayacak mısın? seninle bu şekilde konuşan şeytanı lanetlemeyecek misin? ya da ona şu şekilde yanıt vereceğin anı daha önce yaşadın mı?: 'sen tanrı'sın ve ben daha önce bundan daha kutsal sözler işitmedim.'
kendini ahmet sanan süleyman kendini ahmet sanan süleyman
konuyu daha iyi anlamak için bill murray'nin groundhog day filmi izlenebilir.

phill karakteri 2 şubat kunduz festivali gününü 33 yıl 358 gün boyunca tekrar tekrar yaşar. ölmeye çalışır, tekrar yatakta uyanır filan.

filmde zaten nietzsche'nin die fröhliche wissenschaft adlı kitabından yola çıkılarak yapılmıştır.


bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
3 temel ilkeye dayanır. birincisi evren belirli bir miktarda enerjiye sahiptir ilkesine yani enerjinin korunumu kanununa, ikinci olarak enerjinin bürünebileceği durumların sayısı sınırlıdır iddiasına, üçüncü olarak da zamanın sınırsızlığı ilkesine.

''tarih tekerrürden ibarettir.'' deriz, işte bu teori de bu mantık ışığında doğmuştur. mobius şeridi gibi her başlangıcın sonu da kendisidir. başı ile sonu arasında geçen zaman ise tekrardan ibarettir. keza tarih tamamen tekrardan oluşur. tarihte ilki yaratanlar ise üst insan olarak sıfatlandırılan gruptan olmuştur. ve o ilk de tekrara dönüşmüştür.

"bu dünya ki, başı sonu olmayan bir enerji devi, artmayan ve azalmayan bir güçten oluşmuş, asla kendini tüketmeyen sadece değişim geçiren bir demir kütlesi… sularının uzun yıllar boyunca telaş içinde birbirine aktığı sonsuz bir değişim, sonsuz bir geriye akış içinde olduğu bir güçler denizi… tam bir gelgit şeklinde: en basitinin en karmaşık, en hareketsizinin en hareketli, en katısının en kendiyle çelişen, en soğuğunun ise en sıcak hallerine varmak amacıyla çabaladığı bir güçler denizi. amaçsızca, eğer ki amaç döngünün ta kendisi değilse." der güç istenci kitabında. yani, zaman koskoca ikilikler üzerine oturutulmaya çalışılsa da öyle değildir. bu mantıkta herhangi bir amacın olmadığını, hayatın üçüncü bir parçasının olduğunu söyler. eğer bir geçmiş ve gelecek varsa üçüncü olarak an vardır. eğer bir iyi bir de kötü varsa bir de nötr vardır. eğer bir yukarı ve aşağı varsa bir de merkezi vardır. hayat üçlemeyle oluşur der. ve bu üçleme içerisinde zaman sürekli tekrar eder.

bu noktada einstein'ın görelilik teorisi de bengi dönüş ile birlikte değerlendirilmeli diye düşünüyorum. çünkü einstein uzay ve zamanın birbirinden bağımsız olmayan, iç içe geçmiş uzay/zaman sürekliliği olduğunu bulmuştur. bu da evreni ve yaşamı (zamanı) anlamada kapıyı aralamak demek.

hızınız arttığında insanı çevreleyen atom parçacıkları yavaşlar. ışık hızında giden bir insanda ise durma noktasına ulaşır ancak size göre zamanın akış hızı aynıdır. olayı farkedemezsiniz bile. yani geçmiş-an-gelecek döngüsünden çıkamazsınız. bengi dönüş teorisi de tam olarak budur. her şey sürekli kendisini tekrar etmekte ve biz bunu planlayamadan sadece yaşamaktayız.